Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk, AB üyesi ülkelere gelip iltica başvurusu yapmaya çalışan göçmenlere "Avrupa'ya gelmeyin" çağrısı yaptı. AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, Atina’dan potansiyel yasa  dışı göçmenlere seslenerek "Avrupa’ya gelmeyin. İnsan kaçakçılarına inanmayın.  Hayatlarınızı ve paranızı riske atmayın. Buna değmez" dedi. 

Tusk, sığınmacı kriziyle ilgili düzenlediği ziyaretlerin Atina  durağında Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras ile yaptığı görüşmenin ardından  düzenlenen basın toplantısında Yunanistan'ın sığınmacı krizinden en çok etkilenen  ülke olduğunu belirterek, Yunanistan'ı Schengen dışında bırakmanın hiçbir şekilde  krizi çözmeyeceğini yineledi.

Tusk, Avrupa içerisindeki ayrılıklardan kaçınılması gerektiğine  değinerek, "Her ne kadar uluslararası şartlarda anlaşılabilir olsa da önceliği  koordinasyon olmayan tek taraflı kararlar Avrupa'nın dayanışma ruhuna zarar  veriyor" ifadelerini kullandı.

Türkiye ile düzenlenen Ortak Eylem Planı’nın şu anda öncelikleri  olduğunu dile getiren Tusk, "Bu planın başarılı olması elimizden geleni  yapmalıyız. Şu anda şahit olduğumuz bu yüksek rakamların hızla azalması  gerekiyor. Türkiye'den Yunanistan'a geçen yasa dışı göçmenlerin Türkiye'ye geri  dönüşlerini artırmamız gerekiyor. Dün 300’den fazla göçmenin geri kabul edilişi  iyi bir işaret” şeklinde konuştu.

Tusk, yasa dışı göçmenler için Yunanistan’ın artık bir geçiş ülkesi  olamayacağına işaret ederek, şunları kaydetti:

"İki hafta önce anlaştığımız üzere, gümrüklerden akın akın geçiş  diyebileceğimiz süreci sona erdirmeliyiz. Bu yüzden, Atina’dan potansiyel bütün  yasa dışı göçmenlere seslenmek istiyorum, Avrupa’ya gelmeyin. İnsan kaçakçılarına  inanmayın. Hayatlarınızı ve paranızı riske atmayın. Buna değmez. Yunanistan veya  herhangi bir Avrupa ülkesi bundan sonra geçiş ülkesi olmayacak. Schengen  kuralları tekrar yürürlükte olacak."

Balkan rotasındaki durumun dramatik bir hale geldiğine ve sığınmacı  sorunuyla karşılaşan Avrupa ülkelerine ve Suriye’ye komşu ülkelere desteğin  artması gerektiğine dikkati çeken Tusk, Avrupa Birliği üyesi ülkeler için  verilecek 700 milyon avroluk acil durum yardım kararını memnuniyetle  karşıladığını dile getirdi.

Başbakan Çipras da "Yunanistan ülkede bulunan herkese kültürünün bir  gereği olarak elinden gelen tüm yardımı yapacak" dedi. Çipras, Avrupa Konseyi'nin  kararlarının aksine gerçekleştirilen tek taraflı eylemlerin ise Avrupa'nın  zayıflığını gösterdiğini anlattı.

Türkiye'yle işbirliğinin önemine dikkati çeken Çipras, yeniden  yerleştirme süreçlerinin bir an önce hızlandırılması gerektiğini ifade etti.

Alman Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble, İngiltere’de 23 Haziran’da yapılacak Avrupa Birliği (AB) referandum sonucu birlikten çıkma kararı alınırsa ağlayabileceğini söyledi. Wolfgang Schaeuble, İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen İngiliz Ticaret Odaları Yıllık Konferansı’nda, Ada’nın AB’de kalmasına yönelik açıklamalarda bulundu. Alman Bakan, “İngiltere’nin AB’de kalmasının daha iyi olacağı kanaatindeyiz. İngiltere’nin yaptığı son anlaşma yararlı bir anlaşma çünkü hem İngiltere AB’de kalıyor. Hem de bu AB için de çok güzel, birliği daha rekabetçi bir hale getiriyor. Eğer Birleşik Krallık AB’nin bir üyesi olarak tutulmazsa, sanıyorum Avrupa kıtasının daha az istikrarlı, daha değişken olacağını göze almıştır.” ifadelerini kullandı.

