Berlin'de yaklaşık 2.5 milyon seçmenin oy kullanabildiği eyalet meclisi seçimlerinde yerel saat ile 18.00’de oy verme işlemi sona erdi. Alman Birinci Televizyon Kanalı ARD'nin açıkladığı ilk sandık çıkış anketine göre, Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde SPD, oyların yüzde 23.1'ini alarak birinci parti çıktı. SPD'nin 2011'deki seçimlere göre yüzde 5,2 oranında oy kaybetmesine rağmen eyalette iktidarda kalması bekleniyor.

SPD Berlin Eyaleti Teşkilatı Başkanı Michael Müller, seçmenlere yönelik yaptığı konuşmada, partisinin seçimlerden birinci parti çıkarak hedefi yakaladıklarını belirterek, hükümeti kurma görevinin kendilerine verildiğini ifade etti. Başbakan Angela Merkel'in genel başkanlığını yaptığı Hristiyan Demokrat Birlik Partisi de (CDU) 5 yıl önce yapılan seçimlere göre yüzde 5.2 oranında oy kaybederek yüzde 18.1'de kaldı.
SOL PARTİ OY ORANINI ARTIRDI
Yeşiller Partisi de bir önceki seçimlere göre yüzde 1 oranında oy kaybederek yüzde 16.6 ile üçüncü oldu. ARD'nin sandık çıkış anketine göre oyunu yüzde 4.7 oranında artıran Sol Parti yüzde 16.4 ile dördüncü oldu.
AŞIRI SAĞCILAR DA MECLİSE GİRDİ
Eyalette ilk kez seçimlere katılan aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi de yüzde 11.7 oranında oy alarak meclise girdi. Hür Demokrat Parti'nin (FDP) yüzde 5'lik seçim barajını aşarak yüzde 6.5 ile yeniden Eyalet Meclisi'nde yer alacağı belirtildi. Diğer partilerin ise toplam 7,6 oranında oy aldığı ifade edildi. Geçici resmi sonuçların eyalet seçim kurulu tarafından bu gece açıklanması bekleniyor. Seçimlere katılım oranının ise 2011'e göre yüzde 7 oranında artarak yüzde 67'ye yükseldiği kaydedildi.

İtalya'nın Sardinya adasında bir kasabada belediyenin eleman eksikliği yüzünden belediye başkanı kendisi sokakları temizlemeye başladı. Zerfaliu Belediyesi'nde çevre temizliği hizmetlerinden sorumlu son çalışanının 6 ay önce emekli olması üzerine sokaklarda çöp ve kirlilik artmaya başladı.

Bürokratik engeller yüzünden yeni eleman alamayan Belediye Başkanı Pinuccio Chelo, sonunda kolları sıvayarak şahsen temizliğe girişti.

BBC'de yer alan habere göre 23 Eylül'de kutlanacak olan, kasabanın önemli etkinliklerinden Aziz Pio Bayramı öncesi meydanların temiz ve hijyenik olmasına özen gösteren Belediye Başkanı, "Vatandaşlarımızın temiz ve şık bir kasabaya sahip olmaya hakları var" dedi.

Yerel basına konuşan Başkan Chelo, yeni işe alımlar yapabilmek için bir ay önce başvuruda bulunduklarını ancak işe alımlardan sorumlu görevlinin hastalık iznine ayrılması nedeniyle bürokratik işlemlerin durduğunu anlattı.

'GERÇEK BİR BAŞKANSIN'

Belediyenin kasasında para olmasına ve kasaba halkı arasında işsizlerin de bulunmasına rağmen bürokrasi engeline takıldıklarından yakınan Belediye Başkanı, "Hem çok sayıda işsize çalışma imkanı sağlayabilir hem de kent merkezini güzelleştirebilirdik" diye konuştu.

Öte yandan basındaki haberlere göre kasaba halkı başkanlarını sokakta elinde süpürgeyle görmekten memnun.

Zerfaliu sakinleri sokakları temizlerken gördükleri Belediye Başkanı'na "Bravo, gerçekten çalışan bir başkansın" diye destek gösterisinde bulunuyor.

Sosyal medyada yapılan yorumlarda da kimileri başkanı tebrik ederken kimileri ise İtalya'da bürokratik işlemlerin karmaşıklığı yüzünden küçük yerleşim birimlerinde bu gibi durumlara sıklıkla rastlandığını yazdı.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Suriye’de ilan edilen ateşkes sonrası AB’nin Türkiye ile işbirliği yapıp bölgeye insani yardım gönderme ve siyasi çözüm sürecini geliştirme imkanının olduğunu söyledi.

