Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gerçekleri dile getirmesi batılı güçleri fena halde rahatsız ediyor.  Bu kapsamda İngiliz Financial Times gazetesi Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik algı operasyonlarını her gün farklı başlıklar ile sürdürüyor. İngiliz Financial Times gazetesinin "Erdoğan Suriye ve Irak'ta siyasi suları bulandırıyor" başlıklı yazısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hamlelerinin bölgede hesapları olan ülkelerin oyununu bozduğunu ortaya koydu.

Mygaste.com'un haberine göre, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki varlığından rahatsız olan İngilizlerin "Türkiye'nin de kendi çıkarları doğrultusunda bölgeye asker göndermesi ciddi bir sıkıntı." ifadeleri dikkat çekti. "Musul ile Rakka operasyonlarına Türk askerinin dahil edilmesi, ABD öncülüğündeki DAEŞ karşıtı koalisyonun işleyişini daha da karmaşık hale getirecektir."  şeklinde yazan İngiliz FT, "Suriye'nin kuzeybatısında ise Türkiye ve Ankara'nın desteklediği muhalifler, Pentagon'un Rakka operasyonunda görmek istediği PYD'yi vuruyor." ifadeleriyle terör örgütünün vurulmasından da şikayetçi.

Türkiye'nin Osmanlı topraklarında hak iddia ettiğini yazan İngiliz FT, "Türkiye Cumhurbaşkanı'nın üç temel hedefi var. Musul konusunda kullandığı dil, soydaşlığa vurgu yaparak eski Osmanlı toprakları üzerindeki söz hakkı iddia etmek." iddilarında bulundu. İngiliz gazete ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Fırat Kalkanı Harekatı'yla askeri güç gösterisi yaptığını ifade ederken başkanlık sistemini getirerek de 'Putin'leşeceğini iddia etti..

Türkiye'nin terör örgütü PYD'yi durdurmak istediğini de söyleyen FT, Rakka'ya doğru harekete geçeceğini iddia etti.

İtalya'nın orta kesimini vuran 6,5 büyüklüğündeki depremin ardından bölgede zeminin 70 santimetreye kadar çöktüğü belirtildi. Ülkede son 36 yıldır kaydedilen en şiddetli sarsıntı olan Norcia kentindeki depremin etkilerini tespit etme çalışmaları ve bir yandan da evsizlerin durumuna çözüm bulma tartışmaları devam ediyor.

İtalya Ulusal Jeofizik ve Volkanoloji Enstitüsünün açıkladığı bilgiye göre, depremin meydana geldiği bölgede zeminde 25 ile 70 santimetre arasında çökmeler tespit edildiği bildirildi. Çoğu evsiz, şiddetli sarsıntıda evi yıkılmasına ya da güvenlik sebebiyle girilemez duruma gelmesine karşın bölgede kurulacak çadır kentlerde kalmak istiyor.

Matteo Renzi liderliğindeki hükümet ise bu fikre sıcak bakmıyor. Hükümet, yaklaşan kışı işaret ederek, depremzedelerin Adriyatik kıyısındaki otellere geçici süre yerleştirilmesini öneriyor.

Başbakanı Matteo Renzi, bugünkü Bakanlar Kurulu'nun ardından yaptığı açıklamada, bölgeye en kısa zamanda prefabrik evleri kurarak depremzedeleri buraya yerleştirmek için çalıştıklarını söyledi.

Renzi, Sivil Savunma Müdürü Fabrizio Curcio'yu da daha geniş yetkilerle donattıklarını aktarırken, deprem bölgesinde yağmayı önlemek ve güvenliği sağlamak için daha fazla güvenlik görevlisi görevlendireceklerini açıkladı.

Öte yandan, şu ana kadar 15 bin depremzedeye yardım edildiği belirtildi.

Bölgede, dünkü depremin ardından 700'ü aşkın artçı sarsıntı kaydedildiği de basına yansıdı.

Bu arada, bir grup basın mensubuna da depremde en çok hasarı gören Norcia kentinin merkezi gezdirildi.

Şiddetli sarsıntının ardından kent merkezi harabeye dönerken, tarihi San Benedetto Katedrali'nin ön cephesi dışında neredeyse tamamı yıkıldı.

Kent dışındaki mezarlık harabeye dönerken, bazı tabutların sarsıntının etkisiyle toprağın üstüne çıktığı görüldü.

