Haber Başlıkları

Grid List

Protestan Diriliş Kilisesi’nin papazı Andrew Craig Brunson, FETÖ’den tutuklandı. CIA ajanı olduğu ortaya çıkan Protestan Kilisesi papazı Andrew Craig Brunson’ın Amerikan Ordusu’nda harp subayı olarak görev yaptığı da ortaya çıktı ve 15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı CIA başkanı olacağı iddia edildi.

PAPAZ ANDREW CRAIG BRUNSON KİMDİR?

Andrew Brunson resmi olarak İzmir Alsancak’daki Protestan Diriliş Kilisesinin Rahibi gözüküyor. 15 Temmuz sonrası Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit ettiği için hakkında sınır dışı kararı verildi.

Ancak bir gizli tanığın belge sunması ile FETÖ’dan tutuklandı. İncelemeler sonucu Brunson'a ABD’deki FETÖ’cü bir vakıftan her ay yüklü miktarlarda paralar gönderildiği belirlendi.

Ege bölgesinde misyonerlik yapıp Kilise Evler açan Papaz Brunson, MİT’in saptamalarına göre PKK’lıları Alsancak’taki Diriliş Kiliesinde barındırıp onlara maddi destek de sağlıyordu.

FETÖ’nün Ege Bölge İmamı olan Bekir Baz ile ilişkisini gösteren tanık ve belgeler de ortaya çıktı.

Kuzey Kore, ABD Başkanı Trump'ın talimatıyla ABD'nin katil Beşşar Esed rejimine ait bir hava üssünü hedef alan füze saldırılarını gerekçe göstererek, kendi nükleer silahlarının gerekli bir caydırıcı unsur olduğunu ve kendini korumak için savunma gücünü artıracağını açıkladı.

Kuzey Kore resmi ajansı KCNA'nın, ismi belirtilmeyen bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisinin açıklamasına dayandırdığı haberinde, ABD'nin Suriye'ye düzenlediği saldırıların "kesinlikle affedilemez" olduğu ve Washington'un "savaş için sürekli pervasız hareket etmesine" karşı ülkeyi korumak adına nükleer silahları meşrulaştırdığı ileri sürdü.

Açıklamada, Kuzey Kore'nin "eksenindeki nükleer güçle sahip olduğu muazzam askeri kuvvetin", ABD tarafından düzenlenecek muhtemel bir saldırganlığı engelleyeceği belirtildi.

ABD'nin Suriye'ye düzenlediği son askeri saldırının kendilerine yönelik bir uyarı niteliğinde olduğu yorumlarına dikkati çeken açıklamada, "Bundan korkmuyoruz." ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, "ABD'nin sürekli olarak yaptığı, savaş maksatlı pervasız hareketlerle başa çıkmak ve kendimizi kendi gücümüzle savunmak için meşru müdafaa kapasitemizi her yönden artıracağız." ifadesine yer verildi.

ABD'nin, kendi topraklarına saldırı hazırlığında olduğunu uzun süredir iddia eden Kuzey Kore, nükleer silahlarının, ABD'nin askeri tehdidine karşı gerekli bir caydırıcı unsur olduğunu ileri sürdü.

Washington ise Kuzey Kore'yi işgal etmek gibi bir niyeti olduğu yönündeki iddiaları reddediyor.

ABD ordusu, cuma günü Suriye'nin İdlib bölgesinde rejimin düzenlediği kimyasal katliama tepki olarak katil Beşşar Esed ordusuna yönelik füze saldırısı düzenlediğini duyurmuş, Doğu Akdeniz'de bulunan gemilerden fırlatılan 59 Tomahawk füzesinin, kimyasal saldırıda kullanıldığı belirtilen Şayrat Hava Üssü'nü vurduğunu açıklamıştı.

Darbeci Sisi, ülkede yaşanan terör olaylarından sonra, polise destek vermeleri amacıyla askere sokağa inme emri verdiğini bildirdi.

Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamada ülkede Kıpti kiliselerine yapılan terör saldırılarının ardından, orduya polise destek olma talimatı verildiği ve bu doğrultuda askerlerin sokağa inerek güvenlik önemlerini artıracağı ifade edildi.

OHAL İLAN EDİLDİ

Darbeci Sisi, ülkede 3 aylık olağanüstü hal ilan edildiğini duyurdu.

ABD Rakka'da katliam yaptı. ABD öncülüğündeki koalisyon uçaklarının Suriye'de terör örgütü DEAŞ kontrolündeki Rakka'ya düzenlediği saldırıda 15 sivil hayatını kaybetti. Suriye'nin Rakka şehrine düzenlenen hava saldırısında aralarında 4 çocuğun da bulunduğu 15 sivil hayatını kaybetti.

