Gıda Mühendisi Dr. Reyhan İrkin, 1 yaşından itibaren insan için gerekli günlük kalsiyum miktarının yarım litre sütle karşılanabileceğini belirtti.

Dr. İrkin, sütten alınan kalsiyumun diğer gıdalardan alınanlara göre daha sağlıklı, sindiriminin de daha kolay olduğunu söyleyerek bir insan için gerekli kalsiyum için günde 2 bardak inek sütünün yeterli olacağını ifade etti.

İrkin, sütten alınan kalsiyumu diğer gıdalardan almak için bunların çok yüksek miktarlarda tüketilmesi gerektiğini söyledi.

Dr. Reyhan İrkin, "İhtiyaç duyulan kalsiyum için yarım litre süt yerine 5 kilogram et, 1,5 kilogram havuç, 6 kilogram patates, 8,5 kilogram elma veya 2,5 kilogram ekmek tüketilmesi gerekir ancak bu mümkün değil. Hem sindirilebilirlik hem de tüketilebilirlik açısından süt daha iyi bir kaynak." dedi.

Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde çiftçiler, Rusya'nın Türkiye'den ihracına kısıtlama getirdiği ürünler arasında bulunan domatesin yerine alabaş ekimine başladı. Sodyum, potasyum, demir, selenyum gibi elementlerin bol bulunduğu "alabaş" sebzesi, son aylarda Rusya'nın ihracat kısıtlaması getirdiği ürünlerden domatese alternatif hale geldi.

Antalya'nın Gazipaşa ilçesindeki üreticiler, domates ihracatının durmasının ardından tarlalarında alabaş yetiştirmeye başladı. Kısa sürede yüksek verim alınan alabaş, buralı çiftçinin yüzünü güldürdü.

Gazipaşa Ziraat Odası Başkanı Yusuf Çelik, üreticilere domatese alternatif yeni ürünlere yönelmelerini tavsiye ettiklerini, alabaşın da bu ürünlerden olduğunu kaydetti.

Gazipaşa topraklarının çok verimli olduğunu ve alternatif ürünlerin kısa sürede bölgeye uyum sağladığını anlatan Çelik, "Alabaş sebzesi, dönüme 10 bin tane ekiliyor, 70 veya 80 günde yetişiyor." dedi.

İlçede yaklaşık 35 bin dönüm alanda alabaş üretimi yapıldığına değinen Çelik, ürünün büyük bölümünün İstanbul'a satıldığını belirterek, "Tanesi 1-1,5 liradan alıcı buluyor. Üretimin gelecek yıl daha da fazla olmasını bekliyoruz." diye konuştu.

'HEM İŞÇİLİĞİ AZ HEM SOĞUK HAVAYA DAYANIKLI'

Alabaş üreten çiftçilerden İsa Şahiner, Rusya'ya ihracatın durmasının kendilerini çok etkilediği söyledi.

Rusya kapılarının kapanmasının ardından yeni ürünlere yöneldiklerini anlatan Şahiner, alabaşın hem işçiliğinin az olduğunu hem de kış soğuğuna dayanıklı olduğunu kaydetti.

Tamamen organik üretim yaptıklarına değinen Şahiner, "Rusya kapıları kapatsa da fark etmez. Antalyalı çiftçi bir çaresini bulur kazanır. Biz elimizden geleni yapıyoruz." dedi.

Çiftçi Mehmet Şirin de pazar buldukça üretimlerine başka çeşitler de ekleyeceklerini, onlara da pazar bulacaklarını ifade etti.

Ziraat Mühendisi Ali Tuncer, Rusya'nın getirdiği yasağın ardından çiftçilere masrafsız, ilaç ve gübre kullanmadan sadece fide masrafı ile yüzde 100 organik üretim yapabilecekleri alabaşı tavsiye ettiklerini anlattı.

Tuncer, alabaşın yılda iki, üç kez ürün verdiği için avantajlı olduğunun altını çizdi.

'VİTAMİN DEPOSU'

Diyetisyen Şafak Kömeç ise alabaşın "tam bir vitamin deposu" olduğunu kaydetti.

Bu sebzede portakaldan daha çok C vitamini olduğunu belirten Kömeç, "C vitamininin yanında A, B3 ve B6 vitaminlerini de bünyesinde bulundurmaktadır." dedi.

Alabaşın çeşitli hastalıklara karşı koruyucu etkisi olduğunu ifade eden Kömeç, "İçerisinde bolca lif bulunduran alabaş, diyet yapanlar tarafından bolca tüketilmelidir. Çoğunlukla salatalarda kullanılan alabaşın çorbası ve yemeği de yapılabilir." diye konuştu.

B12 Vitaminin temel görevi, vücuttaki kırmızı kan hücrelerinin üretimini desteklemesi ve merkezi sinir sistemini korumasıdır. Peki ya bu vitamin eksik olursa ne olur? B12 vitaminin gereğinden fazla alınması gibi bir durum gerçekleşmemektedir. Çünkü vücut ihtiyacından fazla olan vitamini, idrar yolu ile vücuttan atmaktadır. Fazlasının vücuttan atılması sebebi ile de düzenli olarak alınması gerekmektedir.

