Haber Başlıkları

Android Cihaz Yöneticisi, kayıp ya da çalıntı cihazınızı bulmanıza yardımcı olacak şık bir araç. Her Android kullanıcısının Android Cihaz Yöneticisi kullanmasının gerekli olduğunu gösteren bir örnek, Reddit üzerinden yayınlandı. Reddit üzerinden yazılmış bir yazıda, Android telefon sahibi bir kadın, Android Cihaz Yöneticisi özelliği sayesinde kaybettiği telefonu hızlı bir şekilde nasıl bulduğunu anlatmış.

ÇALINAN TELEFONUNU BU YÖNTEMLE ANINDA BULDU!

Teknolojioku sitesinde yer alan habere göre Nexus 6P sahibi kadın, otobüse binerken bir hırsız tarafından ustalıkla telefonu cebinden alındı. Telefon parmak izi tarayıcı ve PIN kodu tarafından şifreliydi ancak, önemli kartların hepsi telefon ile kullandığı kılıfın içindeydi. Yani o hırsız, kart bilgileri ile hesaplarına erişim sağlayabilirdi.

Kadın telefonun yerini bulmak için Android Cihaz Yöneticisi özelliğini hatırladı. Masaüstü bilgisayardan Android Cihaz Yöneticisine girdi ve telefonun ona sadece 20 dakikalık bir uzaklıkta olduğunu gördü. Bir arkadaşı aracılığıyla hedefe geldi ve hedefte paniklemiş 16 yaşında bir çocuk hırsız olduğunu öğrendi. Hırsızlık mağduru kadın, karşısına 16 yaşında bir çocuk çıktığı için şanslı olduğunu, eli silahlı azılı bir suçlunun da çıkabileceğini belirtmiş. Android Cihaz Yöneticisi etkin olduğu sürece kaybolan ve çalınan Android cihazlarınızı bulmanız daha kolay olacaktır.

4.5G altyapısı video tüketimini katladı. İnternet kullanıcılarının MB başına ödediği veri ücreti düşüyor, ancak video tüketimiyle internet kotası hızlıca aşılıyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) 2016 ikinci çeyrek verilerine göre, Türkiye'de 45.3 milyon mobil geniş bant abonesi var. Nisan ayında 4.5G hizmetinin başlamasından bu yana internet kullanımı sürekli artıyor. Son günlerde herkes internet paketinin hızlı tükenmesinden şikâyetçi. "İnternet kullanımındaki artışta 4.5G etkili oldu mu?" diye soracak olursanız, 'Oldu' diyebiliriz. Artık altınızda iki silindirli motosiklet değil, 8 silindirli bir otomobil var. Aslında mobil internette MB başına ödenen ücret düşüyor. Ancak internet kullanımı arttığı için doğru paket seçmediyseniz, faturada artış olabiliyor. Eğer otomatik durdurmadan faydalanıyorsanız, ayın daha ilk haftasında internet paketlerinde kota doluyor.

VERİ TÜKETİMİ ARTTI

Şebeke trafiğine baktığımızda gerçek sebebin video olduğunu görüyoruz. BTK'nın 2016 yılı ikinci çeyrek rakamlarına göre sabit genişbant internet abonelerinin aylık ortalama kullanımı 64.4 GB seviyesinde olduğu görülüyor. Mobil genişbant internet abonelerinin aylık ortalama kullanımı ise 1.9 GB seviyesinde. Kullandığı telefon ve SIM kartı 4.5G uyumlu olan abonelerin veri kullanımı ağustos ayında 3.4 GB rakamına ulaştı. Her ay internet kullanımının üstüne koyarak artacağı kesin. Bu hızlı artışın gündem dışında üç temel sebebi var. İlk iki sebep videolarla ilgili; izlenen ve paylaşılan videoların ve fotoğrafların görüntü kalitesi olağanüstü arttı. Son olarak kullanılan uygulamaların sayısı ve kullandığı veri miktarındaki artış internet kotanızı erkenden doldurmanıza sebep olması.