Reuters'ın Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'nden aktardığına göre koalisyon uçakları tarafından düzenlendiği sanılan hava saldırısı, terör örgütü DEAŞ'ın sözde başkenti Rakka'yı vurdu.

Rakka'nın 30 kilometre batısında bulunan Hanida'ya düzenlenen saldırıyla ilgili koalisyon sözcüsünden henüz bir açıklama yapılmadı.

Koalisyonun geçen ay Irak'ın Musul kentinde DEAŞ karşıtı operasyon kapsamında düzenlediği bir hava saldırısında en az 200 sivili katletmişti.

UEFA, seri penaltı atışları için tarihi bir değişiklik yapmaya hazırlanıyor. Yapılan açıklamaya göre, daha önce sırayla yapılan penaltı atışlarında değişikliğe gidiliyor.

PSİKOLOJİK BASKI ARTACAK

Yeni penaltı sistemine göre, yapılacak ilk penaltı atışından sonra takımlar sırasıyla 2'şer penaltı vuruşu yapacak. Yapılan değişikliğin nedeninin, ilk penaltıyı atan takımların istatistiksel olarak daha yüksek kazanma oranı yakalaması ve 2. atışı yapacak takımın psikolojik olarak daha büyük bir baskı hissetmesi olduğu belirtiliyor.

Yeni penaltı sistemi,  Çek Cumhuriyeti'nde yapılacak Kadınlar  Avrupa U17 Şampiyonası'nda denenecek.

Yeni penaltı sistemi şu şekilde olacak;

1. vuruş: A Takımı - 2. vuruş: B Takımı

3. vuruş: B Takımı - 4. vuruş: A Takımı

5. vuruş: A Takımı - 6. vuruş: B Takımı

7. vuruş: B Takımı - 8. vuruş: A Takımı

9. vuruş: A Takımı - 10. vuruş: B Takımı

Eğer berabere biterse;

11. vuruş: B Takımı - 12. vuruş: A Takımı

Beraberlik sürerse;

13. vuruş: A Takımı - 14. vuruş: B Takımı ve bu şekilde devam edecek.

Monaco, ilk maçta 3-2 mağlup ettiği Alman rakibi Borussia Dortmund’u sahasında da 3-1 yenerek adını Devler Ligi'nde yarı finale yazdırdı. Böylelikle Fransız ekibi iki ön eleme geçip Devler Ligi'nde yarı finale kalan ilk takım oldu. Fransa'nın Monaco ekibi, Almanya'da 3-2 yendiği Borussia Dortmund ile sahasında karşılaştı.

Borussia Dortmund, polisin, takım otobüsünü 20 dakika kadar durdurması nedeniyle stada geç geldi. Bu yüzden karşılaşma 5 dakika rötarlı başladı.

Monaco, Mbappe'nin 3. dakikadaki golüyle maçın başında 1-0 üstünlük yakaladı. Fransız temsilcisi, Falcao'nun 17. dakikada attığı golle devreyi 2-0 önde tamamladı.

Borussia Dortmund, Reus'un 48. dakikada gelen golüyle umutlansa da Monaco, oyuna sonradan giren Germain'in 81. dakikadaki golüyle maçı 3-1 kazandı.

Monaco ilki gerçekleştirdi

Bu sezon evinde oynadığı 7'nci Şampiyonlar Ligi maçında da yenilmeyen Monaco, 2003-2004 sezonunda finale çıktığından bu yana ilk kez yarı final bileti aldı. Monaco ayrıca iki ön eleme geçip Şampiyonlar Ligi'nde yarı finale kalan ilk takım oldu.

Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş ve Dusko Tosic, Lyon maçı öncesinde basın toplantısı düzenledi.

Şenol Güneş'İn açıklamaları şöyle:

Yarın çok önemli bir maç oynayacağız. İki iyi takımın maçı olacak. Oyunun her iki yönünü de iyi oynayarak kazanabiliriz. Bırakalım futbolcular saha içinde yapabileceklerini göstersin. Fair play içerisinde bir maç olsun. Futbolcularıma güveniyorum. Yarın sevinmek için olağanüstü gayret gerekiyor. Taraftarımızın da her zamanki fair play içinde destek olmasını bekliyoruz. Taraftarımız tüm enerjisiyle, 'rakibin provokasyonlarına gelmeden' bizi sonuna kadar desteklemeli. Biz futbolun dışına çıkmayacağız. UEFA terazinin bir tarafına baskın basmıştır. Şiddet varsa ceza alınmalı, caydırıcı da olmalı. Ama ceza verirken haksızlık yapılırsa, zararı daha büyük olur. UEFA'nın terazisinde Lyon ağır basmıştır. 50 yıl içinde görmediğim haksızlığı, yanlışlığı burada görmüş olabilirim. UEFA'nın terazisinde Lyon ağır basmıştır.

