Yabancı ülkelerden vatandaşlık almak her bölgeye göre farklılık göstermektedir. 

1) Amerika Birleşik Devletleri

Bu ülkede yaşamanın 3 yolu bulunmaktadır. Bunlardan birincisi yeşilkart alarak 5 yıl boyunca yasal olarak ABD'de oturmaktır. Ayrıca 18 yaşını doldurmuş olmak ve ingilizce konuşmak da şarttır. Yeşilkart'ı almak için her yıl yapılan çekilişe katılabilirsiniz. Eğer maddi durumunuz iyi ise 500.000-1.000.000 dolarlık bir yatırım yaparak kartı kolayca alabilirsiniz. 2. yolda bir ABD vatandaşıyla evlenmeniz gerekiyor. Daha sonra 3 yıl ülkede oturarak vatandaşlığa başvurabilirsiniz. 3. yol oldukça farklı. ABD ordusunda askerlik yapmak zorundasınız. Bunun yanında iyi bir şekilde ingilizce bilmeli ve Amerikan tarihi ve kültürü hakkında bilgi sahibi olmalısınız. 

2) İspanya

Büyük bir ekonomik kriz yaşayan ülkede durumu fırsata döndürebilirsiniz. Oturma izni alarak 10 yıl boyunca bu ülkede yaşayarak vatandaşlık hakkı kazanabilirsiniz. Bunun yanında mültecilerle 5 yıl Ibero, Andorra, Filipinler ve Portekiz vatandaşlarıyla 2, İspanyol vatandaşlarıyla 1 yıl evli kalınarak İspanya vatandaşlığına geçilmektedir. 

3) Kanada

Kanada vatandaşı olmak için 3 yıl boyunca bu ülkede oturmuş olmak gereklidir. Bunun yanında İngilizce ve Fransızca dillerinden birini akıcı bir şekilde konuşabiliyor olmalısınız. Ayrıca Kanada'nın tarihi, kanunları, devlet politikaları hakkında bilginiz yoksa vatandaşlık sınavına girmek zorundasınız. Eğer yeterli servetiniz varsa 800 bin Kanada doları (1 milyon 450 bin TL) değerinde yatırım yaparak vatandaşlığa başvurabilirsiniz.

4) Fransa

Fransa'da yasal olarak 5 yıl boyunca burada ikamet ederseniz, vatandaşlık için başvurabilirsiniz. Öte yandan bu ülkede üniversite eğitimi gördüyseniz 2 yıllık bir süre yeterli oluyor. Ancak 18 yaşını doldurmuş olmak ve akıcı bir şekilde Fransızca biliyor olmak gerekiyor. Bunun yanında 4 yıl bir Fransız vatandaşıyla evli kalırsanız aynı şekilde vatandaşlığa başvurabilirsiniz.

5) Belçika

Belçika'da yaşamak diğer ülkelere göre çok daha kolay Yasal olarak 3 yıl boyunca bu ülkede oturarak vatandaşlık alabilirsiniz.

6) Japonya

Japonya'da yaşayabilmek için 5 yıl boyunca yasal olarak bu ülkede oturmuş olmanız gerekiyor. Bunun yanında geçiminizi sağlayacak bir işinizin olması ve iyi derecede Japonca konuşabiliyor olmalısınız. Öte yandan sicilinizin temiz olması, suç teşkil edecek bir davranışınızın bulunmaması şartı da vardır. 

7) Ukrayna

Ukrayna'da 5 yıl yasal olarak oturarak vatandaşlık başvurusunda bulunabilirsiniz. Bunun yanında ülkenin anayasasını ve kültürünü iyi bir biçimde bilmeniz gerekli ve ukraynacayı akıcı olarak konuşmanız gerekiyor.

8) Almanya

Almanya'da 8 yıl boyunca ikamet ederek vatandaşlığa başvurabilirsiniz. Bunun yanında Almanca bilmeli ve 16 yaşını doldurmuş olmanız gerekmektedir. Öte yandan 5 yıl bu ülkede yaşayıp, 2 yılda bir Alman vatandaşıyla evli kalırsanız vatandaşlık hakkı elde edebilirsiniz.

