Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier, Türkiye'nin kendileri için anahtar ülke olduğunu söyledi. Steinmeier, "Darbe girişiminin demokratik kurumlara bir saldırı olduğunu hakikaten yeterince açık bir şekilde ifade edemedik" diye konuştu. Frank-Walter Steinmeier, Federal Meclis'te bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, Türkiye'de, 15 Temmuz'daki Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin Almanya tarafından yeterince ciddiye alınmadığı ve dayanışma gösterilmediği yönünde bir izlenimin oluştuğunu belirtti.

Steinmeier, Türkiye'de ayrıca, özellikle Almanya'da başlangıçta bu darbe girişiminin bir senaryo olarak görüldüğü iddialarının bulunduğunu anımsattı.
Bratislava'da AB Bakanı Ömer Çelik'le görüşmesinde Almanya'nın tutumunu anlattığını ifade eden Steinmeier, Çelik'e, "Belki, biz gerçekten bu menfur darbe girişiminin demokratik kurumlara bir saldırı olduğunu hakikaten yeterince açık bir şekilde ifade edemedik. Belki, Türk halkının darbeye karşı koymasına büyük saygı duyduğumuzu kamuoyuna anlatmayı başaramadık." dediğini aktardı.

'Kesin bir şekilde söylemek lazım'

Steinmeier, "Bu açıdan her zaman kesin bir şekilde Türkiye'nin yanında olduğumuzu söylemek lazım." dedi.

Ancak Türkiye'deki olaylara ve tehlikelere ilişkin "Avrupa'dan yöneltilen her eleştiri içeren sorunun kibir ve vurdumduymazlık olarak görülmemesi" gerektiğini ifade eden Steinmeier, elbette söz konusu darbe girişiminin siyasi ve hukuki olarak açıklığa kavuşturulması ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini kaydetti.

'Türkiye bizim için anahtar bir ülke'

Steinmeier, ancak hukuk devleti standartlarının korunması beklentisi içinde olduklarını, bunun uygunsuz bir istek olarak hissedilmemesi gerektiğini belirtti.
"Türkiye bizim için anahtar bir ülke" diyen Steinmeier, bunu sadece Türkiye'de bulunan 2,5 milyon sığınmacıdan ve Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında yapılan sığınmacı anlaşmasından dolayı söylemediğini aktardı.

Barış için çaba harcayanların Türkiye'ye ihtiyaç duyduğunu belirten Steinmeier, "Kim bu kürsüde konuşmak ve Suriye, Irak ve Libya konusunda bir şey söylemek istiyorsa, bu ihtilafların hiçbirinin Türkiye'yi bir şekilde masaya almadan çözülemez olduğunu bilmesi lazım." şeklinde konuştu.

Çek Cumhuriyeti’nin yeni adı ‘Çekya’ Birleşmiş Milletlere ve diğer uluslararası kurumlara resmen bildirildi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Michaela Lagronova Cuma günü yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakanlığı’nınÇekya isminin ve Fransızca, Almanca, Rusça, Arapça ve Çince gibi farklı dillerdeki versiyonlarının Birleşmiş Milletlere ve uluslararası kuruluşlara bildirdiğini duyurdu. Bakanlık ismin kullanılması için kimseyi zorlamayacaklarını ifade ederek zamanla bu ismin tarihteki yerini alacağı açıklandı. Bir kısım politikacının önerdiği Çekya (Czechia) adına karşın bazıları ise ülkenin adının Çekistan (Czechlands) olmasını savunuyorlardı. Bu sene başında yapılan bir anketin sonucuna göre ise 22 bin kişi Çekya ismini beğenemezken, sadece 7 bin kişi bu ismi beğenmişti. Çekoslovakya’nın 1989 yılında Kadife Devrimi’yle komünizmden kapitalizme dönüş yapmasının ardından 1993 yılında ülke barışçıl bir biçimde Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak iki ülkeye ayrılmıştı.