UEFA, Lyon adına 1 gol şimdiden atmıştır. Ama biz yarın o golü de çıkartmak için uğraşacağız. Taraftarı biz almadık. Taraftarı alan sen, saha senin sahan. Cezanın veriliş zamanı tartışmaya açıktır. Ben bunu seneryonun bir parçası olarak görüyorum. Bunun mantığı yok. Bizi boynumuzdan assalar bile teslim olmayacağız. Canımızı çıkarmaya çalışsalar da teslim olmayacağız. Bu karardan kazanan taraf Lyon'dur. Kaybeden Beşiktaş ve futboldur.

UEFA'dan Beşiktaş'a kötü haber! UEFA, Beşiktaş ve Lyon'a 1 yıl men cezası verdiğini duyurdu. Yapılan açıklamada, 2 yıl içinde benzer olayların yaşanması halinde Lyon ve Beşiktaş'ın 1 yıl men cezası alacağı belirtildi. Öte yandan hem Lyon'a, hem de Beşiktaş'a 100.000 euro para cezası verildi. 

Lyon - Beşiktaş arasında UEFA Avrupa Ligi çeyrek final ilk maçı öncesinde statta büyük olaylar yaşanmıştı. Lyon taraftarlarının başrol oynadığı olaylar sonrasında birçok Fransız taraftar sahaya girmiş ve karşılaşmanın geç başlamasına neden olmuştu.

UEFA'nın kararının ardından 20 Nisan Perşembe günü oynanacak Beşiktaş - Lyon maçı bir kat daha önem kazandı. Vodafone Arena'da oynanacak karşılaşmada olay yaşanması halinde UEFA, Beşiktaş'ın men cezasını uygulamaya geçecek.

UEFA'NIN BEŞİKTAŞ'A CEZASININ GEREKÇELERİ

- Tribün kargaşası

- Tribündeki patlayıcı maddeler

- Rakip taraftara yabancı madde atılması

BEŞİKTAŞ İTİRAZ EDECEK!

Beşiktaş Kulübü, UEFA'nın verdiği karara cuma günü itiraz edecek. Beşiktaş Kulübünün internet sitesinde yer alan açıklamada, UEFA'nın bu tür olayların 2 yıl içinde tekrar yaşanması durumunda 1 yıl Avrupa kupalarından men cezası verileceği yönündeki kararı konusunda, "UEFA'nın Lyon'da oynanan maç ile ilgili almış olduğu karar kulübümüz tarafından haklı görülebilir ve kabul edilebilir değildir. UEFA'ya gerekli itirazlarımızı yaparak süreci takip edeceğiz." ifadeleri kullanıldı.

Verilen kararın ardından taraftarlara ve camiaya önemli görevlerin düştüğü belirtilerek, şu görüşlere yer verildi:

"Sükunetimizi korumalı, Beşiktaşımızı zor durumda bırakacak centilmenlik dışı tüm hal ve hareketlerden uzak durmaya özen göstermeliyiz. Haksız alınan bu karara karşı hukuk zemininde kulübümüzün yapacağı mücadele kadar, taraftarlarımızın stadımızda sergileyeceği duruş da önemlidir. Maçlarımızda taşkınlığa, provokasyona izin vermeden, rakibe karşı saygımızı sergileyerek Beşiktaş'ı uluslararası arenada zor durumda bırakabilecek her türlü olumsuz davranıştan sakınmalıyız. Lyon ile oynayacağımız UEFA Avrupa Ligi çeyrek final rövanş karşılaşmasını bir şölene çevirerek, futbolun tüm güzelliklerini yansıtarak, kulübümüzü en iyi şekilde temsil etmek her Beşiktaşlının görevidir."

Domates, biber gibi yaş sebze ve meyve başta olmak üzere alt ve orta gelir grubundaki aile bütçesini yakından ilgilendiren gıda fiyatlarındaki aşırı artışlar Rekabet Kurumunu da harekete geçirdi. Toptancılarla başlayıp, marketlere kadar uzanması beklenen incelemeyle ilgili Torlak “Meyve sebzede fiyat artışları konjonktürel ya da don, kuraklık, doğal afet gibi nedenlerden kaynaklanmıyor. Bize ulaşan bilgi ve belgeler var. Cironun yüzde 10’una kadar ağır ceza kesilebilir” dedi.

