ABD’deki ‘Yes California!’ hareketinin lideri Louis Marinelli, eyaletin ülkenin geri kalanından ayrılması konusunda referandum organize etmeyi planladıklarını açıkladı. Moskova’daki ‘Milletler diyalogu: Halkların kendi kaderini belirleme hakkı ve çok kutuplu dünyanın inşası’ adlı forumun ardından basın toplantısında konuşan Marinelli, “Kampanyamız, ‘ABD’nin dış politikası olmadan yaşayabiliriz’ açıklamasının ardından başlamıştı. Bağımsız ülke olarak yaşayabiliriz. ABD’nin agresif dış politikasına katılmak yerine savunma harcamalarını azaltabilir ve Kaliforniya halkının hayat kalitesini iyileştirebiliriz” dedi.

​Planlarını Kaliforniya sakinleriyle de paylaştıklarını ifade eden ABD’li siyasetçi,“Kaliforniyalılarla konuşuyoruz, onları bilgilendiriyoruz ve onlar buna çok iyi tepki veriyor” diye konuştu. Marinelli, referandumun yapılması için belli sayıda imza toplamaları gerektiğini belirtti. Daha önce RT televizyonuna konuşan Marinelli, ‘Yes California!’ hareketinin Kaliforniya bağımsızlık referandumu için Kırım deneyimini kullanabileceğini ve Rusya’nın desteğine güvendiklerini açıklamıştı. ​Moskova’da, 25 Eylül’de, ‘Milletler diyalogu: Halkların kendi kaderini belirleme hakkı ve çok kutuplu dünyanın inşası’ başlıklı II. Uluslararası Konferans düzenlendi. Konferansa Kalifornia, Teksas ve Katalonya’nın yanı sıra dünyanın dört bir yanından ulusal kurtuluş hareketlerinin temsilcileri katıldı.

ABD'nin Washington eyaletine bağlı Burlington'da, bir alış veriş merkezinde silahlı saldır düzenleyen ve 5 kişinin ölümüne yol açan kişinin Türk olduğu ortaya çıktı.

Polis AVM güvenlik kameralarından edindiği görüntü ve fotoğrafları kamuoyuyla paylaştıktan sonra, gelen ihbarlar sonucu silahlı saldırganın kimliğini belirledi. Saldırının meydana gelmesinden sonra, görgü tanıkları tarafından hispanik asıllı olduğu öne sürülen silahlı saldırganın 20 yaşında, Arcan Çetin adında bir Türk olduğunu belirledi. Arcan Çetin, polis tarafından yakalandıktan sonra gözaltına alındı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, Fırat Kalkanı Harekatıkapsamında Türkiye'nin DAEŞ'e karşı verdiği mücadeleyi, "Kendi sınırından DAEŞ'i uzaklaştırmak ve sınırlarını korumak Türkiye'nin ulusal güvenlik çıkarıdır." sözleriyle değerlendirdi.

Toner, günlük basın toplantısında Türkiye'nin Fırat Kalkanı Harekatı ve Rusya'nın harekata yaklaşımı ile ilgili soruları cevapladı.

Rusya'nın, harekatın boyutu ve kapsamı ile ilgili bazı medya organlarına yansıyan şikayetlerinin sorulması üzerine Toner, ABD'nin ve müttefik ülkelerin Suriye'deki eylemlerinin DAEŞ'e karşı ulusal güvenlik çıkarlarını koruma zemininde gerçekleştiğini bildirdi.

Türkiye'nin de aynı güvenlik kaygısıyla hareket ettiğini düşündüğünü ifade eden Toner, "Kendi sınırından DAEŞ'i uzaklaştırmak ve sınırlarını korumak Türkiye'nin ulusal güvenlik çıkarıdır." şeklinde konuştu.

Toner, ayrıca ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un sabah saatlerinde telefonda Suriye hakkında konuştuklarını kaydetti.

Rusya tarafından yapılan ve 8-9 Eylül'de iki bakanın Cenevre'de bir araya geleceklerini ifade eden açıklamaya dair Toner, "Kerry'nin henüz teyit edilmiş bir seyahatinin olmadığını" dile getirdi.

ABD'nin ve Uluslararası Suriye Destek Grubu'nun (ISSG) önceliğinin hala Suriye'nin toprak bütünlüğü olduğunu kaydeden Toner, DAEŞ gibi bir tehdidinin mutlaka bertaraf edilmesi gerektiğini vurguladı.

