Kuzey Kore, ABD Başkanı Trump'ın talimatıyla ABD'nin katil Beşşar Esed rejimine ait bir hava üssünü hedef alan füze saldırılarını gerekçe göstererek, kendi nükleer silahlarının gerekli bir caydırıcı unsur olduğunu ve kendini korumak için savunma gücünü artıracağını açıkladı.

Kuzey Kore resmi ajansı KCNA'nın, ismi belirtilmeyen bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisinin açıklamasına dayandırdığı haberinde, ABD'nin Suriye'ye düzenlediği saldırıların "kesinlikle affedilemez" olduğu ve Washington'un "savaş için sürekli pervasız hareket etmesine" karşı ülkeyi korumak adına nükleer silahları meşrulaştırdığı ileri sürdü.

Açıklamada, Kuzey Kore'nin "eksenindeki nükleer güçle sahip olduğu muazzam askeri kuvvetin", ABD tarafından düzenlenecek muhtemel bir saldırganlığı engelleyeceği belirtildi.

ABD'nin Suriye'ye düzenlediği son askeri saldırının kendilerine yönelik bir uyarı niteliğinde olduğu yorumlarına dikkati çeken açıklamada, "Bundan korkmuyoruz." ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, "ABD'nin sürekli olarak yaptığı, savaş maksatlı pervasız hareketlerle başa çıkmak ve kendimizi kendi gücümüzle savunmak için meşru müdafaa kapasitemizi her yönden artıracağız." ifadesine yer verildi.

ABD'nin, kendi topraklarına saldırı hazırlığında olduğunu uzun süredir iddia eden Kuzey Kore, nükleer silahlarının, ABD'nin askeri tehdidine karşı gerekli bir caydırıcı unsur olduğunu ileri sürdü.

Washington ise Kuzey Kore'yi işgal etmek gibi bir niyeti olduğu yönündeki iddiaları reddediyor.

ABD ordusu, cuma günü Suriye'nin İdlib bölgesinde rejimin düzenlediği kimyasal katliama tepki olarak katil Beşşar Esed ordusuna yönelik füze saldırısı düzenlediğini duyurmuş, Doğu Akdeniz'de bulunan gemilerden fırlatılan 59 Tomahawk füzesinin, kimyasal saldırıda kullanıldığı belirtilen Şayrat Hava Üssü'nü vurduğunu açıklamıştı.

Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, Davao Belediye Başkanı olduğu dönemde suçluları bizzat kendisinin öldürdüğünü itiraf etti. Uyuşturucu savaşları ve polisin uyuşturucu çetelerine yönelik infazlarıyla gündeme gelen Filipinler'de devlet başkanı Rodrigo Duterte daha önce suçluları bizzat kendi elleriyle öldürdüğünü açıkladı.

Davao Belediye Başkanı olduğu dönemle ilgili konuşan Duterte,"Davao'da bu işi bizzat kendi ellerimle yapıyordum. Bunu polislere 'ben yapıyorsam, siz neden yapamayasınız' demek için yaptım." ifadelerini kullandı.

20 yıl belediye başkanlığı yaptığı Davao'da sık sık motorsikletiyle dolaştığını söyleyen Duterte, "Motorsikletimle şehri dolaşıyordum. Sokaklarda devriye atarak, bela arıyordum. Bana meydan okuyacak birilerini arıyordum ki, onları öldürebileyim." şeklinde konuştu.

ÖLÜM MANGALARINI YÖNETMEKLE SUÇLANIYOR

Ülkede uyuşturucuyu bitirme vaadiyle 30 Haziran'da başkan seçilen Duterte, seçildikten sonra uyuşturucu çetelerine karşı savaş açmıştı. Duterte, koltuğu aldıktan sonra yapılan uyuşturucu operasyonlarında 2086 kişi hayatını kaybetti. Polis raporlarına göre, 3000 kişi ise 'açıklanamayan nedenlerden' dolayı hayatını kaybetti.

Kendini Adolf Hitler ile kıyaslayan Rodrigo Duterte, ülkede sayıları 3 milyonu bulduğu tahmin edilen uyuşturucu bağımlılarının tamamının öldürülmesi gerektiğini düşünüyor.

Duterte daha önce tecavüz ve insan kaçırma ile suçlanan en az 3 kişiyi öldürdüğünü açıklamıştı. İnsan hakları örgütleri, Duterte'nin Davao'da en az 1000 kişinin ölümünden sorumlu olan ölüm mangalarını yönetmekle suçluyor. 