HALE GİREN TÜM ÜRÜNLER

Bugüne kadarki açıklamalarınızdan farklı olarak “Tüketicinin cebinden çalmaya yönelik her türlü rekabet ihlali karşısında Rekabet Kurumu’nu bulur” sözüyle kimleri kastettiniz”, sorumuza Torlak, şöyle yanıt verdi:

“Yaş meyve sebzede don, kuraklık, ihracat artışı gibi nedenlerle dönem dönem fiyat artışları olabiliyor. Ama elimize gelen verilerden son dönemdeki artışların konjoktürel, mevsimlik dalgalanmalar ya da doğal afetle açıklanmasının mümkün olmadığı kanaatine ulaşıldı. Bunun üzerine sektörle ilgili böyle bir inceleme ve araştırma ihtiyacı hissettik. Hale giren yaş sebze meyvelerin tamamını, ürün ayrımı yapmaksızın inceleyeceğiz. Bu ürünlerdeki fiyat artışları özellikle alt ve orta gelir gruplarını yakından ilgilendiriyor. Bu hassasiyetten dolayı da böyle bir açıklama yaptık.

MARKETLERE UZANABİLECEK

İlk etapta daha çok tedarikçi düzeyinde inceleme yapılacak. Teşebbüsler arasında uyumlu eylem, anlaşma var mı yok mu incelenecek. Bilahare somut bilgi ve belgeye ulaşılırsa perakende düzeyinde de bu incelememiz devam eder. Ama bizim piyasa ekonomisinin ötesinde, arz-talep dengesine müdahale gibi bir anlayışımız olamaz.

İNCELEME BİRKAÇ BÖLGEDE OLACAK

Rekabet ihlali olup olmadığı incelemesini yaş meyve sebzede ağırlığı olan, sektörde yoğun olarak faaliyetlerin sürdüğü birkaç bölgede yapacağız. Sonuca göre ağır yaptırımlar uygulayacağımızı söyledik. Kurul olarak rekabet ihlalinin tespiti durumunda, ihlali yapan şirketlere cirolarının yüzde 10’una kadar ceza kesme imkanımız göz önüne alındığında cezaların ağırlığını vurgulamak istedik. Yoksa hassas davranan teşebbüslerimizi rahatsız etme niyetimiz yok.”

Maliye Bakanı Naci Ağbal, "Piyasa derinliği için bazı vergileri kaldırabiliriz. Türkiye'de mali disiplin var ve sürecek" dedi. Ağbal, "Almış olduğumuz tedbirlerin bütçe açığına etkisi milli gelirin yaklaşık 0,74'ü kadar. Almış olduğumuz tedbirler geçicidir. Tedbirlerin etkisinde oran gelecek yıl yüzde 0,38, 2019 yılında yüzde 0,30'a düşüyor" şeklinde konuştu.

"TEDBİRLER ETKİSİNİ GÖSTERMEYE BAŞLADI"

Bakan Ağbal, "Destek ve tedbirler etkisini göstermeye başladı. Ekonomide yukarı yönlü bir ivmeyi çok rahat bir şekilde görüyoruz" açıklamasını yaptı.

Maliye Bakanı Ağbal, "KGF'den 203 bin firma, 146,4 milyar TL faydalandı. Genişlemeci kamu maliyesi sonuç veriyor, rakamları izliyoruz. İstanbul Finans Merkezi kapsamında kanun çalışması Mayıs'ta meclise gelir" dedi.

Bakan Ağbal, " Finansal piyasalara yeni enstrümanların kazandırılmasını hedefleyen düzenlemeler var" şeklinde konuştu.

15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde sabah saat 08.00’da başlayacak serbest geçiş çalışmaları kapsamında gece saatlerinde hazırlıklara başlandı. Işıklı uyarı levhaları konulan köprünün Avrupa-Anadolu geçişinde toplam 8 gişeden 4’ü trafiğe kapatıldı. Sabah saat 08.00’da başlayan. çalışmalarla ilk aşamada 4 gişe serbest geçişe açıldı.

Ardından ise diğer 4 şeritte çalışmalar yapılacak. Çalışmaların ise 15 Temmuz’da tamamlanacağı öğrenildi.

Gişe kaldırma çalışmaları boyunca trafikte yoğunluk yaşanması söz konusu olurken. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Mahmutbey gişelerinde de aylarca süren çalışmalar sırasında yoğun trafik gündeme gelmişti.

Son zamanlarda zor günler geçiren Toshiba, kayıplarını azaltabilmek için bazı iş kollarını satıyor. Toshiba'nın finansal sıkıntılarının, nükleer güç birimi Westinghouse'un iflas erteleme başvurusunda bulunmasının ardından daha da derinleşebileceği belirtiliyor.

Gazetenin haberine göre Toshiba'nın TV biriminin satışı ile ilgili konuşulan rakam 'birkaç yüz milyon dolar'. Alıcıların da yakın bir zamanda teklif vermesi bekleniyor.

