Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, 12 Haziran’da başlayacak ve iki ay sürecek yaz Kur’an kursları eğitim dönemi öncesinde görev yapacak din görevlilerine ve Kur’an kursu öğreticilerine seslendi. Konuşmasında, TRT'de yayınlanan Kuran-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması'nı eleştiren Görmez şunları söyledi:

Son zamanlarda bir yarışma programı çıkarıldı biliyorsunuz. Sadece şunu söylerim. Kuran ses yarışmalarının güftesi olarak kullanılacak bir kitap değildir. Kuran bir hayat kitabıdır. Hem de en müstakim yola, en sağlam yola sizi götürmek için nazil olmuş bir kitaptır.

İpsala ilçesindeki uluslararası karayolunda, camekanlı simit arabasını sabah doldurduktan sonra diğer işlerinin başına dönen simitçi, akşam hasılatı almaya geliyor. İpsala'da ekmek parasını 35 yıldır simit yapıp satarak çıkaran Şendoğan Güneybaşı (55), sabah fırında pişirdiği simitleri, daha dumanı üzerindeyken İpsala Sınır Kapısı'na giden yoldaki simit tezgahına götürüyor.

Tek başına birçok işe yetişmesi gereken Güneybaşı'nın son yıllarda uyguladığı satış yöntemi müşterilerini şaşırtıyor. Yunanistan'a çıkış yapmak için sıraya giren tır şoförlerinin yoğun olduğu yerde bulunan tezgahın camekanında "1 lirayı bırak, simidi al, simitçiyi arama" yazısı yer alıyor. Güneybaşı, tezgaha her gün 100'e yakın simidi doldurduktan sonra diğer işlerinin başına dönüyor.

Güneybaşı kimi zaman ikindi kimi zaman da akşam vakti simitlerin parasını almak üzere tezgaha gidiyor. Simitlerin satıldığını ve paraların da eksiksiz tezgaha bırakıldığını gören simitçi Güneybaşı, karşılıklı güven üzerine geliştirdiği satış stratejisini 5 yıldır yürütüyor.

Tezgahtaki paraları toplamak için geldiği sırada açıklama yapan Şendoğan Güneybaşı, her yere yetişemeyince aklına "simidi kendi satan tezgah" projesinin geldiğini söyledi.

Bugüne kadar koyduğu simitlerden tamamının parasının bırakıldığı gördüğünü ifade eden Güneybaşı, "Adam yok, mecburen fırına gidiyorum, Keşan'a gidiyorum, Enez'e gidiyorum. Sabahtan 100 kadar simidi bırakıyorum bir bakıyorum 100 simit parası tezgahta. Bu karşılık güvendir. Eksik olsa da helal olsun. Bizim insanımız 1 liraya tenezzül etmez." diye konuştu.

Düşünün! Bir insanı akıllı ya da zeki olarak tanımlamak için gerekli olan özellikler nelerdir? Hafızasının ne kadar güçlü olduğu mu? Hangi okulda yüksek lisans yaptığı mı? Ne bölümden mezun olduğu mu? IQ seviyesi mi? Belki de kritik bir anda ne kadar doğru kararlar verdiği veya kötü bir durumun içinden nasıl çıkılması gerektiğini bilmesidir, bir kişiyi akıllı olarak tanımlamamızı sağlayan! Ne diyorsunuz, etrafınızda akıllı olarak gösterebileceğiniz kişiler nasıl özelliklere sahip mesela? Hepsi de iyi okullardan mı mezun olmuş? İyi işlerde mi çalışıyor? Nedir, bunun kıstası? Eğer kişiye akıllı ya da zeki diyebilmek için iyi bir eğitim almış olması gerek diyorsanız, bunun kısmen yanlış olduğunu belirteyim. Bakınız, doğru düzgün bir eğitim hayatı olmayan; ama dünyanın en başarılıları arasına girmeyi başarmış pek çok ünlü isim var. Disleksi hastalığından muzdarip olan ve liseyi bile bitirmeyen Richard Branson bunlardan bir tanesi. Oprah winfrey, James Cameron, Tom Hanks, Lady Gaga, Steve Jobs, Mark Zuckerberg de eğitim hayatında başarısız olan ünlü isimler arasında. Demek istediğim o ki bir insanı akıllı yapan okuduğu okul değil. Peki, ama o zaman ne?

