TRTAJANS 'ın Kurucusu Salih KURT Kimdir?

TR.
09.07.1980 Trabzon Doğumlu.

İlk, orta, lise ve üniversite eğitimini Trabzon'da tamamladıktan sonra Bilgisayar Öğretmeni olarak göreve başladı.
1997-2000 yılları arasında Jandarma İstihbarat ve Teknik Destek Elemanı olarak görev yaptı.
1997 - 1998 yılları arasında Terörist Başı Abdullah Öcalan'ın Suriye'deki yerini Başbakanlığa bildirerek ilk yakalama heyetinin toplanmasına vesile oldu.
12.05.2000 yılında askerlik görevini yapmak üzere İskenderun 1. Deniz Er Eğitim Alayı 2. Bölükte acemi birliği eğitimini tamamladı.
Usta birliğini İstanbul Tuzla Deniz Harp Okulu Kıtalar Komutanlığı 2.Bölükte tamamladı.(5188 Erbaş olarak)
Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde oluşan olumsuz şart ve koşullarda sağlığının bozulması nedeniyle 2009 yılına kadar tedavi gördü.
2010 yılında Kalekol Projesini tamamlayarak Tübitak'a online olarak teslim etti.
2011 yılında TRTAJANS şirketini kurdu.
2011-2015 yılları arasında "TRTAJANS Dünya Barışı" Projesini kamu spotu olarak 422 belediyede gerçekleştirdi.
2015 yılında 28 AB ülkesinin tamamında TRTAJANS marka tescilini alarak Avrupa Basın Federasyonu'na üye oldu. (BC-13602)
2018 yılında World Intellectual Property Organization Üyesi olarak elektronik imza yetkisi aldı.
Davet üzerine Arizona State University'de Dijital Medya alanında Master programına kayıt oldu.
2019 yılında davet üzerine BM Danışman Kadrosuna aday oldu.
Halen EPF'deki üyeliği devam etmektedir.
TRTAJANS Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmakta.
Yasemin KURT ile Evlidir.

EN: Born in 09.07.1980 in Trabzon.
After completing his primary, secondary, high school and university education in Trabzon, he started to work as a Computer Teacher.
Between 1997 and 2000, he served as Gendarmerie Intelligence and Technical Support Staff.
Between 1997 and 1998, he informed the Prime Ministry in the presence of Abdullah Öcalan, the head of the terrorist group, in Syria.
12.05.2000 in order to make the military service Iskenderun 1st Marine Training Training Teams in the second squad completed training.
He completed his master unit at İstanbul Tuzla Naval Academy Commandership 2nd Division Command (5188 as Erbaş)
The Turkish Armed Forces received treatment until 2009 due to the deterioration of my health in the negative conditions and conditions.
In 2010, he completed the Kalekol Project and delivered it to Tübitak online.
In 2011 he founded TRTAJANS.
Between the years 2011-2015 "TRTAJANS World Peace" Project as a public spot in 422 municipalities.
In 2015, I became a member of the European Press Federation with the TRTAJANS trademark registration in all 28 EU countries. (BC-13602)
In 2018, he became a member of World Intellectual Property Organization.
Upon invitation, she enrolled in the Master program in Digital Media at Arizona State University.
In 2019, he was invited to join the UN Counseling Staff.
He is still a member of the EPF.
He is the Chairman of the Board of Directors of TRTAJANS.
Yasemin is married to KURT.

CHP'li Yasemin Öney Cankurtaran, Özel Harekat ve polislerin Güneydoğu'ya gönülsüz gittiğini iddia etti. Türk askerinin Güneydoğu'da uyguladığı savaş taktiklerini İsrail ordusunun Gazzeli müslümanlara uyguladığı yönteme benzeten CHP'li Yasemin Öney Cankurtaran özel harekat ve polislerin Güneydoğu'ya gitmek istemediği ve görev değişikliği istediğini ifade etti. Cankurtaran, görev değişikliği için imza verenlerin 1000 kişi olarak açıklandığını dile getirdi. Özel Harekat'ın PKK ile savaşmak istemediğini söyleyen CHP'li vekilin Mehmetçiğin operasyon taktiğini İsrail'e, bölgedeki teröristleri ise Filistinlilere benzetmesi tepki çekmişti.
"SURİYE'DEKİ SAVAŞIN KOPYASI YAŞANIYOR"
Cankurtaran, “Suriye'deki iç savaşın bir kopyası resmen Türkiye'de yaşanıyor, hatta daha acısı yaşanıyor. Zira Suriye'de bir adı var. Türkiye'de üstelik Güneydoğuda olanların gizlendiği bambaşka, çok daha derin bir savaş var. Kimin savaşı çıkardığı, merminin, topun nereden geldiği belli olmayan başka bir savaşımız var" dedi.