ABD Genelkurmay Başkanı Joe Dunford, IŞİD'le mücadelede Kuzey Irak'a danışmanlık için giden bazı ABD askerlerinin öldürüldüğünü itiraf etti. Şu ana kadar basına sadece bir ABD askerinin ölümü yansıtılmıştı. Dunford'un açıklamaları Alaska senatörü Sullivan'ı kızdırdı ve Obama yönetimi aleyhine sert sözler söylemesine yol açtı. ABD Genelkurmay Başkanı,DAEŞ'le mücadelede IKYB askerlerine eğitim veren bazı askeri danışmanların öldürüldüğünü belirtti. ABD askeri endüstrisi ve savurnma sanayii ile ilgili haberler veren military.com'dan Hope Hodge Seck'in haberine göre, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi’nde konuşan Genelkurmay Başkanı Joe Dunford, Deniz Piyadesi Çavuş Louis Carin ile ilgili bir soruya, “Kendisi savaşta öldürüldü”cevabını verdi. Dunford, Carin’le birlikte Kürdistan Bölgesi’ndeki bir karakolda uğradığı silahlı saldırı sonucu ölen Çavuş Joshua Wheeler’ın akıbetiyle ilgili olarak da aynı ifadeleri yeniledi. Meclis sorgusunun devamında Genelkurmay Başkanı Dunford'a kaç ABD askerinin Irak'ta öldüğü ya da yaralandığı sorulmadı. “Birliklerimiz dünyanın bir yerinde görev aldıkları zaman askeri operasyon düzenliyorlar mı” sorusuna Dunford'un olumlu cevap vermesi sonrasında Alaska Senatörü Dan Sullivan şunları söyledi: “Yönetim, neden askerlerimiz savaştayken, savaşta olmadıklarını söylemenin doğru olmadığını tüm ülke bilirken bu çılgın parendeleri atıyor? Genelkurmay Başkanı, biraz önce Ortadoğu’daki neredeyse herkesin savaşta olduğunu söyledi. Biz onların savaşta olduğunu biliyoruz; neden ABD halkına da onların savaşta olduğunu söylemiyoruz?”

 

Avrupa, Avrasya ve Yükselen Tehditler Alt Komitesi'nde, "15 Temmuz Darbe Girişiminden Sonra Türkiye" konulu oturum gerçekleştirildi.

Oturuma Atlantik Konseyi'nden Aaron Stein, Amerikan İlerleme Merkezi'nden (CAP) Alan Makovsky, Gazetecileri Koruma Komitesi'nden (CPJ) Nina Ognianova ve Uluslararası Şiddet İçeren Aşırılıkları Çalışma Merkezi'nden Ahmet Sait Yayla katıldı.

Yayla son anda eklendi

Alt komitenin internet sitesinde oturumdan birkaç saat öncesine kadar programa Stein, Makovsky ve Ognianova'nın katılacağı yazılıydı ancak son dakikada Yayla'nın da eklendiği görüldü.

Sunumunda darbenin arkasında FETÖ elebaşı Gülen'in olmadığını savunan Yayla, Türk hükümetinin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın darbe girişiminin arkasında olduğunu ima etti.

Yayla'nın uzun yıllar emniyet amirliği yaptıktan sonra 2014 yılında mahkeme kararıyla Harran Üniversitesi'ne atandığı, 2015 yılının kasım ayında bir haftalık izin alarak ABD'ye gittiği ve sağlık sorunlarını gerekçe göstererek bir daha geri dönmediği kaydediliyor.

Yayla'nın ABD Kongresi'nin iki kanadından biri olan Temsilciler Meclisi'nin bir alt komitesindeki Türkiye ile ilgili oturuma son dakika nasıl davet edildiği henüz net olarak bilinmiyor.

Ancak alt komitenin başkanı California vekili Cumhuriyetçi Dana Rohrabacher'in oturumun açılışında Türkiye'yi ve Türk hükümetini hedef alan sözleri dikkati çekti.

Darbe girişiminin arkasında FETÖ'nün olduğuna inanmadığını vurgulayan Rohrabacher, aynı zamanda FETÖ elebaşı Gülen'in iadesi için Türkiye'nin daha fazla ve somut kanıtlar sunması gerektiğini savundu.

ABD, 15 TEMMUZ GECESİ YAŞANANLARA DAHA DERİNLİKLİ BAKMALI

FETÖ'nün uzun yıllardır devlet kademelerine ve orduya sızdığının herkes tarafından bilindiğine işaret eden Aaron Stein, Türkiye'de büyük bir kesimin darbe girişiminin arkasında FETÖ'nün olduğuna inandığını ifade etti.

ABD'de 15 Temmuz gecesi yaşananların hala tüm boyutlarıyla anlaşılmadığına dikkat çeken Stein, bu ölçekteki bir girişime "daha ciddi ve derinlikli bakılması gerektiğini" kaydetti.

Alan Makovsky de Türk-Amerikan ilişkileri açısından kritik bir dönemeçten geçildiğini dile getirerek, "Türkiye'de darbe girişiminin bir yerlerinde ABD'nin parmağının olduğuna dair bir inanç olduğunu" belirtti.

15 Temmuz'dan sonraki anketlerde Türk halkı nezdinde ABD karşıtı söylemin giderek yükseldiğini ifade eden Makovsky, "Darbe girişimine karşı reaksiyonumuzu dengeleyecek daha iyi bir iş çıkarabilirdik." ifadelerini kullandı.