İngiltere’nin AB’ye hem güvenlik hem de dış politikada en çok katkı sağlayan ülkeler arasında olduğunu belirten Alman bakan, hiçbir müttefiki kaybetmek istemediğini ve İngiltere’nin rekabet güçlerini artırdığını vurguladı.

Konferansta Alman bakana Haziran’da yapılacak referandum sonucu İngiltere’nin birliği terk etme ihtimali sorulması üzerine ise Schaeuble esprili bir şekilde, “İngiltere AB’yi terk ederse, ağlarız.” cevabını verdi.

Ukrayna İçişleri Bakanı Arsen Avakov, Rusya'ya bağlı Kırım Cumhuriyeti'ni geri almak için orduyu, polisi ve Ulusal Tugay'ı hazırladıklarını açıkladı. Avakov'u eleştiren Kırım Başsavcısı Poklonskaya, Kiev yönetimine kendi işleriyle ilgilenmelerini önerdi.'1+1' televizyonuna konuşan Avakov, "Yeni orduya, yeni Ulusal Tugay'a ve yeni polis teşkilatına ihtiyacımız var. Ukrayna devleti, bunlar üzerinde çalışıyor. Tüm bu kurumları yeniden oluşturduğumuzda, irademizi ortaya koyacağız ve Kırım bizim olacak. Bu konuda en ufak şüphem yok" iddiasında bulundu.

'KENDİ İŞLERİNE BAKSINLAR'

Kırım Başsavcısı Natalya Poklonskaya ise, Kiev yönetimine kendi işleriyle ilgilenmelerini tavsiye etti. Avakov'un sözlerinin Rusya Federasyonu Ceza Kanunu'nun 208'inci maddesi kapsamında suç sayıldığını ifade eden Poklonskaya, Ukraynalı yöneticilere başka ülkeye ait topraklara göz dikmeme çağrısı yaptı.

'RUS ORDUSUNDAN NASIL KAÇACAKLARINI DÜŞÜNSÜNLER'

Avakov'a bir tepki de Sivastopol Valisi Sergey Menyaylo'dan geldi. Menyaylo, Ukrayna Ulusal Tugayı'nın Avakov'un sözleri üzerine düşünmek yerine olası bir çatışmada Rus askerlerinden nasıl kaçacaklarını düşünmesi gerektiğini ifade etti.

Akademik makale dergisi Plus One'de yayımlanan araştırmada, Avrupa'daki en eski Müslüman mezarlığının 8. yüzyıla ait olduğu ve Fransa'nın Nimes kentinde keşfedildiği duyuruldu.

Araştırmada, yan yana gömülmüş 3 erkek bedeninin yönünün Müslümanların kıblesi kabul edilen Kabe'ye dönük olduğu kaydedilirken yapılan radyo karbon testleriyle de kemiklerin Kuzey Afrika kökenli insanlara ait olduğu belirlendi.

Araştırmacılar, Berberi olduğu tahmin edilen 20'li, 30'lu ve 50'li yaşlardaki 3 bedenin sahiplerinin, 7 ila 9. yüzyıl arası Arap ordusuna katılarak Avrupa'ya geldiği görüşünde.

Mezarlar, Nimes'de 2006'da bir inşaat çalışması sırasında tesadüfen keşfedilmiş ve ardından uzun bir araştırma başlamıştı.

Yapılan testlerin yanı sıra naaşların sağ tarafa yatırılarak Kabe'ye doğru gömülmüş olması, ölenlerin Müslüman olduğunu ortaya çıkardı.

Daha önce Fransa'da, Marsilya'da 13. yüzyıla, Montpellier'de de 12. yüzyıla ait Müslüman mezarları tespit edilmişti.

Müslümanların 8. yüzyılda Avrupa'ya geldiği bilinse de bugüne kadar bu görüşü kanıtlayan hiçbir delil bulunamamıştı.

Yunanistan'ın eski savunma bakanlarından olan Avramopulos, "7 Mart'ta eğer bir uzlaşma olmazsa bir felakete sürükleneceğiz. 7 Mart her konuda kararın verildiği gün olacak" dedi.