Birçok kentte protesto gösterisi düzenlenen Fransa'da, Toulouse şehrinden gelen Fransız polisinin eylemcilere uyguladığı orantısız güç görüntüler şoke etti. Fransız polisinin müdahalesi, ülkedeki eylemleri yakından takip eden uluslararası basında geniş yer bulurken, görüntüler özellikle sosyal medyada büyük tepki çekti.
ÜLKE KARIŞTI
Fransa'da günlerdir devam eden eylemler kapsamında, birçok yakıt deposu ve rafineri grevci işçiler tarafından barikatlarla kapatıldı. Yakıt sıkıntısı nedeniyle benzin istasyonlarında uzun kuyruklar oluştu. Sendikalar grev ve eylemlerini tırmandırma tehdidinde bulunurken, Cumhurbaşkanı François Hollande, "Geri adım atmayacağım çünkü bunun iyi bir reform olduğunu düşünüyorum" dedi. Yasa tasarısının kanunlaşması halinde, günlük azami 10 saatlik çalışma süresi 12 saate çıkarılacak, iş sözleşmesinde değişiklik yapmak isteyen çalışanlar işten atılabilecek, yarı zamanlı çalışanların haftalık 24 saat olan asgari çalışma süresi düşürülecek, fazla mesailerde daha az ödeme yapılabilecek.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenbergile görüşmesinin ardından basın toplantısında konuşan Çipras, engellerin arasında bölgeye tam operasyon erişimi verilmemesinin de olduğunu söyledi. Çipras, "NATO görevinin, sorunun çözümüne katkı sağlaması içinYunanistan tüm çabayı sarf edecek" diye konuştu. Reuters'ın haberine göre; Çipras, "Maalesef engellerin Türkiye'nin tek taraflı talepleri ve pozisyonundan kaynaklandığı net. Bu talep ve pozisyonlar bizim hava sahamızı ihlal sayısındaki artışla da ifade ediliyor" dedi. NATO Mart ayında gemileri Yunanistan ve Türkiye'nin Ege'deki sularına göndermişti. Dün yapılan açıklamada NATO Türkiye'den Yunanistan'a giden göçmen sayısının önemli şekilde düştüğünü fakat kaçakçıların rotaları hızlı bir şekilde değiştirebildiğini, dolayısıyla yetkililerin güvenlik çabalarını çok erken sonlandırmamaları gerektiğini belirtti.
YUNAN DIŞİŞLERİ BAKANI: TÜRKİYE ANLAŞMAYI BAŞARIYLA UYGULUYOR
Çipras'ın bu açıklamalarına karşın Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias, Türkiye'nin, Avrupa Birliği (AB) ile vardığı düzensiz göçmenlere ilişkin anlaşmayı başarıyla uyguladığını söyledi. Selanik'te konuşan Kocias, Türkiye ve AB arasındaki anlaşmanın olumlu sonuçlar getirdiğini belirtti. Kocias, "Görüşmelerde göçmenlerin iade konusunu da ele aldık ve Türkiye ile AB arasındaki anlaşmayı özel bir açıdan değerlendirdik. Tespit ettik ki, Türkiye bu dönemde anlaşmayı, diyebilirim ki, başarıyla uyguluyor. Bu anlaşma ile Türkiye ve Yunan adaları arasındaki insan hareketliliği büyük oranda azaldı" dedi.
YUNANİSTAN'A GİDEN KAÇAK GÖÇMENLERİN SAYISINDA BÜYÜK DÜŞÜK
AB-Türkiye anlaşmasının ardından tehlikeli deniz yolculuğunu göze alarak Türkiye'den Yunanistan'a geçen mültecilerin sayısında azalma oldu. El Cezire Türk'ün Reuters'tan aktardığı habere göre; anlaşma çerçevesinde şu ana kadar 325 ‘düzensiz göçmen' Türkiye'ye gönderildi. 103 Suriyeli mülteci de AB ülkelerine yerleştirildi.