9) Yunanistan

Ekonomik bunalım içinde olan Yunanistan'dan 300 bin Euro ve üstü gayrimenkul satın alarak 5 yıl oturma izni alınabilmektedir. 7 yıl boyunca bu ülkede oturarak vatandaşlık için başvurabilirsiniz.

10) Rusya

Rusya'da sadece yasal olarak 5 yıl boyunca oturarak vatandaşlık hakkı elde edebilirsiniz.

11) İsviçre

İsviçre'de yaşayabilmek oldukça zordur. 12 yıl boyunca ülkede yasal olarak yaşamış olmak gerekiyor. Bunun yanında bir İsviçre vatandaşıyla 3 yıl evli kalıp 5 yılda bu ülkede oturduysanız vatandaşlığa başvurabilirsiniz.

12) İngiltere

İngiltere'de vatandaşlığa başvurabilmek için 18 yaşını doldurmanız ve 5 yıl boyunca ülkede ikamet etmeniz gerekir. Bunun yanında 200 bin sterlin (575 bin TL) değerinde bir yatırım yaparak oturma izni alabilirsiniz. Fakat İngilizce bilmeli, bunun yanında geçiminizi sağlayacak bir işinizin olduğunu göstermek zorundasınız. Bu şekilde 5 yıl sonra vatandaşlık alabilirsiniz. 

13) İtalya

İtalya'da vatandaşlık alabilmek için 10 yıl burada oturmak gereklidir. Bunun yanında 2 yıl boyunca bir İtalyan vatandaşıyla evli kalınarak vatandaşlık hakkı elde edebilirsiniz.

Kayseri merkezinden karayoluyla yarım saat uzaklıktaki Ağırnas beldesinde  Mimar Sinan 1489’da Ermeni ya da Rum bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. 21 yaşına kadar burada yaşamış. "Ağırnas olmasaydı ben de olmayacaktım, köyüm beni yetiştirdi" sözüyle doğduğu yere minnettarlığını belirtmiş.

Ağırnas bugün, Kayseri’nin Melikgazi ilçesine bağlı dört bin nüfuslu bir belde. Volkanik arazide kurulmuş. Verimli toprakları sınırlı. Tarlalardan her yıl verim alınamıyor, nadasa bırakmak gerekiyor. Tarım yapılamaması yüzyıllar önce kasaba halkını el sanatlarına yönelmeye teşvik etmiş. 15.yy kayıtlarına göre, kasabanın çoğunluğu Rum olan nüfusu dokumacılığa, taş ustalığına yönelmiş. Yine eski kayıtlar, kasabada üretilen kumaşların 17. yüzyılda İngiltere ve Fransa’ya satıldığını gösteriyor. Ağırnas Boğası adlı ince pamuklu kumaşın şöhreti yüzyıllardır sürüyor. 
Aynı dönemde, kasabanın taş ustaları da Osmanlı İmparatorluğu’nun dört bir yanına dağılmış, önemli yapıların inşaatlarında çalışmış. Kahire, Edirne, Rodos, Girit, Kıbrıs, Şam, Belgrad, Halep gibi birbirinden çok uzak coğrafyalarda gördükleri kültürel değerleri kasabalarına taşımış. Dünyayla bu kadar yakın ilişkide olması Ağırnas’taki hayatın mimariden giyime, hatta mutfak kültürüne kadar zenginleşmesini sağlamış. Halkın Kayseri aksanı yerine İstanbul aksanıyla konuşması da bu özelliğe bağlanıyor.

MİMARİ ÖĞRENCİLERİNİ AĞIRLIYORLAR
Sinan’ın yaşadığı düşünülen evi, 1950’lerde, Prof.Dr. Afet İnan tespit etmiş. Geçtiğimiz yıllarda da Sinan’ın soyundan gelme Ahmet Öztaş’tan bu ev satın alınmış. Ev ilginç bir mimariye sahip. Bazı bölümleri, Kapadokya’daki benzerleri gibi kayalara oyulmuş. Bu kısımların Roma ve Bizans zamanından kaldığı düşünülüyor. Üstte ise Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yapılmış katlar var. Başarılı bir restorasyondan sonra bu binada üniversite öğrencileri için yaz aylarında çeşitli faaliyetler düzenlemeye başlamışlar. Özellikle mimarlık ve güzel sanatlar öğrencileri tarihi bir ortamda keyifli zaman geçirip, eğitim alıyor. ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen’in de desteğiyle beldede çok güzel işlere imza atılmış. Ağırnas’a ilk kez öğrenciyken 1956 yılında gelen Prof. Dr. Metin Sözen’in "Çağların Mimarı Sinan" ve "Sinan Dönemi Sanatları" isimli iki kitabı var. Sözen, Ağırnas’ta yaratılan sinerjinin Türkiye’deki tüm tarihi kentlere yayılması için elinden geleni yapıyor. 