Strazburg’da devam eden Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu’nda 15 Temmuz Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimi ve sonrasında Türkiye’deki durum değerlendirildi.

Genel Kurul’a Türkiye ziyareti ve temasları hakkında bilgi veren Mogherini, AB’nin 15 Temmuz gecesi Türk demokrasisi ve kurumlarını savunmak ve seçilmiş yönetimini desteklemek için harekete geçtiğini ifade etti.

Mogherini, "AB olarak açık ve samimi bir mesaj verdik, o gece Moğolistan’daydık ve kişisel olarak hemen müdahale ettim ve demokratik kurumlarını savunmak için harekete geçtim" diye konuştu.

Hiç tereddüt etmeden tepki gösterdiklerini ve destek verdiklerini aktaran Mogherini, AB’de ve AB adayı bir ülkede askeri darbenin yerinin olamayacağını belirterek, demokrasiyi savunmak için Türk halkının yapılan çağrıya uyarak bir araya geldiğini dile getirdi. Mognerini, "Bu duyarlılığı selamlıyoruz" dedi.

"TÜRKİYE AB İÇİN BÖLGEDE KİLİT ORTAKTIR"

Ankara ziyaretinde darbe girişimi ve sonrasındaki gelişmeleri ele aldıklarını açıklayan Mogherini, PKK’nın AB’ye göre bir terör örgütü olduğunu tekrarladığını, bir çözüme ulaşmanın şartının da PKK’nın silah bırakması olduğunu aktardı.

Mogherini, Suriye’deki gelişmeleri yakından izlediklerine işaret ederek şunları söyledi:
"Suriye’nin toprak bütünlüğü korunarak barışçıl bir çözüm bulunmalıdır. Ateşkes bir umut ışığıdır ve destekliyoruz. İnsani yardım ve barış süreci konularında AB büyük görevler üstlenebilir. Türkiye, AB için bölgede kilit ortaktır. Türk ve AB toplumu gittikçe daha fazla birbirinden uzaklaşıyor. Türkiye ile bağlarımız açık, ciddi ve dürüst olmalıdır. Aday ve komşu bir ülke olan Türkiye’de demokrasi ve hukuk devletini desteklemeliyiz."

Mogherini, Cerablus'taki harekata ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bu sorunun askeri yollardan bir çözümü olmadığı konusunda hemfikiriz. Sadece siyasi bir süreç Suriye’ye demokrasi getirebilir, savaşı durdurabilir. Bu konuda hemfikiriz. İlan edilen, daha doğrusu ortaya çıkan umut ışığı gerçekleşir ve devam ederse bizim birlikte hareket etmemize, Türk dostlarımızla birlikte insani yardımları ulaştırmamıza ve siyasi süreci kolaylaştırmada etkili olacaktır."

"TÜRK HALKI HEYKELİ DİKİLMEYİ HAKEDİYOR"

Oturumda söz alan AP Dış ilişkiler Komitesi Başkanı Elmar Brok, "Aynı anda DAEŞ ve PKK’ya karşı savaşan bir ülke olan Türkiye’nin verdiği mücadelenin zorluğunu anlamalıyız" dedi.

AP Türkiye Raportörü Kati Piri ise "Türk halkı heykeli dikilmeyi hak ediyor. Türk medyasındaki çoğulculuk sayesinde 15 Temmuz gecesi halk bilgilendirilebildi ve demokrasiyi savunmak için sokaklara indi" sözleriyle Türkiye ziyaretine değindi.
AP’nin İsveçli üyesi Anna Maria Corazza Bildt, Avrupalı meslektaşlarına "Türk halkının 15 Temmuz’da yaşadığı şoku anlamaya çalışma" çağrısı yaparken, AB’nin üyelik müzakerelerinde 23. ve 24. fasılları açması ve Türkiye’nin mücadelesini desteklemesi gerektiğini söyledi.

Yeşiller Grubu Başkan Yardımcısı Alman Parlamenter Ska Keller de Türkiye’nin milyonlarca mülteciye kapısını açan bir ülke olduğunu, AB’nin Türkiye, Türk halkı, toplumu ve STK’larına destek olması gerektiğine işaret etti.

