Haber Başlıkları

Dünya genelinde en çok kullanılan tarım ilacı olan, sağlık açısından etkileri tartışılmaya devam edilen ve eleştirilerin odağı olan Roundup, Kaliforniya eyaletinde kansere yol açan ilaçlar listesine konuldu.

Kaliforniya Çevre Sağlığı Tehlike Değerlendirme Ofisi (OEHHA) yabani otların öldürülmesi için kullanılan Roundup ilacını "kanser izleme listesine" aldığını ve kararın 7 Temmuz'dan itibaren geçerli olacağını duyurdu.

Biyolojik Çeşitlilik Merkezi'nden Nathan Donley, kararın Kaliforniya'yı, "ABD'de kansere neden olan ilaçlardan korumada ülke lideri" konumuna getirdiğini belirtirken, Monsanto karara karşı hukuksal girişimde bulundu.

Kaliforniya'nın kararını memnuniyetle karşılayan aktivistler ve bilim adamları, bunu "adalet yönünde atılmış bir adım" olarak nitelediler ve karara karşı yasal girişimde bulunan Monsanto'nun bu manevrasının bilimsel bir doğruluk ya da halkın sağlığı için değil "yalnızca kar amaçlı" olduğunu dile getirdiler.

Biyolojik Çeşitlilik Merkezi de yaptığı açıklamada, yakın tarihli bir analize göre Kaliforniya'da kullanılan glifosatın yarısından fazlasının eyaletin en yoksul sekiz bölgesinde olduğunu bildirdi.

2015 yılında, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) glifosatın insanlarda muhtemel kanser yapıcı etkileri olduğunu açıklamıştı.

1.Sağlıklı Beslenin:

Göz sağlığınızı korumanın yolu da beslenmeden geçer. Omega-3 yağ asitleri, çinko, C ve E vitaminleri yaşa bağlı makula dejenerasyonu ve katarakt gibi göz problemlerinin oluşumunu engeller. Bunun için somon, orkinos ve diğer yağlı balıkları, yumurta, fındık, fasulye, portakal gibi besinleri hayatınıza dahiledin. Dengeli bir diyet sağlıklı kilo vermenize ve ideal kilonuzu korumanıza yardımcı olur. Bu da beraberinde obezite ve yetişkinlerde körlüğe kadar giden problemlere neden olan Tip 2 diyabet problemiyle karşılaşma ihtimalinizi düşürür. 

2.Sigarayla vedalaşın!

Sigara pek çok hastalık gibi göz hastalıklarının da verdiği hasarı artırır. Özellikle katarakt, optik sinir hasarı ve makula dejenerasyonuna zemin hazırlar. 

3.Güneş gözlüğü takın!

Güneş ışınlarına çok fazla maruz kalınması katarakt ve makula dejenarasyonu riskini artırır. Bu nedenle güneşli günlerde UVA ve UVB ışınlarına karşı gözü koruyan güneş gözlükleri tercih edin. 

4.Koruyucu gözlük kullanın!

İş yerinde veya evinizde tehlikeli veya havayla taşınarak gözünüze zarar verebilecek materyaller kullanıyorsanız, mutlaka koruyucu gözlük takın.

5.Bilgisayar ekranıyla aranıza mesafe koyun!

Bilgisayara veya telefon ekranına çok uzun süre bakmak pek çok göz problemini beraberinde getirebilir. Bunlar;

Göz yorgunluğu,

Bulanık görüş,

Odaklanma problemleri,

Kuru gözler,

Baş ağrısı,

Boyun, sırt ve omuz ağrısıdır. 

Gözlerinizi korumak için:

Gözlük derecenizi düzenli olarak kontrol ettirin.

Bilgisayarınızı gözlerinizin ekranının üst kısmıyla aynı hizada olacak şekilde konumlandırın. 

Bilgisayar başında çalışırken pencerelerden ya da aydınlatmadan kaynaklanan parlamayı önlemeye çalışın. Gerekirse parlama önleyici ekran kullanın.

Rahat, destekleyici bir sandalye seçin. 

Göz kuruluğu problemi yaşıyorsanız hekiminizin önereceği suni gözyaşı damlalarını kullanın ve gözlerinizi sık sık kırpın. 

Her 20 dakikada bir gözlerinizi dinlendirin. Bilgisayar ekranından 20 saniye uzak durun. En az 2 saatte bir kalkın ve 15 dakika ara verin.

6.Göz hekiminizi düzenli ziyaret edin!