Aslında soru yanlış sorulduğu için cevap bulamıyoruz. Kişiyi akıllı olarak tanımlayabilmek için bir değil, birden fazla özellik gerekiyor. Yani şu kişi şu özelliğe sahip o zaman akıllıdır, demek gerçekten saçma olur. İşte, bugün sizlere akıllı insanlarda rastlanabilecek ortak özelliklerden oluşan bir liste hazırladık. Aşağıdaki listeyi incelediğinizde, insanların sizin hakkınızda “zeki” tanımını yapıp yapmadığını görebileceksiniz. Şimdi 1 numaradan başlayın ve maddeleri okurken kendinize dürüst olun. Aşağıdaki özelliklerin hangilerine sahipsiniz? Hangileri yakınınızdan bile geçmiyor?

TASARRUF ETMEYİ BİLİRLER!

İhtiyatlı davranmak, cimrilik ya da açgözlülükle karıştırılmaması gereken bir kavramdır. Zeki insanlar da işte bu ayrımın farkında olan kişilerin başında gelmektedir. Onlar tasarruf etmenin ne demek olduğunu bilirler. Bazıları gibi temel ihtiyaçlardan kısıp da gereksiz şeyler için harcama yapmazlar. Mesela, ne mi? Örneğin, evlerinde enerji tasarruflu ampuller kullanırlar. Kredi kartı kullanmazlar, kullansalar bile gerçekten gerekli olduğu zaman başvururlar. Bir şey satın almadan önce o ürünün ne kadar gerekli olduğunu düşünür ve keyfi harcamalar yapmaktan kaçınırlar. Atıyorum, bir dergi ya da kablolu TV üyeliği yaptırmazlar. Çünkü internette istedikleri her türlü bilgiye erişebileceklerini bilirler. İşte bu durumlar gibi verilebilecek sayısız örnek var. Sonuçta zeki insanlar tasarruf etmeyi iyi bilirler.

ETRAFINDAKİ KİŞİLERE DEĞİL KENDİLERİNE GÜVENİRLER!

Evet, zeki insanların da arkadaşları, aile üyeleri, iş ortakları vardır. Ama onlar herhangi olumsuz bir durumda başkalarına değil de kendilerine güvenmeyi tercih ederler. Yani sorunlarla tek başına mücadele etmeyi bilirler. Onlar için üstesinden gelinemeyecek bir iş yoktur. Herkes gitse bile tek başına başarılı olabilen kişiler, zeki bireylerdir.

SORUMSUZCA HAREKET ETMEZLER!

Bu demek değil ki zeki insanlar eğlenmeyi bilmiyor, gülmüyor, gezip tozmuyor. Onlar sadece neyi nerede yapacakları konusunda akıllıca karar veriyor. Yani eğlencenin dozunu kaçırmıyorlar. Çünkü sorumluluklarının farkındalar. Örneğin; sadece canı istiyor diye sabaha kadar eğlenip, ertesi günün işlerini unutmuyorlar. Zeki insanları aptallardan ayıran en büyük fark işte bu sorumluluk bilincidir.

BAKIŞ AÇILARI GENİŞTİR!

Zeki insanlar katı görüşlü olmaktan her zaman kaçınırlar. Onlar yeniliklere açık olmanın ve farklı düşünebilmenin ne kadar önemli olduğunu bilirler. Düşünce veya inanışları yanlış diye kendilerini yenilgiye uğramış gibi hissetmezler. Bunun yerine doğrusunu öğrenmeye çalışır ve kendilerine kattıkları değer için mutlu olmayı tercih ederler.

HATALARA ODAKLANMAZLAR!

Zekiler de hata yapar evet! Ancak onlar yaptıkları hataya değil, onu nasıl düzeltebileceklerine odaklanırlar. Yani “vah efendim, ben böyle bir hatayı nasıl yaptım” değil, “bu hatayı nasıl bir daha tekrarlamam?” şeklinde düşünürler. Zaten başarılı şirketlerin stratejileri de bu şekilde işlemektedir. Sonuçta yapılan bir hatadan ders çıkartıldığı takdirde, o hata sizin için zarardan çok faydaya dönüşecektir.

GEÇMİŞE SÜNGER ÇEKMENİN NE DEMEK OLDUĞUNU BİLİRLER!

Ne yazık ki insanın geçmişini silmesine yarayacak bir teknoloji henüz icat edilmedi. Bu nedenle, şu geçmişte yaşama olayından kurtulmak lazım. Bakınız, akıllı insanlar geçmişlerinden ders çıkartma işinde nasıl da usta olmuşlar. Çünkü geçmiş adı üstünde geçmiş gitmiştir. Yani onun üzerine uzun uzadıya düşünmeye gerek yoktur. Zeki kişiler de tam olarak böyle yapar. Her zaman yarın odaklı düşünürler ve yarın odaklı olabilmek için bugün yapılması gerekenleri eksiksiz olarak yerine getirirler. Geçmişe saplanıp kalmanın kimseye yararı olmayacağını bilirler.