Nikkei Asian Review'un Toshiba'ya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bazı yabancı alıcılar satışa ilgi gösteriyor. Potansiyel alıcılar arasında Türk firması Vestel'in yanı sıra bazı Çinli firmalar da bulunuyor.

TOSHİBA'NIN ÜRÜNLERİNİ ÜRETİYOR!

Vestel'in halihazırda Toshiba ile imzalanmış bir lisans anlaşması bulunuyor. Eylül 2016'da imzalanan anlaşmaya göre, Vestel Toshiba markası lisansı altında televizyon üretimi, satışı, pazarlaması ve dağıtımını yapacak. İmzalanan marka lisans anlaşması ile Toshiba markalı televizyonların Avrupa'daki pazar payının orta vadede yüzde 5'in üzerine çıkarılması ve Vestel'in Avrupa televizyon pazarındaki rekabet gücünün ve markalı satışlarının artırılması hedefleniyor.

Advertisement
1654088
BU GÜN
DÜN
BU HAFTA
GEÇEN HAFTA
BU AY
GEÇEN AY
TOPLAM
3442
2569
15107
1627650
42064
60469
1654088
SİZİN IP: 3.80.60.248
2019-02-23 19:57

Haber Başlıkları

Grid List

Android Cihaz Yöneticisi, kayıp ya da çalıntı cihazınızı bulmanıza yardımcı olacak şık bir araç. Her Android kullanıcısının Android Cihaz Yöneticisi kullanmasının gerekli olduğunu gösteren bir örnek, Reddit üzerinden yayınlandı. Reddit üzerinden yazılmış bir yazıda, Android telefon sahibi bir kadın, Android Cihaz Yöneticisi özelliği sayesinde kaybettiği telefonu hızlı bir şekilde nasıl bulduğunu anlatmış.

ÇALINAN TELEFONUNU BU YÖNTEMLE ANINDA BULDU!

Teknolojioku sitesinde yer alan habere göre Nexus 6P sahibi kadın, otobüse binerken bir hırsız tarafından ustalıkla telefonu cebinden alındı. Telefon parmak izi tarayıcı ve PIN kodu tarafından şifreliydi ancak, önemli kartların hepsi telefon ile kullandığı kılıfın içindeydi. Yani o hırsız, kart bilgileri ile hesaplarına erişim sağlayabilirdi.

Kadın telefonun yerini bulmak için Android Cihaz Yöneticisi özelliğini hatırladı. Masaüstü bilgisayardan Android Cihaz Yöneticisine girdi ve telefonun ona sadece 20 dakikalık bir uzaklıkta olduğunu gördü. Bir arkadaşı aracılığıyla hedefe geldi ve hedefte paniklemiş 16 yaşında bir çocuk hırsız olduğunu öğrendi. Hırsızlık mağduru kadın, karşısına 16 yaşında bir çocuk çıktığı için şanslı olduğunu, eli silahlı azılı bir suçlunun da çıkabileceğini belirtmiş. Android Cihaz Yöneticisi etkin olduğu sürece kaybolan ve çalınan Android cihazlarınızı bulmanız daha kolay olacaktır.

Gaziantepli Ümit Gül, 22 yıl önce dünyaya geldi. Doğumun hemen ardından kulakları olmadığı fark edilen Gül'ü, ailesi tedavi için bölgedeki bazı hastanelere götürdü. Birkaç ameliyat geçiren ancak işitme sorunu tam olarak çözülemeyen Gül'ün ailesi çocuklarının tedavisi için birkaç yıl önce Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Tıp Fakültesine müracaat etti.

GAÜN Tıp Fakültesi Cerrahi Bilimler Bölüm Başkanı olan Prof. Dr. Mehmet Mutaf tarafından, hastanın annesinden alınan kıkırdakla sol kulağı yapıldı. Geçen hafta kulak memesi de düzeltilen Gül'ün sol kulağı, sağlıklı bir bireyin kulak yapısına benzer yapıya kavuşturuldu. İşitme sorununun çözümü için aynı hastanede tedavi edilen Gül'ün, sağ kulağının da estetik görünüme kavuşturulması için çalışmaların sürdüğü belirtildi.

Kıkırdak anneden alındı

Prof. Dr. Mehmet Mutaf, GAÜN Plastik Cerrahi Servisinde düzenlediği toplantıda, "Dünyada ilk defa bir canlıdan alınan kıkırdakla başarılı bir operasyon gerçekleştirildi." dedi.