"TÜRKİYE İLE İLGİLİ KULLANDIĞINIZ KELİMELERE DİKKAT EDİN"

Türkiye konulu oturumda üyelerin konuşmasından sonra söz alan AP Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn, şunları kaydetti:

"Geçmişinde birçok askeri darbe yaşayan Türkiye, bu sefer darbeyi önlemeyi bildi. Ziyaretimde birçok kurum, siyasi parti, STK ve basın temsilcisi ile konuşma fırsatım oldu. Türk halkı hala bu şokun içerisinde. Anlayışlı olmamız gerekiyor. AB olarak Gülen’in nasıl büyük bir tehdit olduğunu anlayamadık. Hükümetini eleştirsek bile çok bileşenli 80 milyon nüfusun yaşadığı büyük bir ülke Türkiye. Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarı için çalışmalıyız."

Hahn, ayrıca AP üyelerine, Türkiye hakkındaki gelişmeleri anlatırken kullandıkları kelimelere dikkat etmeleri uyarısında da bulundu.

Çek Cumhuriyeti’nin yeni adı ‘Çekya’ Birleşmiş Milletlere ve diğer uluslararası kurumlara resmen bildirildi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Michaela Lagronova Cuma günü yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakanlığı’nınÇekya isminin ve Fransızca, Almanca, Rusça, Arapça ve Çince gibi farklı dillerdeki versiyonlarının Birleşmiş Milletlere ve uluslararası kuruluşlara bildirdiğini duyurdu. Bakanlık ismin kullanılması için kimseyi zorlamayacaklarını ifade ederek zamanla bu ismin tarihteki yerini alacağı açıklandı. Bir kısım politikacının önerdiği Çekya (Czechia) adına karşın bazıları ise ülkenin adının Çekistan (Czechlands) olmasını savunuyorlardı. Bu sene başında yapılan bir anketin sonucuna göre ise 22 bin kişi Çekya ismini beğenemezken, sadece 7 bin kişi bu ismi beğenmişti. Çekoslovakya’nın 1989 yılında Kadife Devrimi’yle komünizmden kapitalizme dönüş yapmasının ardından 1993 yılında ülke barışçıl bir biçimde Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak iki ülkeye ayrılmıştı.

İngiltere'nin Suudi Arabistan'daki büyükelçisi Simon Collis, eşi Hüda Mujarkech ile birlikte Kâbe'yi ziyaret ederek hacı oldu. İngiliz diplomat, Müslüman olduğunu da Twitter'dan açıkladı. 60 yaşındaki Collis, hacca giden ilk İngiltere Büyükelçisi olarak kayıtlara geçti. Mekke'de üzerindeki ihramla görüntülenen Büyükelçi Collis'in fotoğrafını, Suudi yazar ve kadın hakları savunucusu Fevziye Elbekir Twitter'dan paylaştı.
Elbekir mesajında, "İlk kez bir İngiltere Büyükelçisi Hac görevini yerine getiriyor. İslam dinine geçen Büyükelçi Collis ve eşi Hüda Mekke'de. Allah büyüktür" dedi.

Collis'i hacca gittiği için tebrik edenler arasında Suudi Arabistan Prensesi Basma bin Suud da vardı: Büyükelçi ve eşine en içten tebriklerimi iletiyorum.

IRAK, SURİYE VE KATAR'DA DA GÖREV YAPTI

Büyükelçi Collis de Twitter'dan gelen tebriklere teşekkür etti ve eşi Hüda ile evlenmeden kısa bir süre önce Müslüman olduğunu açıkladı:

"Özetlemek gerekirse, 30 yıl Müslüman toplulukların içinde yaşadıktan sonra eşimle evlenmeden önce İslam'a geçtim."

Simon Collis, 2015'ten bu yana İngiltere'nin Riyad Büyükelçisi. Daha önce Irak, Suriye ve Katar'da da görev yapmıştı.

Collis, 2012 yılında Suriye'de görev yaparken artan güvenlik endişeleri nedeniyle merkeze çekilen diplomatlar arasındaydı.

İngiliz büyükelçi Suriye'deki iç savaş nedeniyle ülkenin Devlet Başkanı Beşar Esad'ı da sert şekilde eleştirmişti.

Mekke'de üzerindeki ihramla görüntülenen Büyükelçi Collis'in fotoğrafını, Suudi yazar ve kadın hakları savunucusu Fevziye Elbekir Twitter'dan paylaştı.

Elbekir mesajında, "İlk kez bir İngiltere Büyükelçisi Hac görevini yerine getiriyor. İslam dinine geçen Büyükelçi Collis ve eşi Hüda Mekke'de Allah büyüktür" dedi.

