Salanın da şakası mı olur? Gaziantep'in İslahiye ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi Hatay Bulvarı üzerinde market işletmeciliği yapan Ömer Demirel'e arkadaşları şaka yaparak, camiden salasını verdi. Belediye hoparlöründen öldüğü yönünde anons edilen Ömer Demirel'in, kalp hastası eşi Medine Demirel ise olayı duyunca fenalaşarak, İslahiye Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Yüzlerce kişi baş sağlığı için aradığı Ömer Demirel'in ev ve cep telefonunda aradığında, ölmediğini öğrenince büyük şok yaşadı. Ölmediğini anlatmakta zorlanan Demirel, hastanedeki eşine ulaşarak, ölmediğini söyledi. Daha önce benzer bir şakayı arkadaşına yaptığını anlatan Ömer Demirel, yaşanılanları şöyle anlattı:

"Daha önce iş yerinde otururken, bana şaka yapan arkadaşın iş yerinin açık olmadığını gördüm. Bunu gören diğer arkadaşlar bana, 'Osman nerede, niye gelmemiş' dediklerinde ben şaka olsun diye 'Osman'a kamyon çarptı, şimdi hastanede' demiştim. Bunu duyan ailesi ve arkadaşları, olayı ciddiye alarak, hastaneye gitmişler.

Hastanede aradıklarında Osman'ı bulamamışlar ama kimseye de bir şey olmamıştı. Şaka yaptığım arkadaşım da, bana bir gün iyi bir şaka yapacağım diyerek, beni uyarmıştı. Ben de eşim kalp hastası yapma demişti. 2 Ekim Pazar günü vefat ettiğim yönünde anons yaptırmış. Selayı ben de duydum, çok şaşırdım. 'Allah Allah, başka Ömer Demirel de mi varmış', diye düşündüm. O gün köyde olan eşim de haberi almış, duyar duymaz ise fenalaşarak İslahiye Devlet Hastanesine kaldırılmış. Eşimin rahatsızlandığı haberini duyunca hastaneye gittim, eşim sapasağlam beni karşısında görünce önce şaşırdı, sonra da rahatladı. Okunan sela üzerine en az 500 kişi aradı, telefonlarım susmadı. Selayı duyanların arasında annem de vardı, o da kalp hastasıydı. Hemen bana ulaştı, sağlam olduğumu öğrenince sevindi." 

"Bir daha böyle şaka yapmayacağım"

Bu şakada arkadaşını suçlayamadığını belirten Ömer Demirel, bir daha böyle bir şaka yapmayacağını söyledi. Yaptığı daha önceki bir şakanın karşılığını bulduğunu vurgulayan Demirel, "Bu şakalar iyi değil. Ancak bu şakada kendim ettim, kendim buldum. Arkadaşıma benzer şakayı ben yaptım, o da karşılığını böyle verdi. Böyle şakaları kimsenin yapmasını tavsiye etmem, çök kötü oluyormuş. Ben tövbe ediyorum kimseye bir daha böyle şaklar yapmayacağım"dedi. 

Müftülük harekete geçti

İlçe Müftülüğü İslahiye ilçesinde benzer şakaların yıllardan beri yapıldığını ama son şakaya kadar bir sıkıntı yaşanmadığını söyledi. Pazar günü yapılan şaka ve ardından bir kişinin hastanelik olması nedeniyle selayı getiren vatandaşlar ve okuyan imam ya da müezinler hakkında bir takım zorunluluklar getirildiğini açıkladı.

İslahiye Sıdıka tayyar Hatun Cami Müezzini Mehmet Kargın, müftülüğün yeni uygulaması ile cenaze ilanını, selayı okutmak isteyen kişinin TC kimlik numarası ve telefon numarası ile birlikte alınacağını söyledi. Şakaya alet olan imam ya da müezinler hakkında idari ve adli işlem başlatılacağını da belirten müezzin Kargın, "Bu şakalara maruz kalanların yakınları hastanelik oluyor. Allah korusun ölümler de olabilir. Düşünün eşini sabah işe gönderen bir hanım kardeşimiz eşinin salasını duyuyor ve öğle ya da ikindi cenaze kaldırılacaktır deniliyor. Ancak ortada cenaze yok. Bu durumda ailesi etkilendiği gibi çevredeki vatandaşlarımızda çok etkilenebiliyor. Artık müftülük olarak cenaze ilanı veren kişinin TC kimlik numarası ve telefon numarasını alacağız. Aksi takdirde asla selayı okumayacağız. Yanlış ya da şaka yolu ile yapılan selaları okuyan arkadaşlarımız hakkında önce ilçe müftülüğümüzde, sonra da ilçe emniyet müdürlüğünde yasal işlem başlatılacaktır" dedi. 

