Cihan imparatoru Osmanlı pâdişahlarının neredeyse hepsi birer meslek sahibiydi…Tarih Osmanlı’yı Osmanlı yapan ve bugün bile hayırla yâd edilen Osmanlı pâdişahlarının devletin hazinesini çar çur edip, har vurup harman savurmadığını ortaya koyuyor. Öyle ki kendi şahsi ihtiyaçlarını devlet hazinesinden değil kendi uğraşları ile giderdikleri birçok kaynakta belirtiliyor.

PARA BİLE KAZANIYORLARDI

Hatta devlet hazinesine dokunulmasını yasaklayan bir kanun çıkarmışlar ve bu kanuna da bütün pâdişahlar uymuştur. Her birinin devlet yönetiminin yanında ayrıca uğraştıkları, hatta para kazandıkları bir meslekleri de vardı.

I. MAHMUD’UN EL İŞLERİ PAZARDA SATILIRDI

Mesela: I. Mahmud, çeşitli el işleri yapar ve bunları pazarda sattırırdı. Aldığı paranın bir kısmıyla ihtiyaçlarını karşılar, diğer kısmını da sadaka olarak dağıtırdı. Hatta onun bu hâline şaşıran bir veziri: “Pâdişahım, milletin hazinesi sizin demektir. O halde niçin böyle uğraşırsınız?” deyince, pâdişah şu veciz cevabı verir: “Milletin hazinesini millete harcamak gerek. İnsanın alın teri dökerek çalışıp, kazandığı paranın zevki bir başkadır”.

Pâdişahların bir çoğu çalışıp para kazanıyordu. İşte diğer pâdişahların meslekleri…

I. MEHMED (ÇELEBİ MEHMED)

Yay ve kiriş ustasıdır. Bu işin piri (ustası) olduğu için kendisine “yay gerdiren” manasına gelen “kürüşçü” adıyla da anılmaktadır. Aynı zamanda avcıdır.

II. MEHMED (FATİH SULTAN MEHMED)

Bahçıvandır. Gülleri aşılama ve ağaç yetiştirme konusunda beceriklidir. Aynı zamanda bir kitap kurdu ve koleksiyoncusudur. Haritalar üzerine çalışmalar yapmış ve harita meraklısıdır. Fâtih, ayrıca ok için parmağa takılan yüzükler, kemer tokaları ve kılıç kınları da imal ederdi. Bütün bu özelliklerinin yanında ünlü bir şairdir.

II. BAYEZİD

Hattattır. Bu konuda icazeti vardır. Ayrıca okçuluğa meraklı olduğu için, bütün ok imâl edenleri İstanbul’da buluştururmuş. Marangoz olduğu da bilinmektedir. Aynı zamanda şairdir.

I. SELİM (YAVUZ SULTAN SELİM)

Kuyumcudur. Çok kitap okur. Bir kitap kurdu olduğu bilinmektedir. Hatta denilir ki çok okumaktan gözleri bozulmuştu. Bu yüzden gözlük takan tek padişahtır. Ayrıca kitap okurken, satırları takipte kullanılan altından hilâller yapardı. Bu hilâllerin uç kısımlarına kıymetli taşlar yerleştirirdi. Ok atmayı sever ve iyi bir yay ustasıdır. Aynı zamanda iyi bir silahşordur.

I. SÜLEYMAN (KANUNÎ SULTAN SÜLEYMAN)

Kuyumcudur. İtalyan kuyumculuk sanatının örneklerini uygulayacak kadar işinde mahirdir. Aynı zamanda kunduracı yani kavaftır.

II. SELİM

Hacıların Hac yolunda kullanmaları için hilâl şeklinde asalar yapıp, bunları hacılara dağıttırırdı. II. Selim, aynı zamanda şairdir.

III. MURAD

Ok yapardı. Şairdir. Hüsnü hat sahibidir. Yani hattattır.

I.İBRAHİM

Hacıların asalarına hilâller yapardı. Aynı zamanda bağa işçiliğinde de mahirdi. Yani bağa işçiliği (deniz kablumbağasının kabuğundan yapılan kaşık, tesbih, vb. ürünler) yapardı.

III. MEHMED

Kaşık ustasıdır. Okçuların kullandığı özel yüzükler yapardı. Padişah, “Yüzükçüler Loncası” üyesiydi. Yaptığı kaşıkların saplarını inci, mercan yakut vb. taşlarla süslerdi ve süslemecilik sanatı olan hakkaklıkta önemli bir yeri vardır. Aynı zamanda şairdir.