Oturumda söz alan vekiller ise Türk-Amerikan ilişkilerinin tek bir faktörle açıklanamayacak kadar karmaşık olduğunu savunarak FETÖ elebaşı Gülen'in iade sürecinin hukuki bir işlem olduğuna işaret ettiler.

YAYLA'NIN DAVET EDİLMESİ TEPKİ ÇEKTİ

Oturuma FETÖ'yle bağlantılı olduğu iddia edilen ve Türk pasaportu iptal edilen Yayla'nın son anda konuşmacı olarak davet edilmesini, Washington DC'deki Türk sivil toplum kuruluşlarıda tepkiyle karşıladı.

Turkish Heritage Organization (THO) Başkan Yardımcısı Ali Çınar, konuyla ilgili olarak AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, kendilerinin Türkiye ile ilgili bu oturuma katılmak için birkaç haftadır çaba gösterdiklerini, ancak alt komite yöneticilerinin "sadece üç kişilik yerimiz var" mazeretiyle karşılaştıklarını belirtti.

"Daha dün programa baktığımızda üç kişi vardı, oturum sabahı Yayla'nın eklendiğini üzülerek gördük. Bu tür çabalar, Türk-Amerikan ilişkilerinin daha iyi olmasına hizmet etmiyor." şeklinde konuşan Çınar, konuyu yakından takip ettiklerini vurguladı.

Filipinler, ABD Başkanı Barack Obamave Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte'nin Laos'un başkenti Vientiane'de gayri resmi olarak görüştüğünü duyurdu.

Filipinler Dışişleri Bakanı, Pefecto Yasay, Associated Press haber ajansına yaptığı açıklamada, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) Zirveleri için Vientiane'de olan iki liderin gala yemeğine katılmadan önce bekleme odasında kısa bir görüşme yaptıklarını söyledi.

İkilinin bekleme odasında karşılaştıklarını ve odadan en son çıkan kişiler olduklarını belirten Yasay, "Ne kadar süreyle görüştükleri konusunda bir şey söyleyemem. Görüşme, Filipinler ve ABD arasındaki ilişkilerin çok güçlü olmasından kaynaklanıyor. Bu ilişkinin temeli tarihidir ve iki lider de bunun farkında. Görüşme olduğu için mutluyum." diye konuştu.

Filipinler Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Charles Joe da Obama ve Duterte'nin görüştüğünü belirtirken, görüşmenin içeriğine dair açıklamada bulunmadı.

Yemeğin verildiği salona ayrı ayrı giren ve birbirlerine uzak noktalarda oturan iki lider, yaklaşık 1 saat 20 dakika süren yemekte herhangi bir iletişimde bulunmadı. Beyaz Saray'dan konuyla ilgili henüz açıklama yapılmadı.

Duterte, bir gazetecinin Obama ile görüşmesi sırasında uyuşturucu ile mücadele konusunda gelebilecek olası eleştirilere nasıl cevap vereceğini sorması üzerine sert sözlerle ABD ve Obama'yı eleştirmiş, kimsenin kendisine uyuşturucuyla mücadele konusunda hesap soramayacağını dile getirmişti.

Görüşme, Duterte'nin Obama hakkında yaptığı açıklamanın ardından iptal edilmişti. Filipinler Devlet Başkanı, görüşmenin iptal edilmesinin ardından "Yorumlarımın, ABD Başkanı'na kişisel bir saldırı olarak algılanmış olmasından üzüntü duyuyorum." ifadelerini kullanmıştı.

ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, ulusal güvenlikleri için küresel stratejik tehditler listesinde Rusya'yı ilk sırada gösterdi. ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nin 2017 savunma bütçesinin tartışıldığı toplantıda konuşan Carter, ABD için küresel stratejik tehditleri sıraladı. Bakan, bu tehditlerin Rusya, Çin, Kuzey Kore, İran ve terörizm olduğunu belirtti. Pentagon'un, bütçe planlamasında bu tehditleri temel aldığı kaydedildi.
‘RUSYA VE ÇİN RAKİP'
Carter, Rusya ve Çin'i, ‘bazı alanlarda ABD'nin üstünlüğünü tehdit etmeye yönelik gelişmiş askeri sistemlerine sahip ve bu sistemleri geliştirmeye devam eden rakipler' olarak gösterdi. Pentagon şefi, "Güvenlik alanındaki mevcut durum, son 25 yılda olandan çok farklı. Mevcut durum, yeni yatırımlar ve eylemler gerektiriyor" dedi. Bu arada Pentagon'dan yapılan açıklamada, yeni temel bütçe için en az 524 milyar dolara ihtiyaç olduğu, aralarından 59 milyarın yurtdışı operasyonlar için gerektiği ifade edildi.

Diğer Makaleler...

En son haberleri e-posta ile almak için lütfen e-postanızı yazın.