Göz muayenesi de diğer sağlık kontrolleri gibi önemsenmelidir. Özellikle sinsi ilerleyen ve erken tanıyla kontrol altına alınabilen göz tansiyonu (Glokom) gibi hastalıkların ancak bu muayenelerde fark edilebildiğini unutmayın. Hekiminiz göz muayenenizde kişisel ve aile tıbbı geçmişinizin yanı sıra hipermetrop, miyop, astigmatizm, presbiyopi gibi görme, Glokom’u kontrol etmek için göz basıncı ve optik sinir testleri yapabilir.

Türk Toraks Derneği Orta Karadeniz Şubesi Başkanı Prof. Dr. Oğuz Uzun, “Her 7 çocuktan birinde, erişkinlerde ise 12 kişiden birinde astım olduğunu biliyoruz. Astım modern çağın hastalığıdır. Modern hayatla özellikle şehirlerde astım arttı.” dedi. Uzun, Dünya Astım Günü dolayısıyla Samsun Dr. Kamil Furtun Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Hastanesi’nde düzenlediği basın toplantısında, astımın önemli kısmının “alerjik hastalık” grubuna girdiğini söyledi.

Hastaların yüzde 90’ından fazlasında ev tozu akarı alerjisi bulunduğuna dikkati çeken Uzun, astımın dünya genelinde sıklığı artan bir hastalık olduğunu vurguladı.

Dünyada 300 milyon astım hastası bulunduğunu belirten Uzun, “Her 7 çocuktan birinde, erişkinlerde ise 12 kişiden birinde astım olduğunu biliyoruz. Astım modern çağın hastalığıdır. Modern hayatla özellikle şehirlerde astım arttı.” ifadelerini kullandı.

ASTIMIN BELİRTİLERİ

Hastalığın, tekrarlayan nefes darlığı, soluk alıp verirken ortaya çıkan hırıltı, göğüste baskı hissi ve öksürük gibi belirtileri olduğuna dikkati çeken Uzun, şöyle devam etti:

“Astım, ilaçlar ve modern tekniklerle tamamen kontrol altına alınabilen bir hastalık. Hastalar astımdan korkmamalıdır. Doktorlarıyla iyi iletişim kurmalıdırlar. Bu hastalığı tedavi etmek için iki tür ilaç vardır. Birincisi hastalığın başladığı dönemdeki kurtarıcı ilaçlar, ikincisi ise tedavi edici grup ilaçları. Tedavi edici olanların düzenli şekilde, kurtarıcı ilaçların ise şikayetin başladığı dönemde kullanılması gerekiyor. Sık yapılan hata, kurtarıcı ilaçların kullanılması, tedavi edici ilaçların kullanılmamasıdır. Ayrıca hasta iyi olduğu zaman ilacını kullanmıyor, bu da atakların sıklaşmasına neden oluyor.”

Astımda ilaçların solunum yoluyla alınması gerektiğini anlatan Uzun, “Hastaların düzenli egzersiz yapması lazım. Egzersiz birçok hastalık gibi astıma da iyi geliyor. Dengeli beslenmek ve solunan ortam havasını temiz tutmak da gerekli. Düzenli olarak evin havalanması lazım.” diye konuştu.

Hastanenin Yöneticisi Taner Kutlu da hastalarının yüzde 26’sını astımlıların oluşturduğunu kaydederek, “Astım hastalarının çoğu alerjik. Bu nedenle hastalarımıza alerji testi yapıyoruz. Testlerde ev tozu akarları, bazı hayvanların tüyleri, mantarlar ve bazı bitkilerin alerji yapıp yapmadığını ölçüyoruz.” dedi.

İngiltere Ulusal Sağlık Servisi'nin (NHS) doğumsal kusurlu olarak dünyaya gelmesi beklenen bebekler için hamile kadınlara sunduğu öneri ülkede tartışma yarattı. Söz konusu öneriye göre, doğduktan kısa bir süre sonra öleceği kesin olarak bilinen bebekler aldırılmayacak ve dünyaya getirilecek.
Kusurlu doğan bebeklerin organları ise umut bekleyen hastalara nakledilecek. Hamile kadın, bebeği kusurlu olarak doğurmak ya da aldırmak arasında tercih yapabilecek. Daily Mail gazetesinin haberine göre, İngiliz yetkililer anne karnında ölü doğmuş bebeklerin organlarının da nakil için kullanılabileceğini belirtiyor.
Büyük tepki çekti
Ülkede tartışma yaratan öneri etik değerleri hiçe saydığı gerekçesiyle eleştirilirken, ‘korkunç' ve ‘canice' yorumları yapılıyor. Ülkede organ nakli konusunda eksiklik yaşandığının altını çizen St James's Üniversitesi'nden Doktor Niaz Ahmad, "Uygun organın hastaya nakil edilebilmesi için alternatifleri çoğaltmalıyız. Bu işe yarayabilir bir yöntem. Uzun vadede de başarı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. İngiltere'de geçtiğimiz iki yıl içinde 2 aylıktan küçük 11 bebek, donör olarak organlarını bağışladı. Ancak uzmanlar, söz konusu önerinin kabul edilmesi halinde bu sayının yılda 100'ü aşabileceğini belirtiyor. Ülkede halihazırda 7 bin kişi organ nakli beklerken, her yıl 3 hasta hayata veda ediyor.