Din İşleri Yüksek Kurulu, “Namazı normal şekli ile ayakta kılmaya gücü yetmeyen kimse için asıl olan namazını oturarak kılmaktır. Böyle bir kişi namazını kendi durumuna göre diz çökerek veya bağdaş kurarak yahut ayaklarını yana ya da kıbleye doğru uzatarak kılar” dedi.

"İBADETTE SAMİMİYET OLMALI"

Diyanet, din görevlilerine yazı göndererek, “Kul Rabbi’ne ibadet ederken hem özde samimi olmalı hem de dinin belirlediği şekil şartlarını tam olarak yerine getirmeye özen göstermelidir. Özen ve hassasiyet eksikliğinden dolayı Rabbine karşı sorumlu olacağı bilincinde olmalıdır. Bu sebeple namazını tabure, sandalye ve benzeri şeyler üzerinde kılan müminin ileri sürdüğü mazeretleri kendisini vicdanen rahatlatacak boyutta olmalıdır. Namazı asli şekline uygun olarak kılmaya engel olmayacak hafif bedenî rahatsızlıklar bu konuda meşru mazeret olarak görülmemelidir” dedi.

"GÜCÜ YETEN AYAKTA KILMALI"

"Namazın rükünlerden herhangi birinin mazeretsiz olarak terk edilmesi hâlinde namaz sahih olmayacağını" dile getiren Diyanet, namazın rükünlerinden herhangi birini yerine getirmeye engel olan rahatsızlıkların da kolaylaştırma sebebi sayıldığını kaydederek, “Buna göre; namazı normal şekli ile ayakta kılmaya gücü yetmeyen kimse için asıl olan oturarak kılmaktır. Böyle bir kişi namazını kendi durumuna göre diz çökerek veya bağdaş kurarak yahut ayaklarını yana ya da kıbleye doğru uzatarak kılar” ifadelerine yer verdi.

Diyanet son olarak, şunları söyledi:

“Camilerde sandalyede namaz kılmak, göze hoş gelmeyen bir görüntü ortaya çıkarmakta ve cemaat arasında tartışmalara sebep olmaktadır. Özellikle üzerinde namaz kılmak amacı ile camilerde sıralar hâlinde sabit oturakların yapılması, cami doku ve kültürüyle bağdaşmamaktadır. Bu sebeple hastalık ve özürlülük gibi herhangi bir rahatsızlığı bulunan kimselerin, zorunlu olmadıkça namazlarını sandalyede değil, yere oturarak kılmaları uygundur."

"KAHVEHANEYE BENZETECEKLER"

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan İlahiyatçı Yazar Osman Ünlü, tabureyle namaz kılmanın dinen uygun olmadığını, fıkıh kitaplarında namazın nasıl kılınacağının yeteri kadar anlatıldığını söyledi. Kitaplarda yer alan namazı ayakta kılamayanlar için ‘oturarak kılın’ yazılarının yanlış yöne çekildiğini kaydeden Ünlü, “Burada oturmaktan maksat bağdaş kurarak namaz kılın anlamındadır. Bağdaş da kuramıyorsa o zaman ayaklarını kıble istikametinde uzatın ve o şekilde namaz kılın. Secdeye de nasıl gider derseniz de secdeye gitmesine hiç gerek yok. Çünkü ayaklarını kıbleye istikametine uzatmıştır. Tekbirini oturduğu yerde alır, ellerini bağlar, rükû için de biraz eğilir. Secde için de bundan biraz daha eğilir buyuruluyor. Dinimizin, nasıl kılınacağı konusu anlatılırken ayakta duramayanlar için bu bildirilmiştir” diye konuştu. Her şeyin çok açık ve net bir şekilde yazıldığını ifade eden Ünlü, “Son zamanlarda bakıyoruz ki vatandaşlar kendi inisiyatifiyle taburelerini alıyor camiye geliyor. Bir baktık ki bu iş çığırından çıkmış bir vaziyet alıyor. Ondan sonra da camilerde hususi yerler yapılmaya başlanılıyor. Neredeyse kahvehaneye, kafeye benzeteceklerdi. Bunun önüne geçmek için Diyanet İşleri açıklamalarda bulundu. Oysaki kitaplara bakılsa bunlara hiç gerek kalmayacak” dedi.