Ankara'daki terör saldırısının ardından yeniden gündeme gelen, medyanın bu tür olayları yansıtma biçimi tartışılıyor.

Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Kelkitlioğlu yaptığı açıklamada, terör örgütlerinin hedefinin günlük yaşamı etkileyerek, insanları hareket edemez hale getirmek olduğunu vurguladı.

Medyanın sorumluluğuna değinen Kelkitlioğlu, "Bu noktada gazetecilik refleksiyle hareket ederek, ‘patlama anı ve yeri’, ‘parçalanmış ceset görüntüleri’ ve benzeri. Fotoğraflara yer vermek terörün ekmeğine yağ sürmekten başka bir şeye hizmet etmez. Etik kurallardan önce terör olayları karşısında ‘milli’ bir duruş sergilenmesi gerekir. Gerek ABD’deki 11 Eylül saldırılarında (uçakların binalara çarpma anı hariç), gerekse Paris’teki terör saldırılarında aklınızda kalan tek bir fotoğraf var mı? Hem ABD hem de Fransız medyası bu konuda çok önemli bir hassasiyet göstererek, terör propagandasına alet olmadı" dedi. 

"Medyada milli duruş gerekiyor"

Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Kapan, Batı medyasında terör saldırılarında parçalanmış cesetlere ilişkin görüntülere yer verilmediğini belirtti.

Televizyon muhabirlerinin de daha soğuk kanlı yayınlar yaptıklarını aktaran Kapan, "Televizyon muhabirleri de haberleri sunarken nefes nefese, insanları şoka sokacak şekilde bir heyecan dalgası oluşturmuyor. Patlama olmuş ama bunu anlatırken insanların biraz dikkatli ve insaflı bir tutum içerisinde olması lazım. O kadar hoyrat bir anlatış biçimi var ki insanları başta bir strese sokuyor" dedi.

Haberlerin veriliş biçimiyle ajitasyon yapıldığını anlatan Kapan, "Bu sayede terörün amacına hizmet edilmiş oluyor. 'Kastımız yoktur' diyebilirler ama bu savunma geçerli değil" şeklinde konuştu.

Kapan, yayın yasağına rağmen zaman zaman bu yasağın da sınırlarının zorlandığını aktararak, "medyada milli duruş" gerektiğini vurguladı.   

"Ana akım medyayı daha dikkatli görüyorum"

Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Metin Yüksel de yaşanan son olayda merkez medyanın eskiye göre daha sorumlu davrandığını söyledi.

Sorumlu yayıncılığa ihtiyacın önemine vurgu yapan Yüksel, "Şehit savcı Kiraz olayında bunun zirve halini yaşadık. Hala o potansiyel var. Birileri toplumu terörize etmek için bu tip atraksiyonlar yapıyor. Ana akım medyanın sorumsuz, marjinal yayınlar yapma hatasına düşmemesi lazım. Geçmişte bunun örneklerini çok gördük. 7 Haziran'dan önceki süreçte bunların vahim hallerini gördük. Şu an itibariyle yapılan bu eleştiriler karşılık bulmuş olmalı ki ana akım medyayı daha dikkatli görüyorum" ifadelerini kullandı.

"Asıl problem sosyal medyada"

Gazeteci Sami Kohen ise medyanın terör olayları karşısında nasıl bir tutum sergilemesi gerektiği üzerine, Batı'da uzun yıllar tartışmalar yapıldığını belirtti. 

Sosyal medyaya da dikkati çeken Kohen, "Medya ne kadar sorumlu davranırsa davransın sosyal medya diye bir gerçek var. Asıl problem orada. Sosyal medyada çıkan yanlış ve kötü amaçlı yayınların panzehiri sorumlu bir medyadır, gazetedir, radyodur" dedi.