Macaristan'a son üç günde yasa dışı yollardan girmeye çalışan 292 sığınmacı hakkında yasal işlem yapıldı. Macaristan Ulusal Polis Merkezi'nden yapılan açıklamada, ülke genelinde geçen cuma 114, cumartesi 92, pazar günü de 86 olmak üzere toplam 292 sığınmacı hakkında, "Yasa dışı yollarla ülkeye girmeye çalışmak" gerekçesiyle işlem yapıldığı belirtildi. Ulusal Polis Merkezi verilerine göre, Macar güvenlik birimleri, 16-22 Mayıs'ta 876, 23-29 Mayıs'ta ise 882 kaçak göçmen hakkında işlem yaptı.
Geçen yıl sığınmacıların Batı Avrupa'ya geçmek için en önemli duraklarından biri olan Macaristan, sığınmacı akınını durdurmak için Sırbistan ve Hırvatistan sınırlarına jiletli tel örgü çekmiş, sınır bölgelerinde olağanüstü hal ilan ederek, yasa dışı geçişlere uygulanan cezaları artırma yoluna gitmişti. Macaristan, sınırlarını korumak kapsamında, Vişegrad Grubu'nun (Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Slovakya) desteğiyle sınırlarına asker ve polis de göndermişti. Macar hükümeti, sığınmacı krizi çerçevesinde Balkan ülkelerindeki belirsizlik dolayısıyla, 9 Mart tarihinde sınırlardaki güvenlik önlemlerini artırıp, ülke genelinde "acil durum" kararı almıştı.
Macaristan son olarak 3 Nisan'da, sığınmacı girişini engellemek için, Bacs-Kiskun ve Csongrad bölgeleri arasında yer alan, çeşitli su yolu ve sazlıklar dolayısıyla yürüyerek geçişlerin çok zor olduğu Macaristan-Sırbistan sınırındaki Kelebia'da da tel örgü çekmeye başlamıştı.