EVLERİN ALTINDAKİ DEHLİZLER YERALTI ŞEHİRLERİNE AÇILIYOR
Ağırnas’ın Rumları 1924’teki nüfus mübadelesinde topraklarını terk etmek zorunda kalmış. Geride bıraktıkları izler bugün de ayakta. Kasabanın dört kilisesinden biri, 1857’de yapılan Agios Prokipios restore edilmiş. Şu anda Ağırnas Kültür Sanat Müzesi olarak kullanılıyor.  Ağırnas’tan Yunanistan’a göçen Rumlar Gümülcine’de bir dernek kurmuş. Üyeleri arada bir ziyaret için buraya geliyor.
Muhteşem taş binaların olduğu ve birçok kişinin taş ustalığını sürdürdüğü Ağırnas’ın sokaklarında dolaşmak büyük keyif. Kasabada bezir yağı üretiminde kullanılan tarihi bezirhanelerin bir kısmı duruyor. Ağırnas’ta Mimar Sinan’ın yaptığı iki de çeşme bulunuyor. Kasabadaki eski Rum evleri dehlizlerle birbirine bağlanmış. Dehlizler tehlike anında kullanılmak üzere yeraltı şehirlerine açılıyor. Bazı evlerin girişinde eski sahiplerinin taşa kazınmış isimlerini görüyorsunuz. Birinde Yakovos Karatıraşoğlu adı okunuyor. Evin yeni sahipleri kasabanın diğer sakinleri gibi çok misafirperver. Hemen içeri buyur ediyor, elinize elmalar tutuşturuyor, evlerin altında bulunan ve kiler olarak kullanılan mağaraları gezdiriyor. Ayrıca Gülabsuyu dedikleri bir meyve suyu ikram ediyor. Yüzlerde gülümseme daim, yürekler ise hálá masumiyet çağında. Ağırnas’tan ayrılırken bize gönüllü rehberlik yapan 76 yaşındaki Hasan Özcan’ın büyük usta için yazdığı şiir aklıma geliyor:

Kanasın şu kalbim kanasın / Sen Ağırnas’ta doğmuş Abdülmenen oğlu Sinan’sın / Sanatınla dünyalara ün salmışın / Hanlar, hamamlar, kervansaraylar, köprülerle isim yapmışın / Eskileri doğurmuyor analar, yeni eserlerden çıkmaz manalar / Şu asırda betonarme binalar, iki yıl geçmeden çöküyor Sinan’ım...

ÜÇ PADİŞAHIN SARAY MİMARI
İmzasında "El Fakirül Hassai Ser Mimarani Sinan" yazan Mimar Sinan’ın (1489-1588) sadece İstanbul’da yüzün üzerinde eseri var. Kanuni, II.Selim ve III. Murad’a hizmet eden Sinan uzun yıllar Osmanlı ordusunda görev yaptıktan sonra, 1546 yılında saray mimarı olmuş. 1548’de ilk önemli işi olan İstanbul’daki Şehzade Camii’ni bitirmiş. Ardından Belgrad Ormanı’ndaki su kemerlerini ve Süleymaniye Camii’ni yapmış. 1569-1575 arasında Edirne’de ustalık eseri Selimiye Camii’ni inşa etmiş. Son yıllarını ise Mekke’deki Harem-i Şerif Camii’nin restorasyonuna harcamış. Klasik Osmanlı cami mimarisini mükemmelleştiren Sinan’ın eserleri arasında İstanbul’daki Büyükçekmece Köprüsü, Tophane-i Amire, Çemberlitaş Hamamı, Haseki Hürrem Sultan Hamamı, Fındıklı Molla Çelebi, Mihrimah Sultan, Piyale Paşa, Kılıç Ali Paşa, Rüstem Paşa ve Sokullu Mehmet Paşa camileri bulunuyor. Mütevazı bir hayat yaşayan mimarın sade türbesi Süleymaniye Camii kompleksi içinde.