3 ÖNEMLİ NEDEN

1- HD VİDEOLAR İZLİYORUZ: Çoğu kullanıcı Facebook veya YouTube üzerinden HD kaitesinde video izliyor. Hız ve görüntü kalitesi artınca tüketim de artıyor. Hızlı internet bağlantısı daha kaliteli videoyu sorunsuz izleme şansı sunduğu için video uygulamaları daha çok kullanılıyor.

2- VİDEO ÇEKİP PAYLAŞIYORUZ: Telefonların kameraları artık 4K ve yüksek çözünürlüklü video çekiyor. Sosyal ağlarda, Whatsapp ve Bip gibi anlık uygulamalarda yüksek kaliteli görüntüleri paylaşıyoruz. Yani geçmişe göre daha çok video paylaşmaya başladık.

3- CANLI YAYIN VE UYGULAMA SAYISI: Akıllı telefonunuzdaki her uygulamanın video özellikleri öne çıkmaya başladı. Instagram ve Snapchat sonrası video yüklemeler, Periscope sonrası da canlı yayınlar arttı. Yazılı blog dönemi mobil hızlı internet sonrası da Vlog'lar popüler hale geldi.

KOTAYI YUTAN UYGULAMALARA DİKKAT

- Operatörün kullanım bilgisi uygulamasını mutlaka telefonunuza indirip kontrol edin.

- Uygulamaların ne kadar veri tükettiğine dikkat edin. Telefonunuzdaki araç sekmesinden her uygulamanın ne kadar veri tükettiğini görebilirsiniz. Her gün daha fazla uygulama hayatımıza giriyor. Gereksiz bildirimleri kapatırsanız, internet tüketimini sınırlamış olursunuz.

- Whatsapp görüntüleri paylaşırken çözünürlüğü düşürse de hızlı paylaşma deneyimi video sayısının artmasına sebep oluyor.

Twitter, yeniliklerine hız kesmeden devam ediyor. Bugün sabah saatlerinde OTA üzerinden sunulan güncelleme ile Twitter artık Tweet cevaplama sayılarını anasayfada gösterecek. Bildiğiniz gibi Twitter'ın iOS ve Android platformlarındaki uygulamasında; Tweet'in ne kadar beğeni aldığı ve ne kadar ReTweet yapıldığı Tweet'in altında yer alan simgelerde gösteriliyordu. Ancak kullanıcılar o Tweet'e gelen cevapları görüntülemek için Tweet'i açmak zorunda kalıyordu.

Twitter, OTA üzerinden sunduğu güncelleme ile bu sorunu ortadan kaldırıyor. Kullanıcılar artık Tweet'i açmadan kaç kişi tarafından cevaplandığını görüntüleyebilecek. Bu özellik şimdilik iOS kullanıcıları tarafından kullanılabiliyor. İlerleyen saatlerde bu özelliğin Android kullanıcılarına da sunulacağını tahmin ediyoruz.

TÜBİTAK kurulan Karbon 14 Laboratuvarında organik kalıntıların tarihlendirilmesi ve yaş tayini alanlarında 50 bin yıl geriye gidilebilecek. TÜBİTAK'tan yapılan açıklamaya göre, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Marmara Araştırma Merkezine (TÜBİTAK MAM) bağlı Yer ve Deniz Bilimleri Enstitüsünde, "Ortadoğu ve Balkanların en gelişmiş" Karbon 14 Laboratuvarı faaliyete geçti.

İLK YAŞ TAYİNİ YAPILDI

Laboratuvarda ilk olarak Hatay Aççana Höyük'ten alınan 4 bin yıllık bir çitlembik tohumu ile bir zeytin çekirdeğinin gerçek yaş tayini yapıldı. Karbon 14 yöntemi, Hızlandırılmış Kütle Spektroskopisi (AMS) teknolojisine dayanıyor. AMS ile atomları düz bir çizgide 20 metrelik bir hat üzerinde seyahat ettiriyor.

