Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’nun tarifi olan bu kür ile kötü ağız kokusunu hayatınızdan çıkarmış olacaksınız. Ağız kokusunun bir çok nedeni olmaktadır. En belirgin nedenleri de bademcik iltihaplarıdır. Bademcik iltihabı olanların sabah uyandıklarında ağızlarında ağır bir koku olur. Dişleri fırçaladıktan sonra bu koku biraz olsun hafiflemektedir ancak, tamamen yok olmaz. Kahvaltı ettiklerinde de nispeten yok olur. Bunun nedeni de gece uyurken oluşan boğaz iltihabının, kahvaltıda yenilen besinlerle birlikte sürüklenip taşınmasıdır. Gün içinde aç kaldığınızda ve gece uyuduğunuzda bu boğaz iltihabı yeniden oluşur ve kokuya neden olur. Boğaz iltihabından kaynaklanan ağır kokuyu tamamen hayatınızdan çıkarmak için aşağıda yer verdiğimiz kürü uygulamanızı öneriyoruz.

Her gün, ağız temizliğinizi yaptıktan sonra bu kürü gargara olarak uygulamalısınız. Gargara olarak uygulanan bu kür, ağızda bakteriler oluşmasını engellemektedir. Bununla birlikte kötü koku oluşumuna da güçlü bir engelleyicidir. Hazırladığınız bu kürü 3 gün boyunca lavabo rafınızda tutabilirsiniz. Lavaboya her girdiğinizde uygulamanızı öneriyoruz.

AĞIZ KOKUSU OLUŞUMUNU ENGELLEYEN KÜR

1 su bardağı kadar suyun içine 1 tatlı kaşığı kadar adaçayı bitkisi atıp kısık ateşte demlenmesini sağlayın. Bu işlemi yaparken kabın ağzını kapatmalısınız. Demlenme tamamlandığınızda bitkiyi suyun içinde çıkarın. Bu işlemi süzerek yapabilirsiniz. Bu tarifteki ölçü bir günlük kür içindir. Günde iki üç defa bu kür ile ağzınıza gargara yapmalısınız. 1 ay boyunca bununla birlikte güç içinde adaçayı içmeniz de önerilmektedir. Ağızda oluşan bakterileri tamamen engellemek için düzenli olarak bu adaçayı gargarasını hayatınıza dahil etmelisiniz. Ağızda oluşan bakteriler ve kötü kokudan tamamen kurtulmak için çok güçlü bir etkisi olduğunun altını çizmek isteriz.

Ankara'da bir doktor implant yaptırdı, Türkiye'de yapılan implantlarla ilgili korkunç gerçek ortaya çıktı. İmplantın çenesini erittiğini ve ciddi sağlık sorunları ortaya çıkardığını iddia eden doktorun şikayeti üzerine harekete geçen İstanbul Kaçakçılık Şube Müdürlüğü, aralarında bir hastane sahibinin de olduğu onlarca kişiyi yakaladı. Piyasada kullanılan ve Uzak Doğu'dan kaçak olarak getirilen malzemelerin büyük bir bölümünün sağlıksız olduğu öğrenildi. Pahalı bir tedavi yöntemi olan implant tedavisi için Uzak Doğu’dan getirdikleri malzemeleri ‘saf titanyum’ diye piyasaya sürdüler, toplumun sağlığı ile oynadılar. Ankara’da implant yaptıran bir doktorun çenesinin erimesiyle ortaya çıkan sağlık çetesinin yurtdışından getirdiği kaçak malzemeleri piyasaya yaydığı ortaya çıktı. İstanbul Kaçakçılık Şube Müdürlüğü, aralarında bir hastane müdürü ve diş hekimlerinin de olduğu çeteyi ve 35 milyon dolarlık sahte malzemeyi ele geçirdi. Yapılan operasyonlarda piyasada bin-bin 500 dolar para karşılığı uygulanan implantların büyük bir bölümünün sağlıklı olmadığını ortaya çıkardı.

19 AYRI ADRESE OPERASYON DÜZENLENDİ

Uzakdoğu, Çin, Bulgaristan ve Malezya gibi ülkelerde merdivenaltı olarak üretilen implantların, yurda kaçak olarak sokulup diş hekimleri ve kliniklere satıldığı belirlendi. İstanbul, Ankara, Antalya, Aydın ve Tekirdağ'da 19 ayrı adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda, 4 diş hekimi, 1 hastane sahibi, 1 yurtdışı kuryesi ile 12 ithalatçı firma sahibi hakkında adli işlem yapıldı. Yürütülen operasyonlarda, piyasa değeri 35 milyon dolar olan 13 bin 28 adet implant ve diş tedavisinde kullanılan ilaç ve malzemeler ele geçirildi.