MİMAR SİNAN'IN TORUNLARININ TAŞLA İMTİHANI

Mimar Sinan'ın doğduğu kasaba olan Kayseri Ağırnas'ta insanlar, babadan oğula geçen taş kırma mesleğini sürdürüyor. Tam anlamıyla ekmeklerini taştan çıkartan Mimar Sinan'ın torunları, taş ocaklarında duvar için kullanılmak üzere balyozla kestikleri taşın tanesini 75 kuruştan satıyor.

Topkapı Sarayı Müzesi yıkılma tehdidiyle karşı karşıya olduğu, sarayın hazinelerinin sergilendiği Fatih Köşkü güvenlik gerekçesiyle kapatıldığı, köşkün bodrum duvarlarında ve tavanlarında yarıklar tespit edildiği açıklandı. Yıllardır makyaj restorasyonlar ile ayakta tutulmaya çalışılan Topkapı Sarayı Müzesi'nin taşıyıcı duvarlarında büyük yarıklar oluştu. Hazine bölümünün sergilendiği Fatih Köşkü'nün bodrum katındaki duvarlarda çimento sıvaların sökümü sırasında tesadüfen ortaya çıkan yarıklar Topkapı Sarayı'nda endişeye neden oldu.

Sarayın 3. avlusunda yer alan ve en önemli eserlerin sergilendiği hazine bölümü güvenlik nedeniyle ziyarete kapatıldı. Paha biçilmez hazineler sarayın güvenli depolarına taşındı. 13 Mayıs 2016 tarihli uzman raporunda, “Çalışma yapılan söz konusu mahallerde raspa sonrası ortaya çıkan deformasyonların büyüklüğü çatlak boyutunu aşarak ayrık ve yarık seviyelerine geldiği gözlemlenmiştir”denildi.

AYNI AKSTA DUVARLAR BİR YIL ARAYLA ÇÖKTÜ

Geçtiğimiz nisan ayının başında Gülhane Parkı'nın denize bakan kısmında çay bahçesinin duvarı göçmüştü. O tarihte müze yetkilileri yaptıkları açıklamada “Aynı aks üzerinde bulunan Konyalı Restoran'ın duvarının da çöktüğünü, sarayın denize bakan yamacında risk incelemesi yapacaklarını” duyurmuşlardı. İncelemede çöken duvarlarla aynı paralelde bulunan Fatih Köşkü'nün bodrumlarında başladığı tespit edildi. Duvarlarda küçük kılcal çatlaklar gibi duran sıvalar kaldırdıklarında, altından çıkanmanzara korkunçtu.

Kılcal çatlakların altında kol girecek kadar büyük yarıklarla karşılaşıldı. Öyle ki bazı taşıyıcı duvarlarda oluşan boşluklar nerdeyse dışarıyı gösterecek boyutlardaydı. Uzmanları ürperten bu durum Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bir raporla bildirilerek derhal hazine bölümünün ziyarete kapatılması istendi.

Bakanlık çökme riskine karşılık müzenin hazine bölümünü 13 Temmuz'da ziyarete kapattı. Topkapı Sarayı Hançeri, Kaşıkçı Elması, Nadir Şah Tahtı, Zümrüt Sorguç, Zümrütlü Maşrapa, Altın Miğfer, Hz. Osman'ın Kılıcı, Abanoz Taht gibi paha biçilmez Osmanlı hazinesi başka bölüme taşınarak koruma altına alındı. Sarayın restorasyonu için çalışma başlatıldı.

KURULA RESİMLİ RAPOR GİTTİ

İstanbul 4 Numaralı Koruma Kurulu'na durum fotoğraflı bir raporla bildirilerek detaylı inceleme için izin talep edildi. Sorunun tespitinde zeminsel etkilerin ağır bastığı, yakın zamanda bölgede oluşan istinat duvarındaki yıkılmaların da zemin kaynaklı olduğu görüşü kabul edildi. Koruma Kurulu'nun izniyle yapılan incelemelerde 1940-1960 yıllarında yapılan kubbe ve tavanların betonla kaplanmasının binaya ağır yük getirdiği,son yıllarda Marmara Denizi'nde oluşan sismik hareketliliğin etkisinin binayı çökme noktasına getirdiği sonucuna varıldı.