Eylül ayında senatoda ifade veren bir ölüm mangası üyesi, Duterte'nin muhalifleri öldürme emri verdiğini ve Adalet Bakanlığı'nda çalışan bir görevliyi Duterte'nin bizzat öldürdüğünü söylemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dolar yerine yerel para birimleriyle ticaret yapılmasına yönelik İran’a yaptığı çağrı Tahran yönetimi tarafından olumlu karşılandı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kasımi “"Türkiye'nin çağrısı kısa vadeli olmayıp planlanmış uzun vadeli bir plan ise olumlu bir çağrıdır. Türkiye bu konuda ciddi ise işbirliğini başlatabiliriz" dedi.  Basın toplantısında konuşan Kasımi, "Yeterli ekonomik güce sahip ülkelerle milli para birimleriyle ticaret yapılmasını olumlu karşılıyoruz" diye konuştu. 
Sözcü, "Ekonomisi güçlü ülkeler özellikle yeni güçler milli para birimleriyle kendi aralarında mekanizmalar oluşturup, böylelikle zaman zaman kurlar üzerinde oluşan olumsuz etkiler uzak durabilir. Özellikle iki ülke komşu ise ve aynı zamanda aralarında önemli bir ticaret hacmi de varsa bu tip alışverişler her iki tarafın da yararına olur" ifadelerini kullandı.

"DÖNÜM NOKTASI OLUR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Çin ve Rusya ile yapılacak alışverişte de yerli paraların kullanılması çağrısında bulunduğunu hatırlatan Sözcü, "Böyle bir halka oluşup gelişebilirse, bir dönüm noktası olur. Elbette bu kolay bir iş değil, yüksek bir irade ve ciddiyet gerektiriyor. İşi rayına koyup sonuç almak için geniş kapsamlı bir işbirliği gerekiyor. Karmaşık bir mesele olsa da bu düşünceyi fiiliyata dönüştürürsek çok olumlu bir düşüncedir" dedi.

Çin'in devlet medyası, ABD Başkanı seçilen Donald Trump'ın önceki gün ABD'nin 1979 yılında 'Tek Çin' politikasını benimsedikten sonra diplomatik ilişkileri sonlandırdığı Tayvan'ın Devlet Başkanı Tsai Ing-Wen'i aramasını 'deneyimsizlik' olarak nitelendirdi. China Daily tarafından yapılan haberde Trump'ın Tayvan Devlet Başkanı Tsai Ing-Wen ile yaptığı 10 dakikalık telefon görüşmesinden bahsedilerek, bu hareketinin 'deneyimsizliğini' gösterdiği öne sürüldü.

Trump ile Tayvan arasındaki telefon görüşmesinin Çin'den büyük tepki almıştı. ABD başkanlığına seçilen bir siyasetçinin 1979'dan bu yana ilk kez Tayvan lideri ile konuşmasını değerlendiren Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, önceki gün, "Bu, sadece Tayvan tarafının hileli bir oyunu. Uluslararası toplumun ‘Tek Çin Politikası'ndaki sabit kabulünü değiştiremez" açıklamasını yapmıştı.

Myanmar ordusunun saldırılarının ardından Bangladeş’e iltica eden Arakanlı Resminnara Rahmet Kerim, bir askerin 5 yaşındaki oğlu Muhammed Refik’i tutup yaktıkları evin içine atışını unutamıyor. Arakanlı Resminnara Rahmet Kerim, Myanmar ordusunun Arakan’a yaptığı saldırı sırasında eşini ve bir oğlunu kaybetti. Saldırının ardından Bangladeş’e iltica etmek zorunda kalan Rahmet Kerim, yaşadığı acı olayları unutamıyor.

“Her An Öldürülme Tehlikesi”

Rahmet Kerim, Kutupalong bölgesinde yaptığı açıklamada, Arakan’ın Mondu şehrine bağlı Hatifara köyünde yaşadıklarını söyledi. Olaylar başlamadan önce kendi hâllerinde yaşamlarını sürdürdüklerini belirten Rahmet Kerim, şunları anlattı:

Olaylar başlamadan önce dışarı çıkabiliyordum, markete, pazara ve camiye gidebiliyordum. Kendi sosyal hayatımızı yaşıyorduk. Olaylar başladıktan sonra ise bunların hiçbirisini yapamıyordum. Dışarı bile çıkamıyordum. Artık huzur yoktu. Her an öldürülme tehlikesi vardı. Hayatımızın bir garantisi yoktu.”

“Gözlerimin Önünde Oğlum Ateşin İçine Atılmıştı”

Rahmet Kerim, Myanmar askerlerinin iki hafta önce köylerine baskın düzenlediğini, yaşadıkları yerlerin yakılıp yıkıldığını dile getirdi. Saldırı sırasında köylülerin kaçmaya başladığını ifade eden Rahmet Kerim, “Bu sırada bir asker, 5 yaşındaki oğlum Muhammed Refik’i gördü. Oğlumu tutup yaktıkları bir evin içine attı. Gözlerimin önünde oğlum ateşin içine atılmıştı.” diye konuştu.

“3 Çocuğumun Akıbetini Bilmiyorum”

Hadis öğretmeni olan eşinin pirinç tarlasında namaz kıldığı sırada askerlerin saldırısına uğradığını belirten Rahmet Kerim, yaşadıklarını şöyle aktardı:

“Kocam askerlerden kaçmaya çalıştı ama askerler havaya ateş açtı ve kendisi yakalandı. Askerler kocamı yakaladıktan sonra kulağını ve boğazını keserek öldürdü. Saldırıların ardından amcamın köyüne kaçtım ama burada da olaylar oldu ve Bangladeş’e kaçmaya karar verdim. Askerler ormana mayın döşemişler. Biz de bu yüzden ormanı kullanamadık ve 3 gün önce kayıklarla nehirden geçerek Bangladeş’e geldik. Şimdi yanımda sâdece bir oğlum ve kızım var. 3 çocuğumun akıbetini de bilmiyorum.”