Hükümetin Terör Örgütü PKK yandaşı memurlar hakkında işlem yapmaya başlaması üzerine bazı müftülüklerde Diyanet-Sen üyesi İmam Hatip ve Kuran Kursu öğreticilerinin İKYS üzerinde Dives üyesi olarak gösterildiği tespit edildi.  Bu durum, hiç alakası olmayan kişilerin PKK yandaşı gibi görülmesine yol açtı.  Oysa sendikalar üye olma ve çekilme şartları bellidir.  Bir kimse üyesi olduğu sendikadan çekilme dilekçesi vermediği ve başka sendikaya geçmek için başvurusu olmadığı halde bir sendikanın üyesi olarak gösterilmesi evrakta sahtecilik olduğu kadar hapis cezasını da gerektiren bir suç.

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi” başlıklı 118. maddesine göre “Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” denilmektedir.
Sendika konusunda özellikle müftülüklerde sorumlu olan VHKİ’lerin ciddiyetsizliği ve vurdumduymazlığı, bağlı oldukları sendika adına yaptıkları tetikçilik herkesin malumu.  Bu konuda din görevlilerinin eskiye nazaran daha dikkatli olmaları, maaş bordrolarında sendika kesintisinin olup olmadığını, eğer sendika üyeleri iseler hangi sendikaya kesintilerinin yapıldığını kontrol etmeleri kendileri ve gelecekleri açısından oldukça önemli.
Sayın Cumhurbaşkanımızın "At izi it izine karıştı" açıklamasını teyit etmek, kafaları bulandırmak, 15 temmuz süreci ile başlayan soruşturmaları sulandırmak ve inandırıcılığını yitirmek için sorumsuz davranan VHKİ’lere karşı memurların eskisine nazaran daha dikkatli olmaları tespit edilen ama giderilmeyen yanlışlıklarda bağlı oldukları birime başvurarak gerekli şikayette bulunmaları önem arz etmektedir.

Diyanet İşleri Başkanlığınca 81 il müftülüğüne gönderilen genelgeyle, kış saati uygulamasının kaldırılması nedeniyle Diyanet Takvimindeki namaz saatlerine 30 Ekim'den itibaren bir saat eklenerek ezanların okunması istendi. Diyanet İşleri Başkanlığı, müftülüklerden, kış saati uygulamasının kaldırılması nedeniyle, daha önceden hazırlanan Diyanet Takvimindeki namaz saatlerine 30 Ekim'den itibaren bir saat ekleyerek ezanların okunmasını istedi. Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan ileri saat uygulaması genelgesi, 81 il müftülüğüne gönderildi.

Genelgede, Diyanet Takviminin ön yüzünde bulunan namaz vakitlerinin Bakanlar Kurulunun saatlerin geri alınması kararına göre yayına hazırlandığı ve basımının yapıldığı belirtilerek, Bakanlar Kurulunun yeni kararı uyarınca yaz saati uygulamasının yıl boyu sürdürülmesinin kararlaştırıldığı hatırlatıldı. Bu durumda, 30 Ekim-31 Aralık arasındaki günlerde, takvimlerde yer alan namaz vakitlerine bir saat eklenerek ezanların okutulması gerektiği bildirildi.

Öte yandan, Diyanet İşleri Başkanlığı yetkilileri, yaz saati uygulamasının devam etmesi dolayısıyla vatandaşların da bu duruma dikkat ederek Diyanet Takvimindeki namaz saatlerine bir saat eklemeleri uyarısında bulundu.

Resmi Gazete'de 8 Eylül de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla 30 Ekim Pazar günü 04.00'ten itibaren saatlerin bir saat ileri alınması uygulaması olan "kış saati" uygulaması kaldırılmıştı.

Diğer Makaleler...