B12 Vitamini, hem hayvansal hem de bitkisel olan gıdalarda bulunmaktadır. Ancak hayvansal gıdalar içinde bulunan türü, vücut tarafından daha iyi emilmektedir. B12 vitaminin eksikliği durumunda ilk karşılaşılan rahatsızlıklar; kol ve bacaklarda uyuşma, karıncalanma tarzında olan güçsüzlük belirtilerinin yanı sıra ilerleyen safhalarda kişide denge kaybı hatta anemi rahatsızlığına bile sebebiyet verebilmektedir.

B12 vitamininin su içinde çözülebilen bir vitamin olması sebebiyle, vücut ihtiyacından fazlasını idrar yoluyla vücut dışına atmaktadır. Ayrıca bu vitamin çeşidi, metabolizmanın sağlıklı çalışabilmesi için temel gereksinim vitaminlerinden birisidir. Vücutta daha çok kırmızı kan hücresi oluştukça kişi kendisini daha sağlıklı daha zinde ve daha enerjik hisseder. Ayrıca cilt, beyin, sindirim, tırnak ve saç sağlığı konusunda başrolü üstlenmiş olan vitaminler arasındadır.

B12 Vitamin eksikliğinin zararları nelerdir?

  • Kan hücrelerinin azalarak anemi rahatsızlığının kişide ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir.
  • Sinir sisteminin doğru çalışmasını engeller.
  • Mide ve sindirim sistemi rahatsızlıklarına sebep olabilir.
  • Vücutta kansızlığın ilerlemesiyle birlikte kişide kabızlığa ve cilt bozukluklarına sebep olabilir.
  • Kansızlığa vücudun ilk tepkilerinden olan çarpıntı, nefes darlığı ve mide bulantısı sorunlarının oluşmasına sebep olabilir.
  • Sinirsel sorunlar ile birlikte kişide gereksiz yere korku ve tedirginlik duygularının oluşmasına neden olabilir.
  • Yorgunluk hissinin devamı olarak zamanla kişide, kilo kaybının oluşmasına sebep olabilir.
  • Belirtilerinin kademeli olarak hissedilmesi sebebiyle; kişide öncelikle uykusuzluk, sersemlik ve ışığa hassasiyetin artması ile başlayıp; cildin çeşitli bölgelerinde kaşıntı, algılama güçlüğü, ağızda kuruluk ve migrene kadar varan baş ağrılarının oluşmasına sebep olabilmektedir.

Zeytinyağının fiyatının artmasını fırsat bilen dolandırıcılar, piyasaya "zeytinyağı" diye hileli veya tağşiş edilmiş ürünleri sunuyor. TÜDEF Gıda ve Sağlık Komisyonu Başkanı Vargı "Piyasada etiketsiz, üreticisi belli olmayan zeytinyağlarından kaynaklanan tüketici şikayetlerinde büyük artış var. Dolandırıcılar 4 litre kanola, pamuk veya başka bitkisel yağa koku vermesi için bir litre yüksek asitli yağ karıştırıyor. 30-35 liraya mal edilen bu yağ 140-150 liradan satılıyor" dedi. Zeytinyağında fiyatlarla birlikte sahtecilik de arttı. Tüketiciler, bu yıl zeytinyağının fiyatının artmasını fırsat bilen dolandırıcıların piyasaya "zeytinyağı" diye sürdükleri hileli veya tağşiş edilmiş ürünlerden şikayetçi.

Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Gıda ve Sağlık Komisyonu Başkanı Sinan Vargı, son yıllarda başta doktor ve beslenme uzmanlarının zeytinyağı tüketimi konusunda yaptıkları uyarılar sonucunda, tüketicilerin zeytinyağı tüketimine hız verdiğini ve ekonomik durumu müsait olan vatandaşların zeytinyağına yöneldiğini söyledi.

"Ancak bu son beş yılda zeytinyağında fiyatların sürekli artması, beraberinde hile ve tağşişi de getirdi" diyen Vargı, zeytinyağında hile yapanların yüzde 400'e varan oranda kazanç elde ettiğini vurguladı.

Vargı, bu satıcıların markasız ve adresi belli olmayan ürünleri satmaları nedeni ile yakalanma risklerinin oldukça düşük olduğuna dikkati çekerek, piyasada özellikle etiketsiz, üreticisi belli olmayan zeytinyağlarından kaynaklanan tüketici şikayetlerinde büyük artış olduğunu ifade etti.

Tüketicileri bu konuda uyaran Yargı, "Vatandaşlarımız, ambalajında üreticisi ve adresi belli olmayan ürünleri satın almamalı." dedi.

"HİLE İLE YÜZDE 400'LÜK KAZANÇ"

Vargı, zeytinyağında yapılan hile ve tağşişin yüksek karlar getirdiğini belirterek, özellikle son dönemde kanola ve pamuk yağının asitli yap ile karıştırılarak zeytinyağı diye satıldığının altını çizdi.