Rahmet Kerim, Myanmar askerlerinin kendilerine neden saldırdığını bilmediğini sözlerine ekledi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bir televizyon kanalına verdiği röportajda dünya dengelerinin değiştiğine vurgu yaparak, "Tek kutuplu dünya düzeni kurma girişimleri başarısız oldu" dedi. Putin'in bu açıklamaları "ABD'ye gönderme" olarak yorumlandı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, uluslararası alanda güç dengelerinin değiştiğini söyledi. Rusya Devlet Başkanı Putin Rus televizyonuna verdiği röportajda, dünya dengelerinin yeniden oluşacağına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Rus NTV televizyonunda yayınlanan İtogi Nedeli programı için İrada Zeynalova'ya mülakat veren Putin, şunları söyledi: "Bu kaçınılmaz bir şey. Tek kutuplu dünya düzeni kurma girişimleri başarısız oldu. Artık farklı bir zamanda yaşıyoruz. Rusya her zaman, kendi çıkarlarımızı korurken başkalarınınkini de saygı duyulması gerektiği görüşüne bağlı kaldı. Tüm meslektaşlarımızda ilişkilerimizi bu şekilde kuracağız."

KÜRESEL DENGE DEĞİŞİYOR

Sputnik'te yer alan habere göre Putin'e, Batı'nın, NATO'nun 1999'da Yugoslavya'yı bombaladığı ve 1995'te Bosna Hersek'te operasyon düzenlediği dönemde Moskova'nın askeri krizlerin nasıl çözülmesi konusunda söylediklerini neden dinlemek istemediği şeklindeki bir soru da yöneltildi.

Putin soru karşısında, "Bunun çok basit bir cevabı var: Sadece yeterince yüksek çıkan sesler dinlenir. Bu durum değişiyor. Partnerlerimizin artık uluslararası hukuka bağlı kalmayı tercih ettiği bir sır değil. Zira küresel denge yeniden sağlanıyor" diye konuştu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Rus basınıyla ilgili aldığı kararı, "Batı toplumunun demokrasi anlayışındaki bozukluk" olarak nitelendirdi. Moskova'da gazetecilere açıklama yapan Putin, Avrupa Parlamentosunca (AP) kabul edilen, Rusya'nın son yıllarda medya yoluyla Avrupa Birliği (AB) karşıtı propaganda yürüttüğü ve buna ilişkin önlem alınması çağrısında bulunulan tasarıyı değerlendirdi.
'BÖYLE BİR KARAR ALINDIYSA...'

Putin, "Eğer böyle bir karar alındıysa, Batı toplumunun demokrasi anlayışında açık bir bozukluk gözlemliyoruz demektir. Bize yakın zamanda demokrasiyi öğretmeye çalıştılar ve bu çabalar devam ediyor. Biz bu (demokrasi) öğretmenlerinden bir şeyleri yasaklamanın en kısır yol olduğunu ve bunun demokratik normlara ve prensiplere uymadığını duyduk. Sonunda aklıselimin hakim olmasını ve herhangi bir kısıtlama yaşanmamasını umut ediyorum" dedi.

AP tarafından kabul edilen tasarıda, Rusya'nın son yıllarda medya yoluyla AB karşıtı propaganda yürüttüğü belirtilerek buna ilişkin önlem alınması çağrısında bulunulmuştu. Oylanarak kabul edilen tasarıda Rusya; AB ülkeleri arasında farklılık ve çatışmaları kullanarak AB'yi bölmeye çalışmak, Birlik içinde siyasi parti ve organizasyonlara destek vererek propaganda yapmakla suçlanmış, Rusya'nın son yıllarda medya yoluyla AB karşıtı propaganda yürüttüğü ve buna ilişkin önlem alınması çağrısında bulunulmuştu.
"KEYFİNİZ BİLİR!"
Avrupa'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımlara ilişkin konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 'yaptırımlardan kurtulmak gibi bir hedefimiz yok, kendileri bilir' dedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batı dünyası ve ABD'nin Rusya'ya yönelik aldığı ekonomik yaptırım kararlarını yorumlarken, "Yaptırımları biz istemedik. Onlardan kurtulmak gibi bir hedefimiz de yok. Kendilerinin bileceği bir şey" ifadesini kullandı. Putin, yaptığı basın açıklamasında, ABD ve Batı dünyasının Rusya'ya yönelik uyguladığı ve son olarak Haziran ayında genişletilen yaptırımları yorumlarken, "Bu yaptırımlar tabi ki hoş şeyler değil. Ülkeler arasında gerginlik yaratır. Ancak Batı'nın uyguladığı yaptırımları 'biz mutlaka kaldırtacağız' gibi bir hedef koymadık önümüze. Bu onların bileceği iş. Ama iki taraf için de zararlı bunlar" dedi.

Diğer Makaleler...