CERN'DEKİ BÜYÜK HADRON ÇARPIŞTIRICISININ TEKNOLOJİSİNE BENZER

Temel mantığı, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısında kullanılan teknolojiyle benzer. Atomik boyutta çalışıldığı için laboratuvarın kurulumu büyük bir titizlikle gerçekleştirildi. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezinde kurulan Karbon 14 Laboratuvarının kurulum aşamasında, tersine beyin göçü ile ülkemize Japonya ve Amerika’da çalışmalar yapmış bir ekip yer alıyor.

50 BİN YIL GERİYE GİDİLEBİLİYOR

TÜBİTAK MAM, belli bir sıra dahilinde numune kabullerine başlanan laboratuvar için arkeolojik kazı ekipleri ve müze müdürlükleriyle görüşmelere başladı. Açıklamada görüşlerine yer verilen TÜBİTAK MAM Yer ve Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr.Abdullah Karaman, karbon 14 yöntemi ile organik kalıntıların tarihlendirilmesi ve yaş tayini alanlarında 50 bin yıl geriye gidilebildiğini ifade etti.

UYGULAMA ALANLARINDA SINIR YOK

Karbon 14 yönteminin uygulama alanlarının sınır tanımadığını belirten Karaman, "Örneğin, geçmişte bir fay hattında hangi aralıklarla deprem meydana geldiğini ya da eski bir eserin yaşını tayin edebilir ya da karbon elementini iz olarak kullanarak ilaçların vücudumuzdaki seyrini takip edebiliriz." bilgisini verdi.

19 ÜLKEDE VAR

TÜBİTAK MAM İş Geliştirme Yöneticisi Nuh Yılmaz ise bu teknolojinin dünyada yalnızca 19 ülkede aktif olarak hizmet verdiğini bilgisini verdi. Yılmaz, Laboratuvarın Türkiye gibi tarih öncesi ve sonrası birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve ender jeolojik ve tektonik bir coğrafyada yer alan bir ülke için kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.

Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’ndeki (CERN) Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın (LHC) yerine yapılacak Geleceğin Dairesel Çarpıştırcısı (FCC) projesine Türkiye’den İstanbul Üniversitesi (İÜ) öncülüğünde 7 üniversite imza attı. Evrenin büyük bölümünü oluşturan karanlık madde üzerinde yıllardır çalışma yapan nükleer bilimciler, LHC ile proton parçacıklarını rekor hızda çarpıştırarak yüzyılın deneyini yaptılar. Şimdi ise gelecek yüzyılın deneyine hazırlanıyorlar.

BU DAHA BAŞLANGIÇ

İÜ Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sehban Kartal, projenin geleceğe yönelik büyük bir adım  olduğunu belirterek “29 ülkeden katılım olacak. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’na bakacak olursak ilk çalışmaları 1990’larda yapılmaya başlandı.  Arka planda yıllarca süren bir çalışma var. Geleceğin Dairesel Hızlandırıcıları Projesi de henüz başlangıç aşamasında. Biz de bu deneye tam üye olarak katılmak için ikili anlaşma imzaladık” dedi. Türkiye’den 7 üniversitenin projeye katkı sağladığını aktaran Kartal, “Makine mühendisinden elektrik mühendisine kadar aklınıza gelebilecek her konu CERN’de karşılık bulabiliyor. Proje kapsamında deneylerin ilk çalışmaları bu odalarda, bilgisayarlarda ilk önce simülasyonlarla başlayacak, prototipler yapılacak, detektörler geliştirilecek” ifadelerini kullandı.