 

Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier, Türkiye'nin kendileri için anahtar ülke olduğunu söyledi. Steinmeier, "Darbe girişiminin demokratik kurumlara bir saldırı olduğunu hakikaten yeterince açık bir şekilde ifade edemedik" diye konuştu. Frank-Walter Steinmeier, Federal Meclis'te bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, Türkiye'de, 15 Temmuz'daki Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin Almanya tarafından yeterince ciddiye alınmadığı ve dayanışma gösterilmediği yönünde bir izlenimin oluştuğunu belirtti.

Steinmeier, Türkiye'de ayrıca, özellikle Almanya'da başlangıçta bu darbe girişiminin bir senaryo olarak görüldüğü iddialarının bulunduğunu anımsattı.
Bratislava'da AB Bakanı Ömer Çelik'le görüşmesinde Almanya'nın tutumunu anlattığını ifade eden Steinmeier, Çelik'e, "Belki, biz gerçekten bu menfur darbe girişiminin demokratik kurumlara bir saldırı olduğunu hakikaten yeterince açık bir şekilde ifade edemedik. Belki, Türk halkının darbeye karşı koymasına büyük saygı duyduğumuzu kamuoyuna anlatmayı başaramadık." dediğini aktardı.

'Kesin bir şekilde söylemek lazım'

Steinmeier, "Bu açıdan her zaman kesin bir şekilde Türkiye'nin yanında olduğumuzu söylemek lazım." dedi.

Ancak Türkiye'deki olaylara ve tehlikelere ilişkin "Avrupa'dan yöneltilen her eleştiri içeren sorunun kibir ve vurdumduymazlık olarak görülmemesi" gerektiğini ifade eden Steinmeier, elbette söz konusu darbe girişiminin siyasi ve hukuki olarak açıklığa kavuşturulması ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini kaydetti.

'Türkiye bizim için anahtar bir ülke'

Steinmeier, ancak hukuk devleti standartlarının korunması beklentisi içinde olduklarını, bunun uygunsuz bir istek olarak hissedilmemesi gerektiğini belirtti.
"Türkiye bizim için anahtar bir ülke" diyen Steinmeier, bunu sadece Türkiye'de bulunan 2,5 milyon sığınmacıdan ve Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında yapılan sığınmacı anlaşmasından dolayı söylemediğini aktardı.

Barış için çaba harcayanların Türkiye'ye ihtiyaç duyduğunu belirten Steinmeier, "Kim bu kürsüde konuşmak ve Suriye, Irak ve Libya konusunda bir şey söylemek istiyorsa, bu ihtilafların hiçbirinin Türkiye'yi bir şekilde masaya almadan çözülemez olduğunu bilmesi lazım." şeklinde konuştu.

Macaristan'a son üç günde yasa dışı yollardan girmeye çalışan 292 sığınmacı hakkında yasal işlem yapıldı. Macaristan Ulusal Polis Merkezi'nden yapılan açıklamada, ülke genelinde geçen cuma 114, cumartesi 92, pazar günü de 86 olmak üzere toplam 292 sığınmacı hakkında, "Yasa dışı yollarla ülkeye girmeye çalışmak" gerekçesiyle işlem yapıldığı belirtildi. Ulusal Polis Merkezi verilerine göre, Macar güvenlik birimleri, 16-22 Mayıs'ta 876, 23-29 Mayıs'ta ise 882 kaçak göçmen hakkında işlem yaptı.
Geçen yıl sığınmacıların Batı Avrupa'ya geçmek için en önemli duraklarından biri olan Macaristan, sığınmacı akınını durdurmak için Sırbistan ve Hırvatistan sınırlarına jiletli tel örgü çekmiş, sınır bölgelerinde olağanüstü hal ilan ederek, yasa dışı geçişlere uygulanan cezaları artırma yoluna gitmişti. Macaristan, sınırlarını korumak kapsamında, Vişegrad Grubu'nun (Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Slovakya) desteğiyle sınırlarına asker ve polis de göndermişti. Macar hükümeti, sığınmacı krizi çerçevesinde Balkan ülkelerindeki belirsizlik dolayısıyla, 9 Mart tarihinde sınırlardaki güvenlik önlemlerini artırıp, ülke genelinde "acil durum" kararı almıştı.
Macaristan son olarak 3 Nisan'da, sığınmacı girişini engellemek için, Bacs-Kiskun ve Csongrad bölgeleri arasında yer alan, çeşitli su yolu ve sazlıklar dolayısıyla yürüyerek geçişlerin çok zor olduğu Macaristan-Sırbistan sınırındaki Kelebia'da da tel örgü çekmeye başlamıştı.

Diğer Makaleler...

En son haberleri e-posta ile almak için lütfen e-postanızı yazın.