Almanya'ya giden Suriyeli sığınmacılar vatandaşlık almada şanslarını arttırdığını düşünerek din değiştiriyor. Avrupa'da sığınmacılar ülkelerine geri gönderilmelerinin önüne geçmek için her türlü çareye başvurmaya başladı. Buna din değiştirmek de dahil. Almanya'nın Focus Dergisi'nin haberine göre Alman kiliseleri artan başvurulardan rahatsız. Almanya Evanjelik Kilisesi, başvuruların büyük bölümünün "Kimliklerin din hanesinde Hıristiyan ibaresinin yer alması" hedefiyle yapıldığını ileri sürüldü. Yapılan açıklamada, "Dinler kâğıt üzerinde değiştirilmek isteniyor" dendi. Aşağı Saksonya Katolik Kilisesi ise başvuruların memnuniyetle karşılandığını ve din değiştirme törenleri hakkında doğru bilgilendirme yapılması için Arapça ve Farsça broşürler hazırlandığını bildirdi. Sığınmacıların kilise cemaatlerinden yararlanmak ve sığınmacı başvurularında Hıristiyan din adamlarını referans gösterme avantajını kullanmak için kiliselere akın ettiği belirtiliyor.
ÇOĞU GERİ GÖNDERİLECEK
Almanya'da 1 milyondan fazla sığınmacı, iltica için başvurmuş durumda. Almanya başvuru sayısını azaltmak için bir dizi önlem aldı. Aralarında Tunus, Cezayir ve Fas gibi ülkelerin "güvenli ülke" ilan edilmesi bu önlemlerden biri. Uluslararası anlaşmalara göre ‘güvenli ülke' vatandaşlarının başvuruları reddedilebiliyor ve sınır dışı edilebiliyor.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Kocias, "Türkiye bu dönemde anlaşmayı başarıyla uyguluyor. Anlaşma ile Türkiye ve Yunan adaları arasındaki insan hareketliliği büyük oranda azaldı" derken, Yunan Başbakan Çipras, Türkiye'ye suçlamada bulundu. Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias, Türkiye’nin, Avrupa Birliği (AB) ile vardığı düzensiz göçmenlere ilişkin anlaşmayı başarıyla uyguladığınısöyledi. Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya ve Arnavutluk dışişleri ve içişleri bakanları, Balkanlar'da sığınmacılar, sınır güvenliği ile ilgili işbirliği konularını görüşmek üzere Yunanistan’ın Selanik kentinde bir araya geldi. İki gün süren görüşmelerin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Kocias, dört ülke arasındaki görüşmelerde sığınmacı krizine karşı Avrupa değerleri temelinde mücadele edilmesi konusunda görüş birliğine varıldığını ifade ederek, Türkiye ve AB arasındaki anlaşmanın olumlu sonuçlar getirdiğini belirtti. Kocias, “Görüşmelerde göçmenlerin iade konusunu da ele aldık ve Türkiye ile AB arasındaki anlaşmayı özel bir açıdan değerlendirdik. Tespit ettik ki, Türkiye bu dönemde anlaşmayı, diyebilirim ki, başarıyla uyguluyor. Bu anlaşma ile Türkiye ve Yunan adaları arasındaki insan hareketliliği büyük oranda azaldı.” dedi. Bu konuda, olası olumsuz gelişmelere karşı alternatif bir plana ihtiyaç bulunduğunu dile getiren Kocias, “Buna rağmen, uygulamada boşluklar olabilir. Bu nedenle olası acil durumlar için de bir B planına ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı. Kocias, Selanik’te yapılan toplantının, Güneydoğu Avrupa bölgesinde ortak sınırları bulunan dört ülke arasında gerçekleştirilen ilk toplantı olduğuna işaret etti.Görüşmelerde, sığınmacı kriziyle mücadele kapsamında Doğu Balkan ülkelerinin kurumsal kalkınmalarına katkı sağlanması ve AB fonlarından destek sağlanmasının ihtiyaç olduğu konusunda görüş birliğine varıldığını ifade eden Kocias, bu çerçevede dört ülke arasında altı ayda bir toplanacak ve acil durumlarda en kısa zamanda bir araya gelebilecek ortak daimi bir koordinasyon ve işbirliği mekanizması oluşturulmasının kararlaştırdığını açıkladı. Kocias, “Bu işbirliği insaniyet temelinde, farklılığa müsamaha gösteren, vatandaşların güvenliğini sağlayan ve Güneydoğu Avrupa bölgesinin istikrarına katkı yapan ortak değerlere dayanıyor.” dedi. Avrupa’da sığınmacı kriziyle mücadelede, nüfusların kayıt altına alınması, taşınması, sınır güvenliği sağlanarak insan tacirleriyle etkin şekilde mücadele edilmesi ve yasal göçle ilgili doğru mekanizmaların oluşturulması gibi konuların görüşmelerin ana başlıklarını oluşturduğunu aktaran Kocias, bu kapsamda dört ülkenin gizli servisleri arasında yakın işbirliği yapılmasının kararlaştırıldığını bildirdi.
YUNAN BAŞBAKAN İSE TÜRKİYE'Yİ SUÇLADI
Yunanistan'a geçen mültecilerin sayısında ciddi bir azalma olmasına rağmen Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras Türkiye'ye yüklendi. Çipras, Türkiye'nin taleplerinin Ege denizinde Avrupa'ya göçmen ve mülteci taşıyan kaçakçıları önleme görevinde olan NATO gemileri için engel yarattığını iddia etti. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile görüşmesinin ardından basın toplantısında konuşan Çipras, engellerin arasında bölgeye tam operasyon erişimi verilmemesinin de olduğunu söyledi. Çipras, "NATO görevinin, sorunun çözümüne katkı sağlaması için Yunanistan tüm çabayı sarf edecek" diye konuştu. Reuters'ın haberine göre; Çipras, "Maalesef engellerin Türkiye'nin tek taraflı talepleri ve pozisyonundan kaynaklandığı net. Bu talep ve pozisyonlar bizim hava sahamızı ihlal sayısındaki artışla da ifade ediliyor" dedi.
NATO Mart ayında gemileri Yunanistan ve Türkiye'nin Ege'deki sularına göndermişti. Dün yapılan açıklamada NATO Türkiye'den Yunanistan'a giden göçmen sayısının önemli şekilde düştüğünü fakat kaçakçıların rotaları hızlı bir şekilde değiştirebildiğini, dolayısıyla yetkililerin güvenlik çabalarını çok erken sonlandırmamaları gerektiğini belirtti.

Diğer Makaleler...