Ümit Gül'e annesinden alınan kıkırdakla kulak dokusu yaptıklarını anlatan Mutaf, daha önceleri çene, omuz eklemleriyle ameliyatlar gerçekleştirildiğini ancak kulakla ilgili ilk defa başarı sağlandığına dikkat çekti.

Tedavide uzun bir süreçten geçtiklerini ifade eden Mutaf, şunları kaydetti:

"Bir başkasından alınan kıkırdakla yeni bir kulak yapımı başarılı olan tek ameliyat. İnsandan insana, omuz, çene ekleminde kullanılmış ama kulakla ilgili literatürde başarılı bir kayıt yok. Anneden olması daha da kıymetli. 2,5 yıllık bir çalışma oldu. Kulağın yapımından önce de bir yıllık süreç vardı. Anneden alınan kıkırdak Ümit'in göğüs kafesinde deri altında bekletildi. Şekil bozukluğu ya da volum kaybı olur mu diye sonuçtan emin olduk. Sonra kulak yapımını gerçekleştirdik. Bütün ameliyatlar GAÜN bünyesinde gerçekleştirildi. 1,5 yılı aşkın bir süre sonrasında herhangi bir olumsuz durum, komplikasyon olmadan bu hale gelmesi ümit verici. Sadece ümit için değil onun benzeri doğuştan kulakları olmadan doğan çocuklar ve aileleri için tarihi bir önemi olan bir vaka olarak düşünüyorum."

"Oğlum çok sıkıntılar yaşadı"

Anne Ayşe Gül de oğluyla büyük imtihanlardan geçtiğini belirterek, ameliyatın başarılı olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Kıkırdak vermeyi kendisinin teklif ettiğini anlatan Gül, şöyle devam etti:

"Daha önceki ameliyatları başarısız oldu. Oğlumun kıkırdağı kalmadığı için benim isteğimle kıkırdağım alındı. Bunu teklif ettiğimde biraz düşündüler. Mecburen kabul ettiler. Artık başka çare kalmamıştı. Oğlum için ne gerekirse yapmaya hazırım. Çok şükür başarılı oldu, beklediğimize ulaştık. Allah'a şükürler olsun. Mehmet Hoca bizim için elinden geleni yaptı. Hiçbir ücret talep etmedi. Allah hiçbir anneyi evladıyla imtihan etmesin. Ben şu an evladımla büyük bir imtihandayım. Çok şükür imtihanımız güzel geçti. Oğlumun kulağı yokken arkadaş çevresinden uzaklaştı, sözlenmişti o da bozuldu, zor günler geçirdik."

Ümit Gül de çok sıkıntılar yaşadığını artık çok mutlu olduğunu söyledi.

Cihan imparatoru Osmanlı pâdişahlarının neredeyse hepsi birer meslek sahibiydi…Tarih Osmanlı’yı Osmanlı yapan ve bugün bile hayırla yâd edilen Osmanlı pâdişahlarının devletin hazinesini çar çur edip, har vurup harman savurmadığını ortaya koyuyor. Öyle ki kendi şahsi ihtiyaçlarını devlet hazinesinden değil kendi uğraşları ile giderdikleri birçok kaynakta belirtiliyor.

PARA BİLE KAZANIYORLARDI

Hatta devlet hazinesine dokunulmasını yasaklayan bir kanun çıkarmışlar ve bu kanuna da bütün pâdişahlar uymuştur. Her birinin devlet yönetiminin yanında ayrıca uğraştıkları, hatta para kazandıkları bir meslekleri de vardı.

I. MAHMUD’UN EL İŞLERİ PAZARDA SATILIRDI

Mesela: I. Mahmud, çeşitli el işleri yapar ve bunları pazarda sattırırdı. Aldığı paranın bir kısmıyla ihtiyaçlarını karşılar, diğer kısmını da sadaka olarak dağıtırdı. Hatta onun bu hâline şaşıran bir veziri: “Pâdişahım, milletin hazinesi sizin demektir. O halde niçin böyle uğraşırsınız?” deyince, pâdişah şu veciz cevabı verir: “Milletin hazinesini millete harcamak gerek. İnsanın alın teri dökerek çalışıp, kazandığı paranın zevki bir başkadır”.

Pâdişahların bir çoğu çalışıp para kazanıyordu. İşte diğer pâdişahların meslekleri…

I. MEHMED (ÇELEBİ MEHMED)

Yay ve kiriş ustasıdır. Bu işin piri (ustası) olduğu için kendisine “yay gerdiren” manasına gelen “kürüşçü” adıyla da anılmaktadır. Aynı zamanda avcıdır.