Hakiki zeytinyağının 5 litresinin büyük kentlerde fiyatının 140-150 liralara kadar yükseldiğini aktaran Vargı, şu bilgileri verdi:

"Dolandırıcılar 5 litrelik tenekeye 4 litre kanola, pamuk veya başka bitkisel yağ koyuyor. Ona tat ve koku vermesi için bir litre yüksek asitli yağ karıştırıyor. Asitli yağ 15-16 lira. Diğer 4 litrelik yağ da 20 liraya mal oluyor. Yani bu karışım toplamda fırsatçılara 30-35 liraya mal oluyor. Büyük kentlerde süslü tenekelerde satılan, üreticisi ve markası belli olmayan bu yağlar 140-150 liradan satılıyor. Kar marjı yüzde 375'e, bazen yüzde 400'lere ulaşıyor. Bu arada dünyada üretilen kanola ve pamuk yağının yüzde 90'ından fazlasının GDO'lu olduğunu da belirtelim."

"ÜLKE GENELİNDEN CİDDİ ŞİKAYETLER ALIYORUZ"

Vargı, yurt genelinde son dönemde sahte veya hileli zeytinyağı konusunda çok ciddi şikayetler aldıklarını kaydederek, tüketicilerin aldıkları ürünlerin kontrol edildiğini zannedip, doğal olana ulaşmayı amaçladığından bu ürünleri üreticiden satın aldığını bildirdi.

Satın aldıkları yağı eve getirip tadan tüketicilerin ağızda kaygan bir his bırakan, zeytinyağına koku ve tat olarak benzemeyen ürünlerle karşılaştığını dile getiren Vargı, bu kişilerin daha sonra rahatsızlanıp şikayetçi olduğunu ancak şikayet edilen firma veya şahsın bulunamadığını bildirdi.

"ANALİZ SONUCU ETİKETLE AMBALAJA YAPIŞTIRILMALI"

Vargı, zeytinyağında hile ve tağşişe yönelenlerin, malını tüketiciye doğrudan ulaştırmak isteyen dürüst üreticileri de etkilediğini ifade ederek, "Ürününü doğrudan tüketiciye satmak isteyen üreticinin malını, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı laboratuvarlardan analiz ettirmesi sonrası zeytinyağının ambalajına yapıştırılacak bir etiketle satabilmesini sağlayacak bir düzenleme getirilmesi de gerekiyor." dedi.

Hileli yağların başta mide olmak üzere, karaciğer, safra kesesi, pankreas gibi organlarda tahribata yol açtığının bilindiğine işaret eden vargı, "Piyasada bulunan etiketsiz gıda ile ilgili denetimlerin süratle artırılmasını ve gıdada hile ve tağşişe yönelenlere yönelik cezaların caydırıcı olmasını, tekrarlayanlar hakkında hapis cezası getirilmesini istiyoruz." diye konuştu.

"AÇIKTA 'DOĞAL' DİYE SATILANLARA DİKKAT"

Gıda Mühendisleri Odası İstanbul şubesi eski başkanı Sedat Kuru, zeytinyağı üzerinde yaptıkları araştırmalarda fiyatlar arttığında sahteciliğin de arttığını gördüklerini söyledi.

"Fiyatlar arttığında ya karışım yağları ya da ikinci, üçüncü sınıf yağları sızma zeytinyağı diye satıyorlar." diyen Kuru, açıkta ve yol kenarlarında satılan, tüketicilerin "doğal" zannederek aldıkları yağlarda hile ve tağşişin daha sık görüldüğünü vurguladı.

Kuru, daha ucuz maliyetli ayçiçek ve mısır gibi yağların zeytinyağı ile karıştırılabildiğini ve maliyetinin düşürüldüğünü kaydederek, asiti yükselmiş ve işlenmiş zeytinyağının doğalı ile karıştırılarak "sızma zeytinyağı" diye satıldığını aktardı.

"SAHTESİNİN VEYA HİLELİSİNİN ANLAŞILMASI ÇOK ZOR"

Kuru, "Tüketicilerin sahte zeytinyağını anlaması çok zor. Tadından ve kokusundan biraz anlaşılabiliyor ama bu konuda çok hassas olmanız gerekiyor. Tüketicilerin büyük kısmı bunu anlayamıyor. Bunlar laboratuvarda çeşitli parametrelere bakıldıktan sonra anlaşılabiliyor." diye konuştu.

Tüketicileri etiketsiz ürün almamaları konusunda uyaran Kuru, "Fabrikalarda ambalajlanan, üretilen ürünler 'doğal değildir' diye bir şey yok. Bakanlığın kayıtlı veya onaylı işletmelerinin ürettiği ürünlerden alsın tüketiciler." ifadelerini kullandı.

Kuru, vatandaşların birebir tanıdıkları kişilerden zeytinyağı alabileceğini de kaydetti.

Diğer Makaleler...

En son haberleri e-posta ile almak için lütfen e-postanızı yazın.