İtalya'nın başkentinde Roma’da Müslümanlar, mescitlerinin kapatılmasını protesto ederek kentin simgelerinden Kolezyum'un önünde 2 bin kişiyle namaz kıldı. Bangladeş asıllıların mensubu olduğu bir dernek tarafından düzenlenen etkinliğe İtalyan basınındaki haberlere göre yaklaşık 2000 kişi katıldı.
Daha önce de 3 ayrı meydanda namaz kılarak tepkilerini gösteren Müslüman grup, gösterilerin son ayağında mekan olarak antik Roma'dan kalma Kolezyum'un (Flavium Amfitiyatrosu) önündeki Konstantin Kemeri'nin bulunduğu meydanı seçti. Müslümanlar, mescit olarak kullandıkları binaların İtalyan devleti tarafından yasa dışı oldukları bahanesiyle kapatılmasını protesto etti. Namazın ardından yapılan açıklamalarda İtalyan hükümetine ve Roma kent yönetimine Müslümanların ibadetlerini yerine getirebilecekleri mekanlar açmaya izin verilmesi çağrısı yapıldı.
Roma'da resmi olarak cami statüsünde bir tek Büyük Cami bulunuyor. Batı Avrupa'nın en büyük camisi olarak nitelenen Roma Büyük Camii'nin 12 bin kişilik kapasitesi bulunuyor. Ancak kentin uzak mahallelerinde yaşayan Müslümanların ve farklı etnik kökenlerden gelen göçmenlerin, depo, spor salonu, garaj, mağaza gibi binaları mescit olarak kullanmasına sıklıkla rastlanıyor. Yetkililer yasalara aykırı olması ve denetimsizlik nedeniyle güvenlik riski yaratabileceği gerekçesiyle bu gibi mekanları kapatıyor.
Son olarak geçen ay Centocelle mahallesinde Bangladeşlilerin mescit olarak kullandığı bir deponun kapatılmasının ardından bazı Müslümanlar protesto amacıyla Cuma namazlarını meydanlarda kılmaya başladı. Gösterileri organize eden Dhuumcatu derneğinden yapılan açıklamada "İdabet yerlerimizin yasa dışı olarak damgalanıp kriminilize edilmesinden bıktık. Bu yüzden 'Camileri kapamak ibadet etmeyi durduramaz' mesajı vermek için bugün kentin sembol yapısının önünde toplandık" denildi. Derneğin açıklamasında"ibadet özgürlüğünün anayasal bir hak" olduğuna dikkat çekilerek kent yönetimine Müslümanlara çözüm önerisi sunması çağrısı yapıldı.
Öte yandan Roma Büyük Camii, meydanlarda namaz kılarak protesto etme biçimini desteklemediklerini açıkladı. Büyük Cami sözcüsü Omar Camiletti bir radyo kanalına yaptığı açıklamada "Roma bizim kentimiz ve Roma'nın imajına zarar verilmesi bizi de yaralar. Müslümanlara, 'eğer bir Hıristiyan sizin için sembolik önemdeki bir mekanda gösteri yapmaya kalksa nasıl tepki verirdiniz?' diye soruyorum" dedi.

Türkiye’ye karşı olan terör örgütlerine verdiği destek ile büyük tepki çeken Almanya’dan büyük bir skandal haberi daha geldi. Alman telekom şirketi, çıkardığı magazin dergisinde, Türkiye haritasının üzerine Irak Kürt Bölgesel Yönetimi bayrağı çizildi. Alman Telekom AG adlı iletişim holdinginin "reİf magazin" adlı gençlik dergisinde, Avrupa kıtasındaki farklı ülkelerde, ikinci olarak hangi etkin kökenlerin ağırlıklı yaşadığını konu eden bir çalışmaya yer verdi.

Almanya'da yayın yapan Toplum Gazetesi'nden Umut Hoplamaz'ın haberine göre, Hazırlanan çalışmada Türkiye haritası ise Irak Kürt Bölgesel Yönetimi bayrağıyla işaretlendi. Dergide, Türkiye'de Türkler'den sonra ikinci büyük halk topluluğu olarak Kürtler'in geldiğine vurgu yapılırken, Irak'ın kuzey bölgesinde hakim Barzani idaresindeki "Irak Kürt Bölgesel Yönetimi"nin bayrağını kullanılması, Almanya'da yaşayan Türkler'in tepkilerine neden oldu.

Telekom kuruluşunun bu davranışının basit bir hata olamayacağını kaydeden ve altında belli bir kasıt olduğunu iddia eden Türk vatandaşları: "Böyle bir araştırma çalışması, iyi niyetli bir girişim gibi gösterilse de, durum bize farklı geliyor. Bu tür medyatik çalışmalar ile, resmen tanınmamış bir yörenin, bayrak adıyla kullandığı bir sembolün, Türkiye haritası üzerine yayılmış vaziyette resmedilmesi, son derece kasıtlı bir karardır." dedi ve protestolarını Alman Telekom AG yönetimine de ileteceklerini söyledi.

Söz konusu projede diğer ülkelerde de hangi azınlığın ikinci bir etnik grup olarak öne çıktığı da resmedildi. Almanya, Fransa, Bulgaristan, Yunanistan ve Azerbaycan'da da Türk nüfusunun fazlalığının altını çizmek amacıyla, o ülkelerin haritaları da Türk bayrağıyla işaretlendi.