Gıda Mühendisi Dr. Reyhan İrkin, 1 yaşından itibaren insan için gerekli günlük kalsiyum miktarının yarım litre sütle karşılanabileceğini belirtti.

Dr. İrkin, sütten alınan kalsiyumun diğer gıdalardan alınanlara göre daha sağlıklı, sindiriminin de daha kolay olduğunu söyleyerek bir insan için gerekli kalsiyum için günde 2 bardak inek sütünün yeterli olacağını ifade etti.

İrkin, sütten alınan kalsiyumu diğer gıdalardan almak için bunların çok yüksek miktarlarda tüketilmesi gerektiğini söyledi.

Dr. Reyhan İrkin, "İhtiyaç duyulan kalsiyum için yarım litre süt yerine 5 kilogram et, 1,5 kilogram havuç, 6 kilogram patates, 8,5 kilogram elma veya 2,5 kilogram ekmek tüketilmesi gerekir ancak bu mümkün değil. Hem sindirilebilirlik hem de tüketilebilirlik açısından süt daha iyi bir kaynak." dedi.

Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde çiftçiler, Rusya'nın Türkiye'den ihracına kısıtlama getirdiği ürünler arasında bulunan domatesin yerine alabaş ekimine başladı. Sodyum, potasyum, demir, selenyum gibi elementlerin bol bulunduğu "alabaş" sebzesi, son aylarda Rusya'nın ihracat kısıtlaması getirdiği ürünlerden domatese alternatif hale geldi.

Antalya'nın Gazipaşa ilçesindeki üreticiler, domates ihracatının durmasının ardından tarlalarında alabaş yetiştirmeye başladı. Kısa sürede yüksek verim alınan alabaş, buralı çiftçinin yüzünü güldürdü.

Gazipaşa Ziraat Odası Başkanı Yusuf Çelik, üreticilere domatese alternatif yeni ürünlere yönelmelerini tavsiye ettiklerini, alabaşın da bu ürünlerden olduğunu kaydetti.

Gazipaşa topraklarının çok verimli olduğunu ve alternatif ürünlerin kısa sürede bölgeye uyum sağladığını anlatan Çelik, "Alabaş sebzesi, dönüme 10 bin tane ekiliyor, 70 veya 80 günde yetişiyor." dedi.

İlçede yaklaşık 35 bin dönüm alanda alabaş üretimi yapıldığına değinen Çelik, ürünün büyük bölümünün İstanbul'a satıldığını belirterek, "Tanesi 1-1,5 liradan alıcı buluyor. Üretimin gelecek yıl daha da fazla olmasını bekliyoruz." diye konuştu.

'HEM İŞÇİLİĞİ AZ HEM SOĞUK HAVAYA DAYANIKLI'

Alabaş üreten çiftçilerden İsa Şahiner, Rusya'ya ihracatın durmasının kendilerini çok etkilediği söyledi.

Rusya kapılarının kapanmasının ardından yeni ürünlere yöneldiklerini anlatan Şahiner, alabaşın hem işçiliğinin az olduğunu hem de kış soğuğuna dayanıklı olduğunu kaydetti.

Tamamen organik üretim yaptıklarına değinen Şahiner, "Rusya kapıları kapatsa da fark etmez. Antalyalı çiftçi bir çaresini bulur kazanır. Biz elimizden geleni yapıyoruz." dedi.

Çiftçi Mehmet Şirin de pazar buldukça üretimlerine başka çeşitler de ekleyeceklerini, onlara da pazar bulacaklarını ifade etti.

Ziraat Mühendisi Ali Tuncer, Rusya'nın getirdiği yasağın ardından çiftçilere masrafsız, ilaç ve gübre kullanmadan sadece fide masrafı ile yüzde 100 organik üretim yapabilecekleri alabaşı tavsiye ettiklerini anlattı.

Tuncer, alabaşın yılda iki, üç kez ürün verdiği için avantajlı olduğunun altını çizdi.

'VİTAMİN DEPOSU'

Diyetisyen Şafak Kömeç ise alabaşın "tam bir vitamin deposu" olduğunu kaydetti.

Bu sebzede portakaldan daha çok C vitamini olduğunu belirten Kömeç, "C vitamininin yanında A, B3 ve B6 vitaminlerini de bünyesinde bulundurmaktadır." dedi.