II. MEHMED (FATİH SULTAN MEHMED)

Bahçıvandır. Gülleri aşılama ve ağaç yetiştirme konusunda beceriklidir. Aynı zamanda bir kitap kurdu ve koleksiyoncusudur. Haritalar üzerine çalışmalar yapmış ve harita meraklısıdır. Fâtih, ayrıca ok için parmağa takılan yüzükler, kemer tokaları ve kılıç kınları da imal ederdi. Bütün bu özelliklerinin yanında ünlü bir şairdir.

II. BAYEZİD

Hattattır. Bu konuda icazeti vardır. Ayrıca okçuluğa meraklı olduğu için, bütün ok imâl edenleri İstanbul’da buluştururmuş. Marangoz olduğu da bilinmektedir. Aynı zamanda şairdir.

I. SELİM (YAVUZ SULTAN SELİM)

Kuyumcudur. Çok kitap okur. Bir kitap kurdu olduğu bilinmektedir. Hatta denilir ki çok okumaktan gözleri bozulmuştu. Bu yüzden gözlük takan tek padişahtır. Ayrıca kitap okurken, satırları takipte kullanılan altından hilâller yapardı. Bu hilâllerin uç kısımlarına kıymetli taşlar yerleştirirdi. Ok atmayı sever ve iyi bir yay ustasıdır. Aynı zamanda iyi bir silahşordur.

I. SÜLEYMAN (KANUNÎ SULTAN SÜLEYMAN)

Kuyumcudur. İtalyan kuyumculuk sanatının örneklerini uygulayacak kadar işinde mahirdir. Aynı zamanda kunduracı yani kavaftır.

II. SELİM

Hacıların Hac yolunda kullanmaları için hilâl şeklinde asalar yapıp, bunları hacılara dağıttırırdı. II. Selim, aynı zamanda şairdir.

III. MURAD

Ok yapardı. Şairdir. Hüsnü hat sahibidir. Yani hattattır.

I.İBRAHİM

Hacıların asalarına hilâller yapardı. Aynı zamanda bağa işçiliğinde de mahirdi. Yani bağa işçiliği (deniz kablumbağasının kabuğundan yapılan kaşık, tesbih, vb. ürünler) yapardı.

III. MEHMED

Kaşık ustasıdır. Okçuların kullandığı özel yüzükler yapardı. Padişah, “Yüzükçüler Loncası” üyesiydi. Yaptığı kaşıkların saplarını inci, mercan yakut vb. taşlarla süslerdi ve süslemecilik sanatı olan hakkaklıkta önemli bir yeri vardır. Aynı zamanda şairdir.

I. AHMED

Kaşık ustasıdır. Okçuların kullandığı özel yüzükler (asalar) yapardı. Bu merakı yüzünden “Kemankeşler Loncası (yani okçular- loncası)” üyesiydi. Çerkez kamçıları işlemekte ustadır. Şairdir.

II. OSMAN

Saraççılığa ilgi duyardı. Bindiği atların eyerlerini kendi yapardı. Ancak ne acıdır ki bu padişah, tahtan indirilip, yeniçerilerin eline geçtikten sonra, son yolculuğuna eğersiz bir ata bindirilerek gitmiştir..

IV. MURAD

Güzel yazı yazan bir hattat ve aynı zamanda şairdir. Kemankeşlikte (okçulukta) mahirdir.

IV. MEHMED

Avcılığıyla ünlüdür. Bu yüzden “Avcı Mehmed” diye de anılır. Aynı zamanda şairdir. Bestekârdır. Askerî marşlar yazardı.

II. MUSTAFA

Şairdir. Hüsnü hat sahibidir. Ok atmada ustadır. Şairdir.

III. AHMED

Hattattır. Şairdir. Fakat onu diğer padişahlardan ayıran bir yönü de hanımlar arasında gergef işlemeye meraklı olmasıdır.

I. MAHMUD

Birden fazla mesleği vardır. Kantaşı üzerine mühür kazırdı. Abanoz ve fildişinden hilâller (kürdanlar) yapardı. “Hilâl”i merak edenlere anlatayım. Hilâl, kemik ve şimşir gibi sert ağaçlardan yapılan, kulak ve diş temizliğinde kullanılan, ucu sivri, arka tarafı kaşık gibi enli bir alettir. I. Mahmud bu hilâllerden yapardı. Mücevher işlerdi. Oymacılıkla da ilgilenirdi. Çok yönlü bir pâdişah olan I. Mahmud, bütün bu yaptıklarını pazarda sattırır, parasıyla ihtiyaçlarını giderir, sadaka verirdi. Aynı zamanda şairdi.

III. SELİM

Şair ve bestekârdır. Aynı zamanda mükemmel bir silah ustasıdır. Tüfeklerin gez ve arpacıklarını ince hesaplarla çok mükemmel yaptığı için kurşunlar hedefi şaşmıyordu.