Cumhuriyet gazetesine "PKK ve FETÖ'ye üye olmadan örgüt adına suç işlemek" suçu nedeniyle yapılan operasyona Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz'dan haddini aşan bir tepki geldi. Schulz Türk hükümetine 'ayrıştırma' suçlamasında bulunarak, " Cumhuriyet gazetesi'ne yapılan operasyonla bir kırmızı çizgi daha aşıldı" deme küstahlığında bulundu. Schulz Twitter hesabından şu skandal iddialarda bulundu:

'KIRMIZI ÇİZGİ AŞILDI'

"Murat Sabuncu ve diğer Cumhuriyet gazetecilerinin gözaltına alınması Türkiye’de ifade özgürlüğünün dair bir kırmızı çizginin daha aşılmasıdır. Cumhuriyet, herhangi bir bağımsız gazete değildir: Ülkedeki en eski laik gazetedir ve Cumhuriyet'in bir kurumudur.

Darbe girişimin ardından demokrasiyi savunan Türkiye vatandaşlarının cesaretine dair AB’nin takdirini daha önce de belirttim. Ancak devam eden tasfiyeler, hukuki ve güvenliği sağlama gerekçeleriyle değil siyasi kaygılarla yapılıyormuş gibi görünüyor.

'TÜRK HÜKÜMETİ AYRIŞTIRMA PEŞİNDE'

İdam cezası tartışması, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanması, üniversite rektörlerinin atanması gösteriyor ki Türk hükümeti birlik değil ayrıştırma peşinde."

Fransa'da sahte diplomayla doktorluk yapan bir Türk vatandaşına dava açıldı. Sahte doktor mart ayında mahkemeye çıkacak. Fransa’da sahte diplomayla anestezi uzmanı doktor olarak çalışan bir Türk vatandaşı hakkında dava açıldı. Le Parisien gazetesi, 43 yaşında olduğu belirtilen ve tam ismi verilmeyen sahte doktor hakkında 2013 ve 2016 yılları arasında Nancy kentinin Meurthe-et-Moselle kasabasında çalıştığı doğumevi tarafından suç duyurusunda bulunulduğunu yazdı.

‘"Doktor C." olarak tanınan, sahte diplomasıyla çalışan Türk’ün, daha önce Paris yakınlarındaki Essonne kasabasındaki hastanelerde 2009 ve 2011 yılları arasında görev yaptığı ortaya çıktı. Le Parisien, Nancy’deki polis sorgusunda sahte doktorun, "Sekiz yıldır bu işi yapıyorum ve şu ana kadar hiç bir hata yapmadım" şeklinde ifade verdiğini yazdı. Gerçekte hemşirelik diploması olan bu kişinin, Cezayir’deki bir tıp fakültesini bitiren bir doktor arkadaşının diploması üzerinde oynama yaparak kendi adına sahte diploma hazırladığı belirlendi.

Essonne kasabasında hakkında yapılan isimsiz ihbar üzerine bölgeyi terk eden ve Nancy’ye yerleşen sahte doktorun,bu şikayet ile ilgili olarak 2015 yılında gıyabında bir yıl hapis cezasına çarptırıldığı bildirildi. Fransız gazetesi, 2015 yılında gıyabında hapis cezası alan bir kişinin, o tarihlerde Nancy’de hala anestezi uzmanı olarak çalışıyor olabilmesini "yargının ne kadar yavaş çalıştığını göstermesi açısından skandal" olarak niteledi. Fransa ve diğer ülkelerdeki tıbbi dergilerde ünlü anestezi uzmanları ile ortak imzalı makaleleri de çıkan sahte doktor, mart ayında mahkemeye çıkarılacak.

Almanya Başbakanı Merkel, referandum sonucu AB'den çıkma kararı alan İngiltere'yi sıkıştıracak hamleler atmaya hazırlanıyor.Almanya Başbakanı Angela Merkel, Avrupa Birliği'nden ayrılma takvimini açıklayan İngiltere'ye karşı daha sert bir tutum izlemeye başladı. İşte Merkel'in hazırladığı ve Fransa Cumhurbaşkanı Hollande'ın da kabul ettiği İngiltere'ye yeni yaptırımlar: 
İngilizler artık AB'ye vize ile girebilecek. 
İngiliz işadamlarına ekstra vergi kanunu çıkartılacak.
AB fonlarında paraları olan İngilizler'den ek ücret alınacak. 
Avrupa Birliği ülkelerine İngiliz malları ekstra vergi ile alınacak.
AB ülkelerindeki Sterlin stoku azaltılacak..

Diğer Makaleler...

En son haberleri e-posta ile almak için lütfen e-postanızı yazın.