Alabaşın çeşitli hastalıklara karşı koruyucu etkisi olduğunu ifade eden Kömeç, "İçerisinde bolca lif bulunduran alabaş, diyet yapanlar tarafından bolca tüketilmelidir. Çoğunlukla salatalarda kullanılan alabaşın çorbası ve yemeği de yapılabilir." diye konuştu.

B12 Vitaminin temel görevi, vücuttaki kırmızı kan hücrelerinin üretimini desteklemesi ve merkezi sinir sistemini korumasıdır. Peki ya bu vitamin eksik olursa ne olur? B12 vitaminin gereğinden fazla alınması gibi bir durum gerçekleşmemektedir. Çünkü vücut ihtiyacından fazla olan vitamini, idrar yolu ile vücuttan atmaktadır. Fazlasının vücuttan atılması sebebi ile de düzenli olarak alınması gerekmektedir.

B12 Vitamini, hem hayvansal hem de bitkisel olan gıdalarda bulunmaktadır. Ancak hayvansal gıdalar içinde bulunan türü, vücut tarafından daha iyi emilmektedir. B12 vitaminin eksikliği durumunda ilk karşılaşılan rahatsızlıklar; kol ve bacaklarda uyuşma, karıncalanma tarzında olan güçsüzlük belirtilerinin yanı sıra ilerleyen safhalarda kişide denge kaybı hatta anemi rahatsızlığına bile sebebiyet verebilmektedir.

B12 vitamininin su içinde çözülebilen bir vitamin olması sebebiyle, vücut ihtiyacından fazlasını idrar yoluyla vücut dışına atmaktadır. Ayrıca bu vitamin çeşidi, metabolizmanın sağlıklı çalışabilmesi için temel gereksinim vitaminlerinden birisidir. Vücutta daha çok kırmızı kan hücresi oluştukça kişi kendisini daha sağlıklı daha zinde ve daha enerjik hisseder. Ayrıca cilt, beyin, sindirim, tırnak ve saç sağlığı konusunda başrolü üstlenmiş olan vitaminler arasındadır.

B12 Vitamin eksikliğinin zararları nelerdir?

  • Kan hücrelerinin azalarak anemi rahatsızlığının kişide ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir.
  • Sinir sisteminin doğru çalışmasını engeller.
  • Mide ve sindirim sistemi rahatsızlıklarına sebep olabilir.
  • Vücutta kansızlığın ilerlemesiyle birlikte kişide kabızlığa ve cilt bozukluklarına sebep olabilir.
  • Kansızlığa vücudun ilk tepkilerinden olan çarpıntı, nefes darlığı ve mide bulantısı sorunlarının oluşmasına sebep olabilir.
  • Sinirsel sorunlar ile birlikte kişide gereksiz yere korku ve tedirginlik duygularının oluşmasına neden olabilir.
  • Yorgunluk hissinin devamı olarak zamanla kişide, kilo kaybının oluşmasına sebep olabilir.
  • Belirtilerinin kademeli olarak hissedilmesi sebebiyle; kişide öncelikle uykusuzluk, sersemlik ve ışığa hassasiyetin artması ile başlayıp; cildin çeşitli bölgelerinde kaşıntı, algılama güçlüğü, ağızda kuruluk ve migrene kadar varan baş ağrılarının oluşmasına sebep olabilmektedir.

Kahve ve sigarayı fazla tüketen insanlarda diş plakları koyu sarı olur. Plak diş çürümelerine ve diş kaybına neden olduğu için en başta önlem almak gerekir. Diş taşlarınızdan evde birkaç yöntemle kurtulabilirsiniz.

İşte sizlere evde hazırlayabileceğiniz diş taşlarınızı yok edecek doğal karışım tarifi:

Malzemeler:

- 2 çorba kaşığı ay çekirdeği
- 2 çorba kaşığı misket limonu suyu 
- Yarım litre su

Hazırlanışı:

Tüm malzemeleri alüminyum kabın içerisine koyun ve bir saat kaynatın. Karışımı ayda 5 kez dişlerinizi fırçalayarak uygulayabilirsiniz.

DİĞER YÖNTEM

İnternethaber'in haberine göre, bir diğer yöntem ise diş fırçanızı elma sirkesine batırıp diş fırçasıyla dişlerinizi fırçalamak ve durulamak.

Bunların yanında ağız bakımınızı da günlük olarak yapmanız gerekir. Doğal içeriğe sahip olan diş macunlarını almaya özen gösterin. Tabii en önemlisi de diş bakımınız için diş hekiminizi belli aralıklarla ziyaret etmeyi asla unutmayın.

.

.

.

Advertisement
En son haberleri e-posta ile almak için lütfen e-postanızı yazın.