Manisa’da kendi topladığı otlarla insanlara şifa dağıtan Lütfü Acet, kanseri tedavi eden bir bitkinin bulunduğunu belirterek, bu bitkinin kanseri 20 günde yendiğini söyledi. Kendisi de ölüm noktasındayken kanseri yenen Acet, 30 yıldır o bitki sayesinde insanlara ulaşıyor. Akhisar’ın Seyit Ahmet Mahallesi’nde insanlara dağdan topladığı otlarla şifa dağıtan Lütfü Acet, kanser hastalığının nasıl tedavi edildiğini anlattı. Kanser otu adlı otun 20 günlük kullanımının ardından kanserin vücuttan atılacağını ifade eden Acet, “Yıl içinde bahar ayları ve Ağustos ayı arasında kanser otunun toplanması gerekiyor. Ağustostan sonra olmaz. Belirli yükseltiye sahip dağlık bölgelerde yetişiyor. En iyi etkiye sahip olanları ise Manisa’da yetişiyor. 1987 yılından bu yana yani 30 yıldır ben bu otu kanser hastalarının ulaşmasını sağlıyorum. Bunu da sadece Allah rızası için yapıyorum. Hastalardan herhangi bir ücret kabul etmiyoruz. Bir kuruş almışlığımız yok” dedi.

“20 GÜNDE KANSERİ BİTİRİYOR”

20 günlük bir kullanımın ardından kanserin tamamen tedavi edileceğini belirten Acer, “Kanser hastası 20 gün bu ottan kullanırsa hiçbir şeyi kalmaz. Bütün kanser türleri için geçerli. Son zamanlarda çok yoğun bir talep var. Artık isteğe yetişemiyoruz. Topladığımız otları sadece bize gelene veriyoruz artık, durumu acil olana daha çabuk ulaşmak istiyoruz” diye konuştu.

6 YILLIK KANSERİ YENDİM

Kanserden öleceği anda bu ot vesilesiyle kanseri yendiğini söyleyen Acet, “Kendim yaşadım bu acıyı. Bu hastalığı 6 sene geçirdim. Profesörler hiçbir şekilde tedavi olamayacağımı, öleceğimi söylediler. Gırtlak kanseriydim. Kara kara düşünürken bir şekilde bu kanser otu karşıma çıktı. Kaynatıp içtim, kanatıp içtim. 30 gün boyunca. Sonra kontrole gittiğimde hiçbir belirtinin kalmadığını söyledi doktorlar. Nasıl bir duygu olduğunu çok iyi bildiğimden kanserden dertli kişilere yardım etmek istiyorum. Ben nasıl şifaya kavuştuysam, onların da kavuşmasını istiyorum” dedi.

Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, gündelik hayatta ihmal ettiklerimizin başında su içmenin geldiğini söyledi. Enç, "Az su içmek vücudun tüm dengesini alt üst edebilir. Az su içenlerde yorgunluk, dikkat güçlüğü ve hafıza bozuklukları görülebilir" dedi.

Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, "Özellikle kimimiz için eziyettir sanki o bir bardak suyu bitirmek. Ancak sağlığın korunması ve canlılığın sürdürülebilmesi için gerekli bir numaralı madde sudur. Vücudumuzun yüzde 55-75'lik kısmını oluşturur. Su; metabolizmanın düzenlenmesinde ve vücudumuzdaki tüm reaksiyonlarda görevlidir" ifadelerini kullandı.

Suyun zayıflama üzerine olan etkisinin gözardı edilemeyecek kadar fazla olduğunu dile getiren Enç, "Midede oluşturduğu hacimden dolayı daha az yemeyi ve metabolizmayı çalıştırıp günlük harcanan enerjiyi arttırıyor. Tüm bunlar düşünüldüğünde su içmek eziyet olmamalı, aksine keyif vermeli" diye konuştu.