ARAŞTIRMACIYA DESTEK

Genç araştırmacıların desteklenmesi ve teşvik edilmesinin önemine dikkati çeken Kartal, şunları kaydetti: “Projede yer almak isteyenlere çağrı yapılacak. Bilim adamlarına verilebilecek her maddi desteğin mutlaka geri dönüşü olacaktır. Bu Türkiye’de yetenekli, geleceği parlak öğrencileri temel bilime kazandırmak açısından büyük bir fırsat. TÜBİTAK, TAEK ve TÜBA gibi kurumların onları desteklemesi çok önemli. Projede çalışacak araştırmacılara baştan bir maddi destek sağlanarak daha sonraki dönemde projenin gidişatı takip edilebilir.”  

Uzay dünyasında birçok bilinmezler bulunuyorken, üzerinde birçok teori üretilen ancak hala günümüzde yaklaşacak bir teknolojinin bulunmadığı kara delikler hep bir merak uyandırmıştır. Şu anda bilinenlere göre kendi galaksisine sahip olan bu kozmik cisimlerden oldukça farklı olanı keşfedildi.

Chandra X Işını Gözlemevi’nde astronomlar tarafından başıboş bir süper kütleli karadelik keşfedildi.

Süper kütleli kara delik, hem de kütlesi Güneş’in 100 bin katı kadar, bizden 4,5 milyar ışık yılı mesafede bir galaksinin uçlarında gezerken keşfedildi. Astronomlara göre önceden bir galaksinin merkezinde olan bu devasa kara delik, kendi galaksisi başka biriyle birleşince evsiz kaldı ve o sırada ordan geçmekte olan galaksiye tutundu.

Kara delikler, kütlelerine göre üç farklı sınıfa ayrılıyorlar. En küçük olanları,Yıldız kara delikler, 16 km çapına kadar genişliyor ve kütleleri de 20 Güneş'in toplamı kadar. Biraz daha büyüdüğünde ise Orta kara delikler meydana çıkıyor. Bu objelerin kütleleri ise 100 ile 100 bin Güneş’in toplamı kadar. Ve son olarak,Dev ya da Süper Kütleli kara delikler, 100 bin ile 10 milyar Güneş kütlesine sahipler.

Orta ve Dev kara delikler doğal olarak galaksilerin merkezlerinde bulunuyorlar. Ancak son zamanlarda astonomlar teorilerden yola çıkarak hepsinin galaksi merkezlerinde olmasına gerek olmadığını, başı boş dolaşan kara delikler olabileceğini de öne sürdüler. Bu ancak iki tane kara delik merkezli galaksinin birleşmesiyle meydana gelebilirdi. Tabi ki iki lider bir galaksiye çok geleceğinden kara deliklerden daha az kütleye sahip olan oradan atılıyor ve evsiz kalmaya mahkum ediliyor.

Kara delikler doğaları gereği aşırı yüksek olan çekim kuvvetlerine sahipler. Bu nedenle gözlenmesi mümkün olmayan kozmik cisimleri ancak X-Işınlarıyla gözlemleyebiliyoruz. X-Işınlarının oluşma nedeni ise kara delik kendine yaklaşan tüm materyalleri o kadar hızlı hareket ettiriyor ki çok yüksek sıcaklıklara ulaşan maddeler inanılmaz miktarlarda X-Işını yaymaya başlıyorlar.

Bundan önce de başıboş gezen bir kaç kara delik keşfedilmiş olsa da hiç biri bunun kadar etkileyici değildi. Bu yalnız canavar şimdiye kadar keşfedilmiş en parlak yalnız kara delikten 10 kat daha fazla X-Işınıyla parlıyor.

Bize zarar vermek için fazla uzakta yer alan GJ1417+52 kara deliği, her ne kadar özel bir isme sahip olmasa da, bilimsel gelişmelere ve evrenin oluşumunu anlamamıza büyük katkı sağlayacak.

.

.

.

Advertisement
En son haberleri e-posta ile almak için lütfen e-postanızı yazın.