ŞANSA İNANMAZLAR!

Evet, akıllı insanlar diğerlerinin aksine şansa inanmayanlar arasındadır. Yani ortada bir sorun varsa, onun iyi şans sayesinde ortadan kalkacağına ihtimal vermezler. Bunun için ellerinden ne geliyorsa yaparlar ve karşılaşabilecekleri neticeye hazırlanırlar. Hayatlarındaki hiçbir şeyin şans eseri ya da tesadüfi olduğunu savunmazlar. Sonuçta herkesin hayatında bir takım olasılıklar var ve bu olasılıkları şekillendirmek tamamen kişinin kendi elinde.

AYRINTICI DÜŞÜNÜRLER!

Zeki kişiler hem iş hem de özel hayatlarında her bir ayrıntıyı tek tek hesaplarlar. Olası tüm durumları öngörür, bunlara uygun plan hazırlar ve hiçbir işlerini şansa bırakmazlar. Örneğin bir iş mi kuracaklar? O iş hakkındaki her şeyi öğrenir, sektörün en başarılı işletmelerini incelemeye alır, hesaplamaları yapar, karşılaşabileceği ekstra durumlar karşısında yapabileceklerini düşünür ve tüm bu planlardan sonra tatmin olduysa eğer işe atılmaya karar verirler. Bu nedenle; evet, zeki insanların ortak özelliklerinden biri de ayrıntıcı düşünmeleridir, diyebilirim.

YANLIŞ YAPAR VE YANLIŞLARINDAN DERS ALMAYI BİLİRLER!

Klişe olacak biliyorum, ama hepimizin bildiği gerçek şu ki hatasız kul olmaz. İster dünyanın en zeki insanı olsun, isterse en başarılısı; herkes mutlaka hata yapar. Sonuçta bu doğamızda var, değil mi? Yaptıklarımızdan ders ala ala bugünlere kadar gelmedik mi? Deneyip yanılma yöntemi değil mi bizi bugünlere kadar getiren silahımız? Elbette, öyle! Doğal olarak zekiler de zaman zaman yanlış kararlar alabilmektedir. Ama onlar yaptıkları yanlışın ne olduğunu iyice anlar ve onu bir daha asla tekrarlamazlar. İşte akıllıları diğerlerinden ayıran bir özellik daha! Yapılan bir hataya tekrar düşmemek!

BELİRLENEN YOLDAN ŞAŞMAZLAR!

Zeki insanların başkalarının düşüncelerinden çok fazla etkilenmediğini söyleyebilirim. Evet, farklı fikirlere karşı her zaman açık olurlar; ancak bir şeyin doğru olduğuna karar verdikleri zaman onları bu düşünceden caydırmaya kimsenin gücü yetmez. Diğer bir deyişle; insanlar onun fikrine katılmıyor diye, o düşünceden vazgeçmek gibi bir hata yapmazlar. Çünkü zaten olabilecek her türlü şeyi düşünmüş ve en iyisinin o olacağına karar vermeden önce sayısız farklı ihtimali hesaplamışlardır. Bu etapta, başkalarının onun fikrine katılmaması zeki bir kişinin alacağı kararda hiçbir etki yapmayacaktır. Sizin anlayacağınız, akıllı insanlar doğrularını sonuna kadar savunurlar.

KONUŞMALARINDA ÖLÇÜLÜ OLMANIN NE DEMEK OLDUĞUNU BİLİRLER!

Zeki insanlar yapacakları konuşmalarda, açıklamalarda, ileride onlar güçsüz gösterebilecek kelimeleri kullanmaktan kaçınırlar. Yani öyle büyük büyük sözler vermezler. Çünkü onlar eylemlerin kelimelerden çok daha üstün ve etkili olduğunu bilirler. Bu nedenle beklentiyi yükseltmek yerine, kısa süre sonra bunu gerçeğe dönüştürmeyi tercih ederler. Yoksa kürsüye çıkıp süslü püslü kelimeler kullanmakta bir sakınca yok. Önemli olan kişinin yapamayacağı sözler vermemesi! Akıllı kişilikler de bunun farkında olarak hareket eder.

GÜNCEL GELİŞMELERİ TAKİP EDERLER!