I. AHMED

Kaşık ustasıdır. Okçuların kullandığı özel yüzükler (asalar) yapardı. Bu merakı yüzünden “Kemankeşler Loncası (yani okçular- loncası)” üyesiydi. Çerkez kamçıları işlemekte ustadır. Şairdir.

II. OSMAN

Saraççılığa ilgi duyardı. Bindiği atların eyerlerini kendi yapardı. Ancak ne acıdır ki bu padişah, tahtan indirilip, yeniçerilerin eline geçtikten sonra, son yolculuğuna eğersiz bir ata bindirilerek gitmiştir..

IV. MURAD

Güzel yazı yazan bir hattat ve aynı zamanda şairdir. Kemankeşlikte (okçulukta) mahirdir.

IV. MEHMED

Avcılığıyla ünlüdür. Bu yüzden “Avcı Mehmed” diye de anılır. Aynı zamanda şairdir. Bestekârdır. Askerî marşlar yazardı.

II. MUSTAFA

Şairdir. Hüsnü hat sahibidir. Ok atmada ustadır. Şairdir.

III. AHMED

Hattattır. Şairdir. Fakat onu diğer padişahlardan ayıran bir yönü de hanımlar arasında gergef işlemeye meraklı olmasıdır.

I. MAHMUD

Birden fazla mesleği vardır. Kantaşı üzerine mühür kazırdı. Abanoz ve fildişinden hilâller (kürdanlar) yapardı. “Hilâl”i merak edenlere anlatayım. Hilâl, kemik ve şimşir gibi sert ağaçlardan yapılan, kulak ve diş temizliğinde kullanılan, ucu sivri, arka tarafı kaşık gibi enli bir alettir. I. Mahmud bu hilâllerden yapardı. Mücevher işlerdi. Oymacılıkla da ilgilenirdi. Çok yönlü bir pâdişah olan I. Mahmud, bütün bu yaptıklarını pazarda sattırır, parasıyla ihtiyaçlarını giderir, sadaka verirdi. Aynı zamanda şairdi.

III. SELİM

Şair ve bestekârdır. Aynı zamanda mükemmel bir silah ustasıdır. Tüfeklerin gez ve arpacıklarını ince hesaplarla çok mükemmel yaptığı için kurşunlar hedefi şaşmıyordu.

II. MAHMUD

Üslûp sahibi bir hattattır. Müzisyendir. Kuyumcudur. Sedef işlemeciliği yapar.

I. ABDÜLMECİD

Modern bir ressam, Batı usûlü alafranga besteler yapan bir bestekârdır. Abdülaziz’in oğlu Şehzâde Seyfeddin Efendi ise mahyacıdır. Ramazan mahyalarını o hazırlamaktadır. Aynı zamanda şairdir.

I. ABDÜLAZİZ

Ünlü bir pehlivandır. Kalaycı olduğuna dair belgeler vardır.

V. MURAD

Çok iyi bir piyanisttir. Bestekârdır. Ressamdır.

II. ABDÜLHAMİD

Marangozdur. Bu meslekteki inceliği ve tasarımı rakipsizdir. Ayrıca kakmacılık ve süsleme sanatıyla da uğraşmıştır. Amerika’da açılan bir dünya sergisinde marangozluk ve doğramacılık dalında birincilik almıştır.

Bir asırdır kayaların arasından sönmeden alevlerin çıktığı Antalya'nın Kemer ilçesindeki Yanartaş'ı gelecek yıl yaklaşık 100 bin kişinin ziyaret etmesi hedefleniyor. Antalya'nın Kemer ilçesine bağlı Çıralı köyündeki Yanartaş'a gelecek yıl yaklaşık 100 bin turistin gelmesi hedefleniyor. Çıralı köyünde bulunan ve adını Yunan mitolojisinde ateş saçan yaratık "Chimera"dan alan Yanartaş'ta kayaların arasından yüzlerce yıldır alev çıkıyor.

Olympos-Beydağları Sahil Milli Parkı içerisinde yer alan, Çıralı Plajı'na 1 kilometre uzaklıktaki Yanartaş, deniz seviyesinden yaklaşık 250 metre yükseklikte bulunuyor. Yaya olarak patikalar ve merdivenlerden çıkılarak ulaşılan Yanartaş, Likya Yolu üzerinde yer alması ve Roma dönemine ait bir kilisenin bulunması dolayısıyla da özellikle tarih ve doğa severlerin ilgisini çekiyor.