II. MAHMUD

Üslûp sahibi bir hattattır. Müzisyendir. Kuyumcudur. Sedef işlemeciliği yapar.

I. ABDÜLMECİD

Modern bir ressam, Batı usûlü alafranga besteler yapan bir bestekârdır. Abdülaziz’in oğlu Şehzâde Seyfeddin Efendi ise mahyacıdır. Ramazan mahyalarını o hazırlamaktadır. Aynı zamanda şairdir.

I. ABDÜLAZİZ

Ünlü bir pehlivandır. Kalaycı olduğuna dair belgeler vardır.

V. MURAD

Çok iyi bir piyanisttir. Bestekârdır. Ressamdır.

II. ABDÜLHAMİD

Marangozdur. Bu meslekteki inceliği ve tasarımı rakipsizdir. Ayrıca kakmacılık ve süsleme sanatıyla da uğraşmıştır. Amerika’da açılan bir dünya sergisinde marangozluk ve doğramacılık dalında birincilik almıştır.

Çocuklarda yabancı dil eğitimi günümüzün en önemli konularından biri. Eskiden lisede başlayan yabancı dil eğitimi artık ana okullarında başlıyor. Ne zaman başlamalı, aynı anda kaç dil öğretilmeli ve nelere dikkat edilmeli?

Nerden başlamak gerek?
Çocuklarda yabancı dil eğitimine doğumdan itibaren başlanabilir. Burada önemli olan koşullardır. Eğer ebeveynlerden biri yabancı dil biliyorsa veya ikisi farklı diller kullanıyorsa çocuk zaten doğuştan itibaren bu sürece dahil olacaktır.

Eğer aile dışarıdan destek almak istiyorsa 2 - 2,5 yaşından itibaren çocuk yabancı dil eğitimine başlayabilir. Konuşmaya başlamış ve herhangi bir sağlık problemi olmayan 2, 3 yaşında bir çocuk her söyleneni tekrarlayabiliyorsa, hiç bilmediği bir dilde bile söyleneni tekrar edebiliyorsa o çocuğun yabancı dil öğrenmeye yatkın olduğu söylenebilir. Müzik kulağı denilen şey çocuklarda dil eğitiminde de geçerlidir.

Çocuklara yabancı dil; anadilini öğrenir gibi doğal ortamında, hayatın içinden canlı örneklerle en doğal ortamda öğretilmelidir. Zorlamadan, oyunlarla, şarkılarla, hiçbir şeye mecbur bırakmadan öğretmek gerekir.

1 insan 1 dil kuralı
Bir çocuk aynı anda birden fazla dil öğrenebilir. Örneğin; İngiliz bir Anne ile Alman bir babanın çocuğu Türkiye'de yaşıyorsa, evde İngilizce ve Almanca konuşulurken sosyal ortamlarda da Türkçe konuşuluyor olabilir. Burada önemli olan 1 insan 1 dil kuralıdır. Anne anadilini, baba anadilini konuşmaya devam ettiği sürece çocuk her iki dili de edinecektir. Girdiği sosyal çevrede üçüncü bir dile de vakıf olabilir.

Birden fazla dile maruz kalmanın çocuğa hem olumlu hem de olumsuz etkileri olabilir. Eğer doğal ortamda çocuk birden fazla dile maruz kalıyorsa bu durumda herhangi bir sıkıntı olmaz. Ancak sanal bir ortam varsa ve çocuk zorlanıyorsa, istemediği halde dil öğretiliyor ise dezavantaj oluşabilir. Ebeveynlerin ikisi de Türk ve sonradan yabancı dil öğrendikleri halde çocukla doğduğu andan itibaren birisi yabancı dil konuşuyorsa bu durum büyük bir duygusal boşluğa yol açabilir. Çocuk ebeveyninin sesindeki sıcak, samimi ve duygusal mesajları alamayacaktır.

İletişim anadil üzerinden kurulmalı
Ebeveynler yabancı dil biliyorsa ve günde 1 saat çocuğuyla yabancı dil konuşuyorsa, mesela İngilizce oyunlar oynuyor, şarkı söylüyor veya kitap okuyorlarsa çocuk için hiç bir sakıncası yoktur. Çocukla anadil ile iletişim kuruluyor ve tüm duygular anadil üzerinden aktarılıyorsa çocukta duygusal bir boşluk oluşmaz. Aktivitelerle renklendirerek çocuğa yabancı dil öğretmenin hiç bir sakıncası olmaz. 2 - 3 yaş gibi erken yaşlarda yabancı dille tanışmanın ilerleyen yaşlarda yabancı dil öğrenme ve konuşma açısından çocuğa çok faydası olacaktir.

.

.

.

Advertisement