Biliyorsunuz ki dünya sürekli olarak değişiyor. 10 sene öncesinde doğruluğundan emin olduğumuz bir şey bugün kulağa deli saçması gibi gelebiliyor. Akıllı insanlar da bu durumun farkında olarak, etraflarında yaşanan gelişmeler karşı her zaman açık oluyorlar. Çünkü biliyorlar ki dünyanın hızına yetişemezseniz, asla başarılı olamazsınız. İşte bu nokta da zekiler ile diğerlerini ayıran özellikler arasında çarpıyor. Aptallar saçma sapan işlerle vakit harcarken, zeki kişilerse dünyadaki gelişmelerden haberdar olmak için zaman ayırıyordur. Bu da kişinin başarılı olmasında önemli bir belirleyici oluyor.

KENDİLERİNE KARŞI DÜRÜST OLURLAR!

Zeki insanlar her konuda kendilerine karşı dürüst olmayı öğrenmiş kişilerdir. Bir işe mi başlayacaklar? O iş için harcanması gereken zamanın ve emeğin ne kadar çok olacağını bilirler. Başarılı olmak için vazgeçilmesi gereken eğlenceli aktivitelerin, arkadaşlıkların, hobilerin vs… farkında olurlar. Gerçekçilik onların doğasından vardır. Hayata toz pembe gözlüklerden bakmaz, yaşamanın bazen ne kadar zor olduğunu bilirler. Uzun lafın kısası, akıllı insanlar kendilerine asla yalan söylemezler.

YETENEKLERİNİ ASLA KÜÇÜMSEMEZLER!

Eğer zeki biri size herhangi bir konuda “iyiyim” diyorsa, onun uzmanlığına güvenebilirsiniz. Çünkü sadece aptallar her alanda iyi olduklarını öne sürebilir. Akıllı insanlar ise bunu sadece kendi yeteneklerinden emin oldukları zaman yaparlar. Zira onlar yeteneklerini çok önceden fark etmiş ve bunu geliştirmek için çalışmışlardır. Her konuda değil, belirli bir konu üzerine yoğunlaşmış ve o alanda gerçekten başarılı olmuşlardır.

GEREKSİZ RİSKLER ALMAZLAR!

Akıllı insanlar bir risk almadan önce, onun bu riske değip değmeyeceğini hesaplarlar. Yani aptal cesareti olarak tanımlanabilecek saçma nitelikler, akıllı insanlarda görülemeyecek özellikler arasındadır. Sonuçta “büyük düşün, büyük oyna” teorisinin cazibesine kapılıp gidenleri zeki olarak nitelendirmek, zekilere yapılacak bir hakaret olur. Onlar şans faktörünü eleyip, başarı oranlarının yüksek olduğu işlere girer ve alacağı risk oranının minimum olmasına dikkat ederler. Sizin anlayacağınız, akıllı kişiler asla gereksiz yere risk almaz.

Trabzon ili Düzköy ilçesine bağlı Haçkalı Hoca Baba Yaylası sakinlerinden, hatırı sayılır kişilerinden olan Yusuf Derin'e ait yayla evi, kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından yakıldı. Jandarmanın olay yeri inceleme ekibi, olay yerinde çalışma yaparak delilleri topladı. Faili meçhul bu olayın zanlılarının bulunması için adalete güvendiğini söyleyen Yusuf Derin şöyle konuştu:
"Şahsımıza ait yayla 27 Ekim tarihinde biri veya birileri tarafından yakıldı. Allah'tan biz içerisinde değildik. İçerisinde tüm eşyalarımız da yandı. Daha önce de çevrede buna benzer yakma olayları  oldu. Bugün benim evimi yakanlar yarın diğer komşumuzun, diğer köylümüzün evini yakacaklar. Zanlıların bulunması için yetkililerden yardım istiyoruz""DAHA ÖNCE DE YAYLADA KUNDAKLAMA OLAYLARI OLDU"
Yaylada daha önce de benzer yakılma olaylarının olduğunu ifade eden Yusuf Derin, komşularına ait bir kaç evin daha geçmişte yine kimliği belirsiz kişiler tarafından yakıldığını, çevre halkının maddi - manevi zarar gördüklerini, bır kısım kundaklama olaylarının ise hala faillerinin bulunmadığını, mağduriyetlerin giderilmediğini söyledi. Şahsının daha önce aynı evin bulunduğu arazi için bir kaç komşusuyla davalık olduğunu, kendisine sebepsiz yere dava açtıklarını da belirten Yusuf Derin, dava konusu olan yerin büyüklerinden kalma bir yer olması hasebiyle mahkemede bu davalardan beraat ettiğini, elinde mahkeme kararı olduğunu vurguladı.

Son olarak meydana gelen kundaklama olayında da kendisine bu davayı açan kişilerden şüphelendiğini ifade eden Yusuf Derin, yetkililerden yardım bekliyor.
 

Diğer Makaleler...

En son haberleri e-posta ile almak için lütfen e-postanızı yazın.