SUYUN FAYDALARI

"Az su içmek vücudun tüm dengesini alt üst edebilir. Az su içenlerde yorgunluk, dikkat güçlüğü ve hafıza bozuklukları görülebilir" diyen Enç, suyun faydalarını ise şöyle aktardı:
* Hücrelere oksijen ve besin öğelerinin taşınmasını, ayrıca atık ürünlerin taşınarak böbreklerden atılmasını sağlar.
* Ağız, göz ve burun gibi vücut dokularının nemlenmesini sağlar.
* Vücuttaki kan, gastrik sıvı, tükürük, amniyotik sıvı (gebelikte) ve idrar gibi vücut sıvılarının büyük bir kısmı sudur.
* Dışkının yumuşamasını sağlayarak kabızlığın önlenmesine katkıda bulunur.
* Cilt sağlığında, bağışıklık sisteminde, vücut ısısının denetiminde, ödemin atımında rolü vardır.
* Tükürük ve mide salgısında besinlerin sindirilmesinde görev alır.
* Kilo alıp vermeden dolayı oluşan sarkmaları sporla birlikte önler.
* Vücudun ihtiyaç duyduğu iz minerallerin pek çoğunu sağlar.
* Soğuk algınlığı, idrar yolu enfeksiyonları, böbrek taşları ve mesane kanseri riskini düşürür.
* Zayıflama diyetlerinde metabolizmayı çalıştırmanın yanında, midede hacim oluşturarak tokluk hissi vermede işe yarar.
* Su yaşamın vazgeçilmezleri arasında olmasına rağmen asıl problem su içme kültürünün geliştirilememesidir.
* Hiçbir sıvı içeceğin suyun yerini tam anlamıyla tutmadığını unutmamak gerekir."

"SU İÇMEK İÇİN SUSAMAYI BEKLEMEYİN"

Su içmek için susamayı beklememek gerektiğini anlatan Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, "Su içmenin zamanı ve miktarı erkeklerde 3,7 litre, kadınlarda 2,7 litre sıvı alımı olması gerekmektedir. Su dışındaki pek çok sıvı hayatımızda ciddi ölçüde yer alıyor. Çalışma hayatının vazgeçilmez ikramları çay, kahve, nescafe, meyve suları, bitki ve meyve çayları vb. içecekler. Bu içeceklerden bazılarının diüretik etkisi olduğundan vücudun ihtiyacı olan sıvıyı karşılamayacağı ve hatta vücuttan sıvı atımını arttıracağı için suyu su olarak içmek gerekir. Öğünlerden 30 veya 15 dakika önce alınan suyun metabolizmayı hızlandırma üzerine ve midede hacim oluşturarak öğünde fazla besin alımı engellemek adına gözardı edilemeyecek faydaları bulunuyor" dedi.

NASA'nın yaptığı araştırmalar sonucunda, evde bakabileceğiniz bazı bitkilerin soluduğunuz havayı temizleyebildiği gözlemlendi. Çeşitli hastalıklara sebebiyet veren şeyin evlerimizde dönüp duran kirli hava olduğunu biliyoruz. Çünkü çoğumuz formaldehid gibi toksik kimyasallar yayan tuğla ve betonlar arasında yaşıyoruz. Bu ortamlarda birçok çeşit bakteri, küf, toz ve karbondioksit, işlerini çok güzel yapıyor ve etrafımızı sararak bizi zehirliyorlar.

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA, evdeki havayı temizleyen bitkiler üzerine bir araştırma yaptı.

İşte bu araştırmadan çıkan ve yaygın kullanılan bitkiler:

Potted Chrysanthemums (Kasımpatı)

Evinizdeki amonyağı, benzeni, formaldehidi ve ksileni alır götürür. Hem popüler, hem uygun fiyatlı hem de dışarıda da kullanabileceğiniz harika bir bitki.

Chlorophytum (Kurdele Çiçeği)

Kurdele çiçeği bitkilerle uğraşmaya zaman bulamayan, su vermeyi unutanlar için biçilmiş kaftan. Bakım koşulları açısından gerçekten çok basit ve zahmetsiz. Büyük ihtimalle komşularınızın çoğunda da vardır, onlardan ufak bir sap isteseniz hemen ortamına uyum sağlar, kök tutar.

Kurdele çiçeği, evinizi temizlerken ortalığa yaydığınız tüm kimyasalları içine çekerek havayı temizler.

Dracaena (Madagaskar Dragon Ağacı)

Bu bitkinin 40'tan fazla çeşidi olduğundan, zevkinize göre olanı kolaylıkla seçebilirsiniz. Dracaena ortamın havasını benzen, trikloretilen ve ksilenden arındırmak için bire bir. Ama bunun yanında kedi ve köpekler için birazcık zehirli olabilmekte, bu yüzden bu bitkiyi alırken iyi düşünün.