Acil müdahale için önce zemin etüdü yapılacağı ve ardından da bekletmeden zemin sağlamlaştırmasına geçileceği bildirildi.  Yetkililer sarayın içinde bulunduğu durumda 5 büyüklüğünde bir depreme bile dayanamayacağını, vakit geçirmeden müdahale gerektiğine dikkat çekiyorlar. Koruma Kurulu'ndan bir yetkili de durumun aciliyetini fark ettiklerini ve bu nedenle kararların geciktirilmeden alındığını söyledi. Fatih Köşkü'nün onarımı için yaklaşık 10 milyon liraya ihtiyaç olduğu bildirildi.

"Ana Tanrıça Kibele" heykelini görmek isteyenlerin yoğun ilgisi nedeniyle Tarihi Ordu Kurul Kalesi'ndeki kazı çalışmalarına ara verildi. Ordu'daki Tarihi Ordu Kurul Kalesi'ndeki kazı çalışmaları sırasında bulunan "Ana Tanrıça Kibele" heykelini görmek için 10 günde yaklaşık 15 bin yerli ve yabancı turistin bölgeyi ziyaret ettiği bildirildi.

Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Süleyman Yücel Şenyurt başkanlığında, 25 arkeolog tarafından Ordu Kurul Kalesi'nde yapılan kazı çalışmaları sırasında 8 Eylül'de bulunan "Ana Tanrıça Kibele" heykeli ilgi çekiyor.

Yaklaşık 200 kilogram ağırlığında ve 110 santimetre uzunluğundaki tahtında oturan "Ana Tanrıça Kibele" heykelini görmek isteyenler, şehir merkezine yaklaşık 13 kilometre uzaklıktaki Bayadı Mahallesi'ne araçla ulaştıktan sonra, 300 basamaklı merdiveni çıkarak heykeli bulunduğu alanda görme fırsatı buluyor.

Ziyaretçi yoğunluğu nedeniyle kazı alanının çevresinde araç kuyruğu oluşurken, yerli ve yabancı turistler heykelle çektirdikleri fotoğrafları sosyal medya hesaplarından paylaşıyor.

"Heykele zarar gelmemesi için elimizden geleni yapıyoruz"

Prof. Dr. Şenyurt, heykeli görmek isteyenlerin sayısının her geçen gün arttığını söyledi.

Kazı alanını ziyaret edenlerin sayısının 15 bine yaklaştığını belirten Şenyurt, "Kibele heykelinin bulunmasıyla Ordu Kurul Kalesi bir anda Karadeniz'in en cazibeli yerlerinden biri oldu." dedi.

Şenyurt, sabah erken saatlerde başlayan ziyaretçi akınının akşam geç saatlere kadar sürdüğünü anlatarak, "Yaşanan yoğunluktan dolayı ara verdiğimiz kazı çalışmalarına, ilginin azalmasının ardından yeniden başlamayı hedefliyoruz." diye konuştu.

Bazı tur şirketlerinin, bölgeye tur düzenlediklerini ifade eden Şenyurt, şunları söyledi:

"Bu harika bir olay. Heykelin bu denli ilgi göreceğini biz de tahmin etmiyorduk. Kibele heykelinin bulunduğu haberlerinin yaygın basında yer alması ile burası bir anda ziyaretçilerin akınına uğradı. Bölgeye yaşlıların hatta hamile kadınların gelmesi dikkatimizi çekti çünkü kazı alanına ulaşılması için 300 basamaklı merdivenin kullanılması gerekiyor. Buna rağmen ziyaretçi yoğunluğunun olması mutlululuk verici. Bu ilginin bir kaç hafta daha sürmesini bekliyoruz."

Şenyurt, heykelin görevliler tarafından gece gündüz korunduğunu vurgulayarak, "Heykele zarar gelmemesi için elimizden geleni yapıyoruz. 2 bin 100 yıllık tarihi olan bir heykel ve Türkiye'de yerinde bulunan ilk eser. Bunun için çok değerli, çok kıymetli. Ziyaretçilerden, heykele dokunmamalarını istiyoruz." dedi.

Diğer Makaleler...