Önceki gün toplanan AB içişleri bakanları toplantısında yaptığı açıklamada ise Avramopulos, "Önümüzdeki 10 gün, sahada gerçek ve net sonuçlar görmeliyiz. Aksi halde (göçmen) sisteminin tamamen çökmesi riski söz konusu" dedi. AB Temsilcisi, topluluk üyelerine tek taraflı önlemler alınmaması uyarısında bulundu. Avramopulos, "Birleşik Avrupa olarak varlığımızı sürdürmek istiyorsak, herkesin üzerine düşen sorumluluğu alması gerekiyor" dedi.

AB üyeleri Yunanistan ve İtalya'daki 160 bin kişinin diğer AB ülkelerine dağıtılması konusunda uzlaşmaya varmış, ancak dağıtım konusunda ilerleme kaydedilmemişti. AB, Türkiye'den Suriyeli mülteciler için 3 milyar Euro yardım karşılığında, mülteci geçişinin kontrol altına alınmasını istiyor.

AB'DE MÜLTECİ KRİZİ ÇIKTI

AVRUPA, Türkiye üzerinden gelen mülteci akınıyla baş etmeye çalışırken, Makedonya ile Yunanistan arasında önceki gün patlak veren kriz dün de sürdü. Yunanistan, mültecilerin 'Balkan Yolu' üzerindeki 9 ülkenin katılımıyla Viyana'da yapılan zirveye davet edilmediği gerekçesiyle Avusturya'ya nota vermiş, bu ülkedeki büyükelçisini merkeze çağırmıştı. Yunan hükümeti dün ise Avusturya İçişleri Bakanı Johanna Mikl-Leitner'in Atina'yı ziyaret talebini reddetti.

Fransa İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve, Belçika'nın Fransa sınırında kontrollere başlamasını "garip" olarak değerlendirdi.

Cazeneuve, mülteci sorununa ilişkin Brüksel'de yapılan AB İçişleri Bakanları toplantısı öncesinde basına kısa bir açıklamada bulundu.

Belçika'nın Fransa sınırında başlattığı kontrol kararıyla ilgili, "Kararın kendisi de gerekçesi de garip" yorumunda bulunan Cazeneuve, karara şaşırdıklarını söyledi.

Cazeneuve, Calais'deki mülteciler sanki Belçika'ya akın edeceklermiş gibi bir hava yaratılmaya çalışıldığını ve bunun da gerçeği yansıtmadığını dile getirdi.

Sığınma talebinde bulunan herkese şans vermek istediklerini kaydeden Cazeneuve, hükümetin Calais'yi buldozerlerle yerle bir etmek gibi bir niyetinin olmadığının da altını çizdi.

Belçika salı günü Fransa'nın Manş Tüneli yakınındaki sığınmacı kampını tahliye kararından sonra sığınmacıların Belçika'ya geçmesini engellemek için Fransa sınırında geçici kontrole başlandığını duyurmuştu.

Belçika'da 2012-2015 yılları arasında Hristiyan din adamlarının cinsel istismarına maruz kalan bin 46 kişiye 3,9 milyon avro tazminat ödendiği ortaya çıktı.

Çocuk ve Gençleri Koruma Piskoposlar Komitesi Başkanı Manu Keirse'nin raporuna göre, kurbanlardan 418'i doğrudan Katolik Kilisesi tarafından kurulan merkezlere şikayette bulundu, 628'i ise ilgili meclis komisyonunun talebiyle oluşturulan merkeze başvurdu.

Bu süre içinde kurbanlara 3,9 milyon avro tazminat ödendi.

Keirse, şimdiye kadar şikayette bulunmayanlardan da ortaya çıkmalarını isteyerek, "Suçlarla ilgili, zaman aşımı süresi geçmesi, bu suçların kurbanlar için geçmişte kalan bir şey olduğu anlamına gelmiyor" dedi.

Belçika'da 4 yıl önce Katolik Kilisesi, cinsel istismar kurbanlarının başvuracağı merkezler açmış ve özel şikayet hatları belirlemişti. Kiliseye güvenini yitirenlerin başvurması için de cinsel istismar şikayetlerinin yürütmesiyle ilgili meclis komisyonunun isteği üzerine başvuru merkezi oluşturulmuştu.

Diğer Makaleler...

En son haberleri e-posta ile almak için lütfen e-postanızı yazın.