Fikus

Fikus dünyadaki en popüler mini ağaçtır. Eğer büyükçe bir saksıya dikerseniz gerçekten devasa boyutlara ulaşabiliyor. Tabii ortalama boyutları 60 ila 120 cm kadar. Ayrıca ilkbahar ve yaz aylarında dışarı da çıkartıp nefes aldırabilirsiniz.

Spathiphyllum (Barış Çiçeği)

Her ne kadar güzel ve narin görünen bir çiçek olsa da bu bitkiyi öldürmek gerçekten çok zordur. Genel olarak yazın çiçek açar, gölgeli yerleri ve nemli toprağı sever. Barış çiçeği amonyak, benzen, formaldehit ve trikloretileni absorbe eder.

Nephrolepis Fern (Aşk Merdiveni)

Bu bitki nemli ortamları sever ve ışığı yansıtır. Bu sebeple bu küçük yeşil yardımcınız için en harika yer olarak banyoyu seçebilirsiniz. Bu bitki havadaki ksileni temizleme konusunda da harikadır.

Sansevieria (Yılan Bitkisi)

Bu bitkiyi özellikle ofis ve restoranlar olmak üzere pek çok yerde görebilirsiniz. Neden mi? Çünkü neredeyse masrafsız bu arkadaş. O kadar ki, ayda bir sulasanız yeter, biraz da kuru havayı ve hafif güneş ışığını sever kendisi. Ayrıca içerideki benzen, formaldehit, trikloretileni de siler süpürür.

Chamaedorea (Bambu Palmiyesi)

Bambu Palmiyesi havadaki formaldehiti temizlemede harika iş çıkarır. Öncelikle onu güneş ışığının altına pencere pervazına koymanız çok iyi olur. Bu bitki birazcık büyüyebilir (3 metre kadar) ve bol bol oksijen sağlar. Bunun yanında harika da görünür. Ortamdaki benzen, formaldehit ve trikloretileni de yok eder.

Aloe Vera

Bu bitkinin diğer adı her koşul bitkisi olabilir. Çünkü yanık ve donma yaralarını iyileştirebiliyor, havayı tertemiz yapıyor. Bir tek Aloe Vera bitkisi bile tek başına tüm evin havasını yenileyebilir. Özellikle ortamdaki formaldehiti ortadan kaldırır.

Dünya genelinde her geçen gün çevre kirliliği giderek artmakta ve bu duruminsan sağlığını ciddi derecede tehdit etmekte. İşte bu sebeple son birkaç senedir özellikle Avrupa ülkeleri son derece radikal kararlar alarak uzun vadede etkili olabilecek adımlar atmaktan çekinmiyorlar.

Şimdi ise söz konusu bu adımlara bir yenisi ve oldukça önemlisi Fransa'dan geldi. Fransa, plastik bardak, tabak, çatal ve bıçak gibi sofrada kullanılan ürünlerin tümünü yasakladı.

Alınan bu karar ile ilgili yasal öneri ilk olarak ''yeşil siyaset'' dediğimiz politik görüşün mensubu olan, Fransa'da kurulmuş Avrupa Ekolojisi-Yeşiller Partisi tarafından gündeme gelmişti. 2015 yılında ''Küresel Isınma Konferansı''na ev sahipliği yapan Fransa, bu konferansta çevre kirliliği ve küresel ısınmakonusunda somut adımlar atılacağını belirtmişti.

Bu bağlamda ilk önemli örnek ise Haziran ayında gelmiş ve Fransa, plastik poşetleri -pek çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi- yasaklamıştı. Şimdi ise aynı yasak plastik bardak ve tabaklarda da geçerli.

Kararı resmileştiren hükümet, plastik tabak ve bardak sektörünün doğrudan ya da dolaylı olarak içinde bulunan işletmelere 2020 yılına kadar süre tanıyacak. Yasaklanan plastik tabak ver bardakların yerini ise biyolojik malzemelerden yapılmış ve sonrasında gübre haline gelebilecek şekilde geri dönüşümü sağlanabilecek ürünler alacak.

Diğer Makaleler...