Yanartaş işletme sahibi Mustafa Köylüoğlu, Yanartaş'ın örneğinin dünyada olmadığını ve Türkiye'ye ekonomik anlamda büyük katkı sağladığını belirterek, "Yanartaş gibi bir yer dünyada başka bir yerde yok. Dünyada turizm bitse, Yanartaş'ta bitmez. Yanartaş'ın bazı sorunları var. Ziyaretçilerden bazıları alevlerin başında şişe falan kırıyorlar. Bu tür olayların önlemini almak için kamera sistemi kurulmasını istiyoruz." diye konuştu.

Balayı tatilinde Yanartaş'ı gördüler

Balayı tatili için Bursa'dan Kemer'e gelen ve Yanartaş'ı ziyaret eden Uğur ve Ceren Cengiz çifti de Yanartaş'ı çok beğendiklerini söyledi. Ceren Cengiz, amaçlarının Olimpos'ta tatil yapmak olduğunu ancak rivayete göre ilk olimpiyat ateşinin yandığı Yanartaş'ı görmeye geldiklerini kaydetti. Yanartaş'ı görmeye Olimpos'tan yürüyerek geldiklerini anlatan Cengiz, yaklaşık 5-6 kilometre yol yürüdüklerini ancak Yanartaş'ı görmeye değdiğini söyledi. Uğur Cengiz ise Yanartaş'ın doğasıyla eşsiz bir yer olduğunu ve hayran kaldıklarını belirtti. Cengiz, Yanartaş'ın biraz daha temiz olmasının daha iyi olacağını da sözlerine ekledi.

Rize Belediyesi’nce “15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı Projesi” kapsamında Atatürk Caddesi girişinde iş makineleriyle kazı çalışması başlatıldı. Alanın 2 metre altına inilen kazı sırasında iş makinesinin kepçesine mezar taşları takıldı. Görevlilerce yüzeye çıkartılan mezar taşları, koruma altına alınmak üzere Müze Müdürlüğü yetkililerine teslim edildi. Kazıdan çıkarılan taşları inceleyen araştırmacı Recep Koyuncu, gazetecilere yaptığı açıklamada, mezar taşlarının bulunduğu alanın 1925 yılında mezarlık olduğunu söyledi. Koyuncu, “Belediyenin yapmış olduğu çalışmada eski mezarlardan kalıntılar çıktı. Taşlardan birinin üzerinde Şerife Zeynep adlı kadına ait olduğu yazıyor. Tarih ise 280 yıl öncesini gösteriyor. Bu alandan başka mezar taşları da çıkacaktır.” dedi.
Şu an dek iki tane mezar kitabesi, üç tane de ayak süslemesi olmak üzere 5 parça çıktığını belirten Koyuncu, “Mezar taşlarının daha fazlası eski adliye binasının oradan çıkarılacaktır. Orada mezar sayısı daha fazlaydı” dedi.

Şeyh Camisi imamı Mehmet Salih Güney ise mezar taşlarının 300 yılık olduğunu belirterek, “Birisinde tarih var ama kırılmış. Mezar taşlarının biri kadın mezarına ait. Hicri 1148 tarihli. Mezar taşında Şerife Zeynep yazıyor.” diye konuştu.

Arkeologlar, Karadeniz’in dibinde, Bizans ve Osmanlı imparatorluklarına ait 40’tan fazla iyi durumda gemi tespit etti. Daily Mail’in haberine göre Karadeniz Sualtı Arkeolojisi Projesi ekibi, 1.800 metre derinliğindeki deniz dibini taramak için uzaktan kumandalı iki cihaz kullandı. Cihazlardan biri yüksek çözünürlüklü 3D resimler yaparken ikincisi projektörleri, lazer tarayıcıları ve kameraları taşıyarak arazi hakkında bilgi topladı.

Ekibin başkanı Prof. Dr. John Adams, “Projemizin temel görevi, gemilerin yattığı yerleri tespit etmek için jeofizik çalışmaları yapmak ve ayrıca Karadeniz’in hikayesini anlatacak verileri toplamak” dedi.

Batan gemilerin kaplamalarını inceleyerek iskeletinin resimlerini çeken arkeologlar, oksijen eksikliği nedeniyle, gemilerin iyi korunduğunu kaydetti. Aramalar, Bizans’ı diğer ülkelere bağlayan eski güzergahlara uygun olarak gerçekleştirildi.

Diğer Makaleler...

En son haberleri e-posta ile almak için lütfen e-postanızı yazın.