“ÇENEDE ÇÖZÜLÜYOR VE ÇENE KANSERİNE NEDEN OLABİLİYOR”

IMPLANT Der Başkanı Oğuz Akyüz, “Implantın saf titanyumdan sertifikalı üretim yapılan yerlerden alınması gerekiyor. Ancak günümüzde birçok fırsatçı, Uzakdoğu ülkelerinde merdivenaltı yerlerde kalitesiz olarak üretilen yerlerden tanesini 10 dolara alıp uygulamayla birlikte bin-bin 500 dolara satıyor. Eğer malzeme saf titanyum olmaz, katışıklı bir malzeme olursa, uygulamanın yapıldığı çenede çözülerek, çene erimesi ve çene kanserine bile neden olabiliyor” dedi.

Doğuştan kalp rahatsızlığı olan 5 aylık Henry Dolan'a yeni kalbi nakledildikten sonra çekilen eski kalbinin atmaya devam ettiği görüntüler sosyal medyayı salladı. 5 ay önce doğduğunda kalbinde ciddi 2 sorun olan minik Henry Dolan'a 16 gün içerisinde uygun donör bulundu. Anne ve babası Mollie ve Sam Dolan, bebekleri için açtıkları Hope for Henry ( Henry İçin Umut) isimli Facebook sayfasında bebeklerinin eski kalbinin alındıktan sonraki son atışlarını ameliyattan diğer görüntülerle birlikte paylaştı.

KALP VÜCUDUN DIŞINDA NASIL ATAR?

Kalbin vücuttan alındıktan sonra atmasının sebebi kalpteki sinir hücreleridir. Kalpteki sinir hücreleri beyin tarafından kontrol edilmez, kendi kendine çalışır.

Yeterli enerji sağlayacak ATP ve oksijen söz konusuysa vücuttan alınmış olsa bile atmaya devam etmektedir.

Kalp hastalarının korkulu rüyası bypass ameliyatı tarih oluyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Göktekin, "Yeni nesil stentlerle artık damar tıkanıklığında bypass oranı yüzde 5'e kadar düştü" dedi. Türk Kardiyoloji Derneği'nin Uluslararası katılımlı 32'nci Kardiyoloji Kongresi'nde kalp hastalıklarında ameliyatla tedavinin azaldığı bunun yerine girişimsel işlemler ve ilaçla tedavilerin daha başarılı olduğu konusu masaya yatırıldı.

3 GÜN SONRA İŞBAŞI

 Kardiyoloji Uzmanı Prof. Ömer Göktekin, tıp alanında son yıllarda teknolojik yeniliklerden en çok kardiyoloji uygulamalarının yararlandığını belirterek, "2003'te uygulanmaya başlayan ilaçlı stentler hızlı gelişim gösterdi. 3. kuşak stent kullanıyoruz artık. Bu stentler sayesinde çatallanma yerlerindeki tıkanıklıklara, çok kıvrımlı damarlardaki darlıklara, kireçli damarlara, ayrıca daha küçük damarlara ulaşıyoruz.

Ayrıca bu yeni stentlerle tekrar damar tıkanıklığı riskini yüzde 10 seviyesine düşürdü. Eriyen stentler ve damar içi ışıklı görüntüleme tekniklerine son yıllarda tel, kateter ve balon alanlarındaki teknolojik ilerlemeler eklenince daha önce açmayı hayal edemediğimiz ve bypass önerdiğimiz tıkanıklıkları stent ile açmaya başladık" dedi. Geçmişte, ana koroner damar darlığı ve uzun zaman önce tam olarak tıkanmış damar hastalarına mutlaka bypass ameliyatını önerdiklerini hatırlatan Prof. Göktekin, "Bu iki durum da artık stent ile tedavi edilebiliyor. Her iki tedavi yöntemiyle ilgili karşılaştırmalı araştırmalarda, uzun süre hayatta kalma oranları benzer çıktı. Bypass işlemi açık cerrahi bir işlem ve hastanın normal hayata dönmesi ortalama 1 ayı buluyor. Ancak stent işlemi sonrası ertesi gün hastayı taburcu edip 3 gün sonra işine dönmesine izin veriyoruz. Bu gelişmeler çok yakın sürede bypass ve diğer kalp cerrahi ameliyatlarının tarihe karışacağını gösteriyor. İnanıyorum ki çok yakında stent uygulamaları bypass ameliyatlarının tedavideki yerini yüzde 5'in altına düşürecek" diye konuştu.

 2000'LERDE YÜZDE 15'Ti

Kalp tıkanıklıklarında bypass ameliyatı ile tedavinin oranının 2000'li yıllarda yüzde 50 oranındayken şu an yüzde 15'lere düştü.

Diğer Makaleler...

En son haberleri e-posta ile almak için lütfen e-postanızı yazın.